Bundan yaklaşık elli yıl önce emniyet kemeri takma zorunluluğu getiren yasalar yürürlüğe girdiğinde toplumda büyük çaplı tepki doğmuştu. Ancak zamanla gündelik hayatın bir parçası hâline gelen bu kuraldan artık kimsenin bir şikâyeti yok. Hem bireyi hem toplumu korumak için bugün hükümetler, Covid-19'a karşı aşılamayı aynı şekilde zorunlu kılabilirler.
Bu yazıyı Avustralya'nın Victoria eyaletinden yazıyorum. Victoria, 1970 yılında, dünyada emniyet kemeri takmanın ilk defa zorunlu kılındığı yer. Ancak yasa, bireysel özgürlükleri kısıtladığı gerekçesiyle yoğun bir şekilde eleştirilmişti, yine de Victorialılar yasayı sonunda kabullendi çünkü hayat kurtarıyordu. Tarihi ileri sardığımızda, günümüzde benzeri bir yasanın uygulanmadığı ülke neredeyse kalmadı. Birinin, "Emniyet kemersiz araba sürme özgürlüğüm kısıtlanıyor," dediğini en son ne zaman duydum hatırlamıyorum.
Onun yerine şimdi Covid-19'a sebep olan virüse karşı aşılanmama özgürlüğüne dair söylemler duyuyoruz. Olimpiyatlarda Amerika'yı temsil etmiş okçu Brady Ellison, "Aşı olmama kararım 'yüzde yüz kişisel bir karardı,'" diyor ve ekliyor, "kararıma saygı duymayan herkes, insanların özgürlüklerini hiçe sayıyordur."
Tuhaf olan şey, emniyet kemeri takılmasını zorunlu kılan yasaların düpedüz bireylerin özgürlüğünü ihlal ederken, diğer insanların güvenli bir şekilde gündelik hayatta yaptıklarına enfeksiyon kapmadan devam edebilme özgürlüklerini sağlamak için bir başka çeşit özgürlükleri -aşı olmama özgürlüğü- aşılamayla kısıtlanıyor.

Peter Singer
Beni yanlış anlamayın. Emniyet kemeri takma zorunluluğu getiren yasaları tamamen doğru buluyorum. Araştırmalara göre bu yasalar, Amerika'da yaklaşık olarak 370000 can kurtardı ve birçok yaralanmanın önüne geçti. Yine de bu, emniyet kemeri yasalarının paternalist olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu tarz kurallar, bizi kendi iyiliğimiz için belli davranışlarda bulunmaya zorlar ve John Stuart Mill'in şu meşhur prensibini ihlal eder: "Medeni bir toplumun herhangi bir üyesi üzerinde, kendi iradesine karşı, başkalarına zarar vermesini engelleme amacı dışında güç kullanılması yanlıştır." Bireyi onun yararını gözeterek bir davranışa zorlamak "yeterli bir gerekçe değildir."
Mill'in prensibi hakkında, özellikle gönüllü ötenaziyi ve iki yetişkinin rızası olan homoseksüel ilişkileri engelleyen yasalara karşı kullanımı konusunda söylenecek çok şey var. Ancak Mill'in "medeni" toplumların kendi rasyonel kararlarını verebileceğine ve kendi yararlarını gözetebileceğine inancı tamdı.
Emniyet kemeri takma zorunluluğu yürürlüğe girmeden önce devletler, insanları emniyet kemeri takmamanın riskleri konusunda eğitmek için seferberlik ilan etti. Bu seferberlikler, tabi ki emniyet kemeri takan insan sayısında olumlu sonuçlar verdi ancak emniyet kemeri kullanım oranı bugünkü durumun yanına bile yaklaşamadı.
Bunun sebebiyse, risk az ama felâket büyük olduğu zaman, Mill'in öngördüğünün aksine, kendimizi koruma konusunda başarılı değiliz. Arabaya her bindiğimizde bizi ciddi bir şekilde yaralayacak bir kaza geçirmemizin ihtimali oldukça düşük. Yine de, emniyet kemeri takmanın hiçbir bedeli olmadığını göz önünde bulundurduğumuzda, akıllıca bir hesapla emniyet kemeri takmamanın tamamen saçma olduğu çıkarımını yapabiliriz. Araba kazası geçiren ve yaralanarak kurtulanlar emniyet kemeri takmamanın ne kadar akıldışı bir davranış olduğunu bilirler. Ancak artık çok geçtir.
Aşılamayla ilgili yaşadığımız durumda buna benziyor. Alabama Birmingham'da bir hastanede doktor olan Brytney Cobia, yakın zamanda attığı bir Facebook gönderisinde yaşadığı deneyimi şöyle aktarıyor:
"Genç ve sağlıklı insanlar, çok ciddi COVID enfeksiyonuyla hastaneye yatıyorlar. Entübe edilmeden önce son defa yaptıkları şey, genellikle, aşı olmak için bana yalvarmaları oluyor. Ellerini avcuma alıp onlara çok üzgün olduğumu söylemekten başka bir şey yapamıyorum çünkü artık çok geç. Birkaç gün sonra ölüm haberlerini vermek için ailelerine sarıldığımda, onlara ölüyü onurlandırmanın en iyi yolunun aşı olmak ve başkalarını da aşıya ikna etmek olduğunu söylüyorum. Ağlıyorlar. Bana bilmediklerini söylüyorlar. Tüm aşı olayı bir uydurmacaymış. Siyasi bir oyunmuş. Sadece "grip"miş. Belli bir kan grubuna veya belli bir deri rengine sahip olmalarının onları hastalıktan koruyacağına inanmışlar. Hata etmişler. Keşke geriye dönüp aşı olabilselermiş. Ancak dönemezler."
Birçok insanın, sonradan pişman olacağı kararlar vermemesi için Covid-19 aşılaması zorunlu olmalı. "Bunu kendileri istedi, bırakın ölsünler," demek için kişinin kalpsiz bir canavar olması gerekiyor.
Çeviren: Alper Güngör
(Project Syndicate)






