Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Haziran 2024

Edebiyat

Niçin Edebiyat Klasiklerinin Yeni Çevirilerine İhtiyaç Duyuyoruz?

Enrico Monti

Paylaş

0

0


Çünkü yeniden çevirisini yapmaktan asla vazgeçmediğimiz metinler, klasik eserlerdir.

Gregor Samsa’nın ya da Jay Gatsby’nin maceralarının peşinde raflar arasında dolanıyorsanız çözülmesi güç bir ikilemle karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu muazzam edebiyat klasiklerinin hangi versiyonunu seçeceksiniz? Zira bulunduğunuz yer donanımlı bir kütüphane veya kitapçıysa Dönüşüm ya da Muhteşem Gatsby’nin yedi farklı çevirisini bulabilirsiniz. 

Burada bahsettiğimiz farklı edisyonlar değil ama daha ziyade farklı metinler, farklı kelimeler. Hem bizler Kafka ya da Fitzgerald okuduğumuzu düşünürken aslında okuduğumuz kelimeler bu iki başyapıtı Fransızcaya kazandıran Vialatte, Lortholary, Lefebvre, Llona, Wolkenstein, Jaworski gibi çevirmenlerin kelimeleridir.

O halde hangi çeviriyi tercih edeceksiniz? Çoğumuz kendimizi, frankofon klasiklerinin seçiminde bizi yönlendiren aynı kriterlere bırakırız: belli bir yayınevine ya da koleksiyona olan düşkünlüğümüz ya da fiyat ve kapak tasarımı gibi metin dışı unsurlar…Seçimlerimiz, çeviri edebiyatın görünmez figürleri ve gayri şahsi olduğunu düşündüğümüz bir temsilin sessiz aktörleri olan çevirmenlerin ününden nadiren etkilenir.

Peki ne oluyor da, bütün bu çevirmenler hep aynı metinler üzerinde bu denli telaşa kapılıyor? Makul bir soru, hele ki hâlâ çeviri için bekleyen metinlerin sayısını hesaba katarsak. Şayet asıl amaç kaynak dilde yazılan bir metni o dili bilmeyen okurlar için erişilebilir kılmaksa o zaman aynı metni yeniden çevirmenin ne anlamı var? Bugün Fransızların pek azı Dante’yi, Cervantes’i ya da Shakespeare’i yüz yıllık bir Fransızcadan okumaya gönüllüyken İtalyanlar, İspanyollar ve İngilizler kendi yazarlarını yüz yıllık bir dilden okumaya devam ediyor.

O halde niçin hâlâ yabancı dilde yazılan klasiklerin çevirisini yapıp duruyoruz? Bu sorudaki kelimelerin sırasını değiştirelim: çünkü yeniden çevirisini yapmaktan asla vazgeçmediğimiz metinler, klasik eserlerdir. Başka bir deyişle yeniden çeviri dediğimiz olgu hem paradoksaldır hem de kültür dediğimiz yapının doğasında vardır. Öyle ki, çeviri tarihi üzerine çalışan Michel Ballard bunun, çeviri tarihinin değişmez niteliklerinden biri olduğunu belirtir.

klasik edebiyat roman

Çevirinin sansürlenmesi, metinde karşılaştığımız belirsizlikler ve çevirinin yaşlanması

Elbette bunun pek çok sebebi var. Bunun arkasındaki itici güç çoğu zaman mevcut çevirilerden ileri gelen ve farklı sebeplerden kaynaklanabilen memnuniyetsizlik duygusu. Örneğin ideolojik ya da ahlaki saiklerle karşımıza çıkan ve okuru metnin çeşitli yönlerinden mahrum bırakan sansür biçimleri. Metnin belli referanslardan ya da onu üreten kültürle ilişkili hususlardan arındırıldığını görmek için illa diktatörlere ihtiyacımız yok. Diğer durumlarda hoşnutsuzluk çeviri hatalarından ya da belirsizliklerden kaynaklanabilir. İnternetin olmadığı dönemlerde çevirmenlerin nasıl çalıştığını düşünün: en basit kontrolün bile günlerce sürdüğü otuz yıl öncesiyle her şeye anında ulaşabilen bizler arasındaki devasa uçurum.

Çeviri tarihinin en meşhur hatalarından biri olduğu düşünülen Michelangelo’nun Musa’sını (1515) ele alalım. Ünlü heykeltraş Musa’yı tasvir ederken İncil’in 1100 yıl evvel Aziz Jerome tarafından yapılan çevirisini esas alır ve heykelin başına bir çift boynuz kondurur. Çünkü İbranice yalnızca ünsüz harflerle yazılır ve Mısır’dan Ayrılış’ın (Exodus) büyük bir kısmında karşımıza çıkan “krn” kelimesi keren olarak düşünüldüğünde boynuzlu, karan olarak düşünüldüğündeyse ışıltılı anlamına gelir. Aziz Jerome tercümesinde kelimenin karan değil ama keren olduğunu düşünür ve Hristiyan ikonografisi de uzun süre bundan etkilenir. Yasa tabletlerini alan Musa’nın yüzüyse ancak çağdaş çevirilerden sonra ışıldamaya başlar. Fakat kelime seçimindeki muğlaklığı en iyi ifade eden kişi, muhtemelen  “göstergelerarası” bir yorumla orta yolup bulup Musa’yı ışıktan boynuzlarla resmeden Chagall olmuştur.

Yeniden çevirinin bir başka sebebiyse mevcut çevirilerin yaşlanmış olması. Peki ya “orijinal” metinler? Elbet onlar da yaşlanır ama daha farklı bir biçimde. Orijinal eserler yaşlandıkça daha cazip hale gelirken çeviriler groteskleşir. İkisi arasındaki fark, orijinal eserle çeviri eserin statüsünden kaynaklanır: çeviri, asli metinden türetilen tali bir metindir ve bu statü onu, gerçek edebi metinlerin sahip olduğu otoriteden mahrum bırakır.  

Buna bir de – derleme dilbilim (corpus linguistics) tarafından yaygın bir biçimde ortaya konduğu üzere – üslup bakımından daha muhafazakâr olma eğilimi gösteren çevirinin, edebiyat eserinin özünü teşkil eden anlam yükünden yoksun olabileceği gerçeğini ekleyebiliriz. Metnin yaşlandığına dair izlenim, hedef kültürün daha iyi bilinmemesinden ya da eskiden bilinmemekle beraber günümüzde artık sıradan hale gelmiş bazı kültürel unsurlardan da kaynaklanabilir. Mesela savaş sonrası çevirilerde zaman zaman rastladığımız, “pop-corn” kelimesini açıklayan bir dipnot günümüz açısından gereksiz olduğu kadar da komiktir.

Fakat öyle zamanlar olur ki, yeniden yapılan çevirinin başlıkta, karakterlerde ya da anahtar kelimelerde öngördüğü kimi değişiklikler istikrarı bozar ve doğru ya da yanlış pek çok tartışmayı beraberinde getirir. Mesela Orwell’in 1984’ünde geçen novlangue (newspeak, yeni söylem) kelimesi metnin yeniden çevirisinde neoparler olarak değişmiş ve bu, okurlar kadar eleştirmenlerce de tartışılmıştır.  İlahi metinler bakımından öngörülen değişikliklerin istikrarı çok daha fazla bozduğu ve bir o kadar da tartışmalı olduğuysa Rabbin Duası’nda (la prière du Notre Père) yapılan değişikliklerin* yol açtığı tepkilerden anlaşılabilir.

Bazı durumlardaysa orijinal olduğunu düşündüğümüz bir metnin aslında türetilmiş olduğu ortaya çıkar. Bunun en bilinen örneklerinden biri Kafka’nın yazmış olduğu kitaplar. Yeniden çeviriler sayesinde orijinal metinlerin aslında Max Brod tarafından değiştirildiği ortaya çıktı – o zamandan beri çevirilerde Max Brod’un editörlüğünden arındırılmış gerçek Kafka metinleri kullanılıyor.

Yeniden çeviri kararı verilmesinin bir başka sebebiyse editöryal ya da mali olabilir. Zira öyle metinler vardır ki, yayınevi açısından eski çeviriyi redakte edip yeniden yayımlamaktansa sıfırdan yeni bir çeviri yaptırmak daha kolay, daha ucuz ve daha kazançlıdır.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

* Duada yer alan ve Tanrı’nın insanları günaha sürükleyebileceğini ima ettiği düşünülen “bizi günaha sokma” ifadesi, “günah işlememize izin verme” şeklinde değiştirilmiştir.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bilinmeyenden Bilinene...Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Marie Lebert

15 Ocak 2025

19. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Çeviri Tarih..

Çevirmenler, geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli rollere sahiptir ve yazarların yanı sıra çevirmenlerin ismini de unutmamak gerekir.Dillerin ve kültürlerin zenginliğine katkıda bulunan çevirmenler, tarihin hangi dönemi olursa olsun toplumd..

Devamı..

Dünyanın En Görünmez Kişisi

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024