Ocağı Yakın!
24 Mayıs 2017 Ne Haber

Ocağı Yakın!


Twitter'da Paylaş
0

Şükrü Erbaş
İnsan sevdiğinin bir sözüne küser mi... Akşama kadar karın zarında bir acıyla çocuklarını sevdi. İnsan sevdiğinin söylemediği sözüne de küserdi. Alacakaranlık çınlıyordu. Pencereler alıp başını gitmişti. Ağaçlar yapraklarından gökyüzüne asılmıştı. Bahçe duvarı yağmurla birlikte toprağa iniyor, sonra rüzgârla yeniden çatılara çıkıyordu. Yatak akşamdan beri keder atlasıydı. Kadın fitilinden yanan bir kandildi. Kâkülleri dudaklarına gözyaşı gölleri indiriyordu. Bir kuyuda bir kız, rüyasına ağlıyordu. Anne gam yükü, baba bir boşluk fotoğrafıydı. Evler, evler, evler... birinden ötekine ilk sevmede geçiliyordu. Fesleğenli gülhatmili bir avluda bir oğlan kamaşıp duruyordu. Sesi, bütün evlerde sararıp duran arzulardan geliyordu. Ayva sarı tüylerinde bütün kızlar titriyordu. Dünya bir cep aynasıydı. Saçlarını rüzgârla tarıyordu. Kızın parmakları bütün baharlardan inceydi, yeşildi. Dolunay gökyüzünü bırakmış, gelmiş al yanaklarında terliyordu. Kirpiklerinin her açılıp kapanmasında bin ağaç çiçekleniyor, bin ağaç yaprak döküyordu. Bir kuş gelmiş bir çalıda eğleniyor diyordu oğlan. Kız, saçlarını bahçe duvarlarından aşırıyordu. Zaman, beden olmuştu, beden, zaman. Sonra her şey yaşlandı. Geceler karardı. Gündüzler bir sonsuz yorgunluk. Oğlanın türküsü acılaştıkça acılaştı. Kızın bedenini çocuklar kapladı. Herkes gibi avluda oturdular. Ekinleri konuştular, tavukları konuştular, komşuları konuştular. Zaman soğuyordu. İncinme derine düşüyordu. Kız, beliklerini çözmüyordu artık. Oğlan babasından eski bir iç çekişti. Kandilin ışığı çarşaflarda sönüyordu. Tepeler eşiklere kadar geliyor, sonra dünyanın da ötesine gidiyordu. Bozkır inip inip kalkıyordu. Güneş yapraklanmaya başlamıştı. Bugün de gözyaşı boyalı bir yalnızlık doğuyordu. Bir ses Tanrıya kadar yükseldi: Ocağı yakın! Nisan, 2017

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR