Özgür Çırak’ın ‘uzun öykü’ olarak nitelendirdiği novellası Ormandan Gece Gelen yazarın 2020 Türkan Saylan Sanat Ödülü alan Sıcacık Bir Ev kitabından sonra yazılan ikinci öykü kitabıdır. Raflarda Notabene etiketiyle yerini alan kitap Gezi Parkı’na ithafen, Turgut Uyar’ın Geyikli Gece şiiriyle açılır. Bu giriş, novellanın atmosferiyle de uyumludur. Başlangıçta Harun’un hikâyesi gibidir anlatılan.
Harun, aile içinde yapılan yazısız antlaşmanın taraflarından biri olarak kardeşsiz kalmanın bedelini öder gibidir. Edilgen bir babanın oğlu olmanın kaderi biçilmiştir üstüne. Cezve misali, pencere kenarlarında kök salan bir babanın, çocuğu elinden alındıktan sonra sus olan annenin ve eril gücün simgesi küçük amcanın gölgesinde serpilen Harun.
“Ben bir ikameydim, kuru sandalyede oturmaktan ağrıyan sırtın arkasına konulan minder, oyuk, çürük dişe yapılan dolgu, soğuk gelen kapının altındaki boşluğa serilen bezdim, doğumumla annemin kucağı ısınacak, bebe kokusuyla sakinleyecek, memeleri başka bir ağzın içine dolacak, çocuk büyüdükçe yarasına iyi gelecektim ama annemin aklı yanına sözünü, gülüşünü alıp uzak diyarlara gitti” (s.15).
Cem’in ilk gençlik yıllarında yaşadığı travma, peşini bırakmaz. Okumak, yaralarını sağaltır bir nebze. Teğmen Drago’nun hikâyesiyle yatıp kalkan Cem, karakolun mutfağında geçirir zamanını kimi zaman düşle gerçek arasında. Yazar, metinlerarasılıkla Dino Buzzatti’nin Tatar Çölü’ne selam göndermeyi de ihmal etmez.
“Yine aynı sayfayı dönüp dönüp okuduğunu fark ediyor. İster misin otuz bir yıl sürsün Teğmen Drago’nun hikâyesi. Kitabı açık kalacak şekilde masaya bırakıyor” (s.55).
Harun, Cem ve Karaca’nın yolları, bir sınır karakolunda kesişir. Egemen güç, bu karakolda Olgun Astsubay olarak gösterir kendini.
Komutanın gür sesini herkes duyuyor: “Askerlik feragat etmek, sabretmek ve beklemektir” (s.41).
Ihlamur, kuşlar, kapılar, kara ağız metinde tekrar eden motiflerdendir. Kahramanların ruh hallerini açımlayan, anahtar sözcüklerdir bunlar.
“Karakolun avlusunun ağır demir kapısı, çocukluğunun demir kapıları- kiler, kömürlük, sokak kapısı- gibi kara ağızlı. Kapıların ardı siyah, kendince derin” (s.78).
Kitapta metnin sesi, atmosferle başat ölçüdedir. Metnin ritmine eşlik eden parçalar, okuyucuyu metnin atmosferine dâhil eder (Göksel’den Kurşuni Renkler, Ferdi Tayfur’dan Fadime’nin Düğünü, Urfa türküsü).
Uzun Öykü’nün Harun karakteriyle başlayıp, Cem karakteriyle sonlanması şaşırtmacalı bir durum gibi görünse de öykünün yol alışıyla ilgili olduğunu görmekteyiz sayfalar ilerledikçe. Ormanın derinliklerinde biz de Karaca ve Cem’le yol alırız. Dolayısıyla atmosfer kurulumu açısından başarılıdır metin.
Pürüzsüz bir dil, orijinal benzetmeler dilini yetkinleştirmeye çalışan genç bir yazarın varlığını duyuruyor.
“… annemin babama verdiği değer bu cezve kadardı, sobanın üstünde kaynar durur, yedi ceddimizin iyiye güzele dair yaptığı ne varsa, mükafatıymış gibi güzel kokardı” (s.11).
Romana evrilmeye göz kırpan Ormandan Gece Gelen, Karaca’yla ilgili büyülü gerçekçi kısımlarda ise Maupassant’ın Horla’sı ve Faruk Duman’ın Sus Barbatus’undan el almış gibidir.
Kaynak: Ormandan Gece Gelen, Özgür Çırak, Notabene yayınları, 93 sayfa, 2021






