Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Ocak 2023

Öykü

pazar hâinleri / III-IV

Tan Doğan

Paylaş

0

0


pazar hâinleri / III

(…) bu sabâh geç uyandım ilk kez! ilk kez? evet, ilk kez. banyo diye mutfağa, jilet diye bıçağa, ayna diye cama… kâbûs sürüyor: sabun yiyorum, idrar içiyorum, ağzımı siliyorum tahâret beziyle! ‘karanlığa alışanın aydınlığı olmaz’ diyor baykuşum bu kez rûhuma.. ilk kez rûhuma! aklım karışıyor: sen kimsin diye efeleniyorum zaman’a sersem sepet: sen kimsin ve ne işin var ben’de?! ne çok ses-söz var! gün gürültüsü fenâ, pek fenâ (…)

beklemek

zaman-öte, rûh işi. ve yersiz-yurtsuz sabır. sâbıkalıdır hayat tâ tanrı’dan beri. dünün geleceğe bağıdır gün: çürük ip. umudun gönlü dar. kelimesi kelimesine yalandır ‘yarın’ ve öbür gün ve ertesi gün ve… huzûr gelmeyecek ki kurtuluş olsun. büyük ağız, buruşuk yüz: dil ve sûret. ve dahi yürümek de ne, ölgüne?! dur, durabildiğin kadar olduğun yerde. yer-öte de rûh işi. yâni yanmışız, yâni yanlışız, yâni yalnızız, yâni: boşluğun yokluğunda gelgeçtir insan.

*

manikir-pedikir

çürük tırnak küf kokuyor. ölü deriyi kesen makas pas. sinire değen törpü ömür çığlığı. çuval çuval çuvaldızla kir temizlenmez.

**

zâlim gölge

gölge’dir sabâh-akşam gerçeğin olmadığını zaman tokmağıyla başımıza vuran yokluğun çocuğu ki boşu boşuna bakar ömrümüz güneş’in gözünün içine, ay’ın karanlık yüzünün gizine ‘umut’ diye yalandan; ey! avuntu: senden zâlimi yok.

***

kim ki…

kim eksilse kimse anlamaz, anlam verdiğinden ölüme.

kim çoğalsa kimse anlamaz, anlam veremediğinden ömre.

****

tayf

bu sabâh geç uyandım ilk kez! ilk kez? evet, ilk kez. banyo diye mutfağa, jilet diye bıçağa, ayna diye cama… kâbûs sürüyor: sabun yiyorum, idrar içiyorum, ağzımı siliyorum tahâret beziyle! ‘karanlığa alışanın aydınlığı olmaz’ diyor baykuşum bu kez rûhuma.. ilk kez rûhuma! aklım karışıyor: sen kimsin diye efeleniyorum zaman’a sersem sepet: sen kimsin ve ne işin var ben’de?! ne çok ses-söz var! gün gürültüsü fenâ, pek fenâ. nasıl da bozulur yalnızlığım! mutfak tezgâhında kâğıt-kalem, kanepede kelimeler, şaşkın. içmek için çok erken ––‘su’ mu dedi yelkovan, ‘çay’ mı dedi akrep veyâhut örümcek ‘sâde kahve’, sinek ‘süt…’  saat kaç? karga boku… tül, güneşlik, perde… gölgesi kaçmış mekândan hayır gelmez dedim duvarlara, tavanlara oda oda da, bu ev kimin? içim çekiyor öksüz-yetim sahiline dağ dağ, kaya kaya, taş taş, kum kum: mutsuzum! ne güneş’i seviyorum ne aydınlığı. sabâhın körü iyidir, gecenin aşkı: sükût ve huzûr. çarşafı doladım başıma, kapandım yere yüzükoyun; iki orta parmağım iki kulağıma tıpa; içli içli çekiyorum burnumu çocuk çocuk; damla damla gözlerimde gizli bebekler, yürütemiyorum sabâhı güne! nef(e)simi tutacağım çürüyene dek.

*****

pazar hâinleri / IV

ümmî

‘iddiâ ediyorum’ diyor, ‘ne vakit babam mektebe kaydetti beni, o vakit bittim.’

yaşını-başını almışa lâf geçmez.. susuyorum.

‘mâmâfih hem huzûr sâhîbiydim hem rûhum hürdü, tâ ki alfabe’ye düşene dek.’

şaşkın-şabalak bir bakan körüm!

‘her beşer bin dert.. ot da, at da, it de dostumdu.’

bir şehirliden köylü îtirâfları!

‘îtirâf.. evet, îtirâf işte: mektep beni bozdu.’

adam koca prof. e bir bildiği var herhâl.

‘bildiğim-mildiğim bir halt da yok.. her kitap bir baş belâsı.’

pörtlettim gözlerimi, dilimi yuttum!

‘dört duvar üstüne dört duvar: tutsağıyım yalnızlığımın.’

acımadım desem, yalan. bir de başladı mı ağlamaya!

‘anam demişti, “torpahtan gaçma.” âh! anacığım âh!’          

sonra yine ağlama!

‘bana kör câhil deselerdi, ne gam.’

pörsük hâlde direksiyon sallıyorum!

‘burdan sola dön’ diyor, ‘burdan da sağa’.. dönüyorum.

‘dönmekte geç kaldım, çoook geç!’

ne dertliymiş üstad meğer! diyorum kendime.

‘ne gozel anam kaldı ne deyyus babam.’

aman efendim öyle demeyin de demedim.

‘dosdoğru yürü kaptan.. hiç kırmadan.’,

başımı sallıyorum.. hepsi bu.

‘ne çoluk-çocuğum var ne dost-arkadaş!’

bu kadar mı yalnız olur insan?!

‘köy, eski köyüm mü, bakalım?!’

bilemedim bile demedim.

‘hem beni kâbûl edecekler mi ki?’

mîrâsyedi olduğunu anlattı.

‘mirasyediliğim de bir ev, bir ahır!’

bakın zavallının kör tâlihine!

‘ha.. biraz da toprak-moprak, falan-feşmekân…’

ne güzel işte!

‘ek, biç, öl.. kadere bak.. kötü kadere!’

ölesi gelmiş meğer koca profun!

‘baştan çıkmayacaktım köyden.. tâ baştan!’

e bana ne!

‘okuyup yazmak kara, kapkara sevdâ!’

e fenâ mı işte! keşke ben…

‘keşke senin gibi şoför-moför olsaydım!’

haydaaa… hoca bana sarmasa bâri.

‘yok, yoook.. çobanlık iyiydi.. âh! ahmak başım!

çok şükür yırttım.

‘burdan sola.. yine sola.. şimdi sağa.’

gün ağarıyor.

‘çoluk-çocuk varsa okutma.’

koca âlim hayattan soğuttu beni!

‘şoför olsun onlar da.. kekâ.’

bende çıt yok ve de ya sabır!

‘şu câmiyi geçince’.. geçtim.

‘şu çeşmeyi dönünce’.. döndüm.

‘şu kavağa varınca’.. vardım.

parasını verdi, takadan indi, sürdürdü söylenmeyi: ‘ ümmî kalmalıydım ben, ümmî!’

hemen gazladım gerisin geri oradan.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Okuyabileceğinden fazla kitap alanlar...Denis Gürcü
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

10 Mart 2025

Amerikan Rüyası

Sylvia Plath bir gençlik hastalığı, ancak genç yaşta sevilebilecek, belli tipte genç kızların sevdiği bir şair olarak kodlanmış nedense…Bu yaz bir iş dolayısıyla, Amerika’nın iç kesimlerinde, oldukça muhazafakâr bir kısmında kendimle yaşıt Cumhuriyetçi Parti taraftarı bir grup insanla..

Devamı..

Venüs Retrosu

Bengi Kaya

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024