Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

11 Nisan 2024

Kitap

Polisiyenin Arkeolojiyle Buluştuğu Nokta: Patasana

Serkan Parlak

Paylaş

0

0


Tabletlerde yazılanları kurgularken yazar Ahmet Ümit arkeoloji alanında yaptığı araştırmaları kurmaca gerçekliğe dönüştürüyor.

Edebiyat bir sanat türüdür ancak tarih, psikoloji, sosyoloji, matematik, arkeoloji gibi birçok bilim dalıyla disiplinler arası etkileşim halindedir. Yazar yapıtını üretirken farklı bilim dallarının verilerinden, o alandaki gelişmelerden faydalanabilir. Yapıtının merkezinde yer alan konu ya da izleği, faydalanacağı öteki alanlarla ilişkilendirerek metnine son halini vermeye çalışır. Yazar, ne kadar farklı alanda bilgiye sahipse eserlerinde o kadar farklı meseleye değinebilir. Yaptığı araştırmalardan, okuduklarından, izlediklerinden, gördüklerinden ve deneyimlerinden yola çıkarak yapıtının inandırıcılığı ve gerçekliğini o ölçüde güçlendirebilir.

Sanat eserleri kurmacadır. Nitelikli okurlar bir romanı okumaya başladığında metnin yazarın kurduğu bir dünya olduğunu kabul ederek onunla hayali bir sözleşme imzalar. Kurmaca evrenin gerçek dünyada izleri olduğunu bilse de bu durum metin aracılığıyla yaratılan dünyanın uydurma olduğu gerçeğini değiştirmez. Yazarlar anlattıklarının bazen gerçeklik duygusu vermesini de ister öte yandan. Bu yüzden romanlarında mantık hatası olmamasını, yanlış bilgilere yer verilmemesini ve tarihsel gerçeğin tahrif edilmemesini isteyebilirler. Sürekli araştırmaları, okumaları ya da farklı alanlarda bilgi sahibi olmaya çalışmaları yazdıklarının gerçeklerle olan ilişkisini güçlendirir. Ahmet Ümit’in Patasana adlı romanında kurmaca gerçekliğini güçlendirmek için araştırmalarını yeniden üreterek "Çivi yazısı. Aslında Geç Hititler, hiyeroglif kullanıyor. Daha dayanıklı olması için yazman, çivi yazısı kullanmış, üstelik tabletlerin daha geniş kesimlere ulaşması için Akad dilinde yazmış. Akadca, o zamanların İngilizcesi gibi bir dil... Mezopotamya'da, Anadolu'da farklı ülkelerin anlaştığı yazı dili," tarzı birçok cümle aracılığıyla metne dahil ettiğini görebiliriz.

Edebiyatın temelinde insan vardır. İnsanı anlamak ya da insanın kendini anlamasına çalışmak edebiyatın kayda değer araştırmaları arasındadır. Bunu yaparken yine temelde insanın olduğu birçok bilim dalıyla etkileşim kurması doğaldır. İnsanın ruh durumunu verirken psikolojiden, toplumsal bir varlık olan insanı yine yaşadığı toplum içinde anlatırken sosyolojiden, insanların geçmişte bıraktıklarından yola çıkarak bir şeyleri anlamaya çalışırken ise tarihten ya da arkeoloji bilimlerinden yararlanabilir. Bu bilim dallarından yararlanırken, bu bilimlerin üretmiş olduğu bilgileri doğru kullanması gerekir.  

Ahmet Ümit’in Patasana romanı, Hititler döneminden kalma tabletleri Antep’te bir kazı ekibinin bulması üzerine kurulu. Roman, başından sonuna kadar sürükleyici. Bu durumun temel nedeni, bulunan yirmi sekiz tabletteki yazıların çözülmesi, bu arada işlenen cinayetlerden hareketle katilin bulunması meseleleri. Romanın temel derdi kazı ekibinin yaşadığı ve çözmeye çalıştığı gizemli cinayetlerken, Patasana’nın yazdıklarının bulunup anlaşılması ise merak unsurunu güçlendiren yan olay. Bu nedenle yapıt, bilimsel arkeoloji kitabı değil, polisiye roman. Peki, Patasana’nın yazdığı yirmi sekiz tabletin içi içe geçmiş halde anlatılması bu roman için neden gerekli olabilir? Anlatıcının anlatmak istedikleriyle örtüşen bir ortam, atmosfer yaratılması için tabi ki. Romanda olaylar Antep’te geçiyor. Olup bitenleri yaşayanlar yerli halktan kişiler değil. Dışarıdan gelmelerinin nedenleri olmak zorunda. Halkın onlara karşı tepkisinin temelinde dini inançları yatıyor. Bilimsel buluşlar onlar için hiçbir şey ifade etmiyor. Ölümlerin sebebini rahatsız edilen yatıra bağlamak bu tespitin en önemli kanıtlarından biri. Anlatıcı, Patasana’nın yaşadıklarını anlatırken insanların çok da değişmediğini göstermek istiyor aslında. Tabletlerde yazılanları kurgularken yazar Ahmet Ümit arkeoloji alanında yaptığı araştırmaları kurmaca gerçekliğe dönüştürüyor. Bir kazı ekibi neler yapar ve Hititler Dönemi’nde neler olup bitti tarzı bilgilere yer vererek romanın inandırıcılığını artırma yoluna gidiyor.                                                                                            

Sonuç olarak yazarlar yapıtlarında farklı dünyalar yaratmak için hayal güçlerini kullanır. Ama bunun yanında bilimin farklı alanlarından da kendilerine malzeme toplayabilirler. Bu onların eserlerinin daha gerçekçi, inandırıcı ve ilgi çekici olmasını sağlar. Edebiyat ve bilim arasındaki ilişki yazarların amaçlarına göre şekillenmeye devam edecek. Arkeoloji, özgün bir alan olarak son ana kadar ilgi çekmeyi sürdürecek. Ahmet Ümit gibi usta yazarların kalemi aracılığıyla  kurmacaya da dönüşecek çünkü geçmişten kalanların ipuçları her daim arkeoloji biliminin  yeni bulgularında gizli.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

YapışkanotuLal Laleş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cihan Çakan

12 Mart 2025

Aysuda, Bir Su Perisinin Masalı

Hava o akşam da sisliydi. Şimdi kış, her yer karla kaplı. O zaman aylardan hazirandı, kız kardeşim Aysuda’yla burada, gümüş grisi kumların üstünde yan yanayız. Gölün usul dalgaları bir el gibi ayaklarımıza değiyor. “Yüzelim mi,” diyor Aysuda. “Bu saatte mi,” diyorum. “..

Devamı..

Gerçeklerden Kaçarken Kendimize Söyled..

Çetin Devran

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024