Serhat Uyumaz • 2081
23 Haziran 2018 Öykü

Serhat Uyumaz • 2081


Twitter'da Paylaş
0

Kime oy vereceksin, dedi. Gözlerimi masaya indirdim, sol üst tarafa doğru baktım, tek kaşımı kaldırdım. Bilmiyorum, henüz karar vermedim, dedim. Onun fikrini sormadım. Apolitik değilim, yalnızca verdiğimiz oyun işe yarayacağını sanmıyorum. İnsanlar değişmedikçe oy vererek bir şeylerin değişeceğine inanmıyorum. Aynı hamam aynı tas. Seçim bitince farklı bir güne uyanmayacağız, ertesi gün, dünün aynısı olacak. Ben bunları düşünürken gülümsedi. Sen aday olsaydın farklı olurdu, dedi. İnşa ettiğim bir dünyada yaşamak senin için ilginç bir deneyim olurdu, diktatörlüğümde özgür olduğunu hissederdin ama olmazdın, elime o kadar güç geçseydi inanılmaz şeyler yapardım, dedim. Neler yapardın mesela, diye sordu. Uzun bir anayasam olurdu, sohbetimizin geri kalanında yapacaklarımdan bahsedeceğim, öncelikle şunu söyleyebilirim, ilk dört maddeyi: 1 Yüce Lider Serhat ölümsüzdür, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. 2 Ona karşı gelinemez. 3 Her türlü muhalefet yasaktır. 4 İlk üç maddenin değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Gerçekten mantıklı değil mi, fena bir başlangıç yapmadım. Sence? Evet senden böylesini beklerdim, dedi. Telefonunu karıştırmaya başladı. Yüzüne vuran beyaz ışık mimiklerine etki etmiyor, dolayısıyla neler düşündüğünü bilemiyorum. Yarın ne yemek yapsam, dudaklarından dökülüverdi. Ne yemek yaparsa yapsın lezzetli oluyor, bunu düşünmesi saçma. Bir yerden başlamak gerektiğine karar verdim. Heyecanla, düşünmeni yasaklıyorum, dedim. Hah başladık, hemen yasaklar devreye girdi, dedi. Beni yanlış anladın. Ne yemek yapılacağı düşünülmeyecek, kim ne yaparsa yapsın oldukça lezzetli olacak, yemek beğenmemeyi yasaklıyorum, böyle buyurdu Yüce Lider, dedim. Yüce Lider'im ilk kararınız gerçekten cömertçe düşünülmüş, sağlıklı bir uygulama, dedi. Gülüştük. Kahvemin bittiğini anlamamla garson masamıza geldi. Özür dilerim efendim, yoğunluktan dolayı sizinle ilgilenemedim, bir isteğiniz var mı, diye sordu. Her zamankinden, dedim. Görüyorsun, diktatör olmaya karar vermemle insanların bana bakışı değişti, şu kibarlığa bakar mısın, gücü elime geçirdiğimde gördüğüm saygı ve korku bunun kat kat üstünde olacak. Ona şüphe yok, ben de çay alabilir miyim, dedi. Kalitesiz çay yapımını yasaklayacağım, sigara ve alkol sağlığa zararlı olmayacak, başka? Zamanla aklıma gelir. Bir gecede devrim olmaz sonuçta. Belli bir zamana yaymak gerekli. Caddeden geçen motosiklet sesiyle irkildim, gerçek dünyaya dönüyorum. Ben başa geçince idam mangaları kuracağım, bunun gibi motoru böğürterek gezen tipleri roketatarla infaz ettireceğim, hatta motosikleti yasaklayacağım, kuryeler koşarak yemek dağıtacak, diyorum. Sen kendin ne kullanacaksın makam arabası olarak, dedi. Uzun süredir aklımda olan düşüncemi kendisine açıklıyorum: Siyah, camları filmli, Hummer. Yirmi yaşındaki gibi bol tişört ve bol pantolon giyeceğim. Müzik sisteminde doğu yakasına özgü aksak bir beat çalacak. Boynumda eskiden taktığım üç kiloluk zincirim de cabası. 2Pac ve Biggie diriltilecek, barıştırılıp düet yaptırılacak. Hip-hop camiasında old school tarza geri döneceğiz, doksanlar ve iki binlerin başı. Benden tiksinerek yere bakıyor. Rap'ten tiksinmek yasaklanacak, insanların beyninde modifikasyon yaptıracağım. Bu müziğe herkes bayılacak. Müzik demişken, Michael Jackson ölümden döndürülecek, Madonna yaşlanmayacak, Britney Spears'la ortak albüm yapacak. Türkçe pop müzik dinleyenlerin kulaklarına kızgın şiş sokmak suretiyle işitme duyularına son verilecek! Seninle buluşma ayarlamak için uğraşmak zorunda kalmayacağım, beni reddetmek yasaklanacak. Bu herkes için geçerli. Yaşadığımız apartmanların arası maksimum on dakika uzaklıkta olacak, yürüyerek gidip geleceğiz. Ama canım çekerse üzerinde fotoğrafım olan zeplinle ya da helikopterle seni almaya geleceğim. Ben nerde oturacağım, Kadıköy'ü severim mesela, diyor. Beşiktaş, diyorum. Kadıköy olsa olmaz mı, diyor. Beşiktaş'ı söküp Kadıköy'e taşıtacağım. Ya da en iyisi senin Beşiktaş'ı sevmeni sağlayacağım, ben Bakırköy'de oturmaya devam edeceğim, soracaksın mesafeler arası on dakika olacaksa bu nasıl mümkün olacak diye? Evet, bu ne yaman çelişkidir Serhat, diyor. Çelişkiyi yasaklıyorum. Her şey uyum içinde var olacak, diyorum. Peki bunları gerçekleştirmek için iddialı bir sloganın var mı, diye soruyor. Var, düşündüm, hem de iki tane. ''S.U.'yla şaka olmaz!'', '' Su uyur, Serhat Uyumaz''. Ne diyorsun? Harikulade, diyerek cevaplıyor. Sohbet sırasında telefonu kurcalayan insanları anlamıyorum. Büyük saygısızlık. Bunu da dile getirmeliyim. Ben konuşurken insanlar telefonlarını sessize alacak, sana özel kanun çıkaracağım, benimleyken telefonla oynaman yasak, diyorum. Başka, diyor. Kiminle mesajlaştığın, kiminle konuştuğun bana bildirilecek. Kapak kızı senin olduğun aylık bir dergi çıkacak, bir ay içinde neler yaptığından bahsedecek, fotoğraflarını ben çekeceğim, dergi bana özgü olacak, yalnızca ben okuyacağım, denetimin böylesi, diyorum. Ben senden nasıl haber alacağım, Yüce Lider, diye soruyor. Benim içinde dergi çıkacak, oradan okursun, içinde icraatlarım ve yazdığım öyküler olacak, öykülerimi beğenmemek olmayacak, diyorum. Adil bir anlaşma, diyor. Bütün bu vaatler, çoğunluğu benim için, diyor. Hayır benim için, ben bir diktatör olacağım, en bencilinden, en başarılısından, en güçlüsünden, diyorum. Yine de yapacaklarının çoğunluğu benim için, hayatındaki etkimle ilgili. Bunu duyduktan sonra sustum. Beni gözünde büyütüyorsun, beklediğin gibi çıkmayınca dehliyorsun, diyor. Ben kimi kafamda ne kadar büyütüyorsam o odur. Gerisi kimseyi ilgilendirmez. Sen osun, ne eksiksin ne fazla, kendini benim gördüğümden daha az görmeni yasaklıyorum, seni gördüğüm seviyeye geleceksin aşağısı olmayacak. Bu yeterli oldu onun için. Hesap geliyor, erken kapatıyorlarmış. Garsona bakarak, erken kapatmak olmayacak siz de yorulmayacaksınız, bunu da yasaklıyorum, diyorum. Garson gülümseyerek, Teşekkür ederim, iyi akşamlar, diyor. Artık eve gidelim mi, hazır bir nebze özgürken, bu akşam bu kadar görüşmek yeter mi, diyor. Hadi bakalım öyle olsun, diyorum. Yan yana yürürken soruyor, peki bu kâğıt ve kumaş harcamasına ne diyeceksin, bütün bu çirkin afişler, bu parti bayrakları? En sevdiğin fotoğrafımı afişlerde kullanacağım, kimse için çirkin olmayacak. Onu demiyorum, rakiplerinin propaganda araçları, bu kadar malzeme çöpe gidiyor, büyük israf, diyor. Kafamı bütün bu cadde boyunca asılmış gökyüzünü kapatan renkli, çirkin, ucuz bayraklara ve afişlere doğru kaldırıyorum. Geldikleri gibi giderler.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR