Şiirin bugünkü durumu ve yeni arayışlar...
Zeki Gümüş
Günümüz şiiri nereye gidiyor. Birbirinin tekrarı şiirler, şair çıkmazını gözler önüne seriyor. Kitaplar satmıyor, okuryla buluşmuyor. Bu soruların yanıtını son birkaç yıldır arıyorum. Yaşamın hızı ve değişimine ayak uyduramama sorunu, sanatın tüm dallarına yansıyor.
Son otuz yıldır toplumsal gelişmelerin, globalizmle birlikte hızla tek tipliğe doğru ilerlediğini gözlemliyoruz. İletişimin ve teknolojinin hızla ilerlemesi, ulaşılabilir olması bunda en büyük etken.
Sermayenin ulusallıktan çıkıp çok uluslu şirketlerin etkisi altına girmesi, biçimsel küçülme ve nicelik değişimi toplum yaşamına yıkıcı bir etki yapıyor. Üretim araçlarının pazar ekonomisinde nitelik ve nicelik değişimleri, insan yaşamına yansımakta. Buradan hareketle incelemeye başladığımızda, sanatın bundan etkilenmemesi düşünülemez.
Yaşamın anlık ve oturduğun yerden değişimi, hızı insanları aşırı tüketime ve doyumsuzluğa yönlendirdi. Robotlaşma sürecinde toplu değişim, çılgınlıklar insanların geleceğe dönük beklentilerini etkiledi. Kapitalist üretim ilişkilerindeki bu değişim, dünyanın açık pazar olması, insan yaşamında kültürel yıkıma yol açtı.
Birey olma duyguları pazarlanırken, biz olma kollektifi, üretimi ikinci plana attı. Bilgiye ve teknolojiye ulaşmak o kadar kolaylaştı ki değerler dönüşüme uğradı. Sanatın da bundan etkilenmesi kaçınılmaz oldu. Artık her sanatsal faaliyet dijital ortamda birkaç tıklamayla önünüzde. Kopyala yapıştır çağında emeğin değeri sıfırlandı. Klasik tüm sanat dalları bundan etkilenip yeni arayışlarda, sosyal medya ağlarında beğeniler oluşmaya başladı. Bu dönüşüm kaçınılmaz olarak edebiyat vd. sanat dallarına olan ilgiyi basitleştirip değiştirdi.
Şiir kitapları basılmıyor, romanlar, öyküler okuyucu, alıcı bulmuyor. Bilgisayar programlarına karekterleri veriyorsun, sana roman, öykü yazıyor. Evine aldığın iyi bir yazıcıyla kitap basıyorsun. Teknolojinin geldiği bu noktada ne yapmalı. Kitap fuarlarında hızla okuyucu kaybı, etkinliklere katılımdaki düşüşleri, son birkaç yıldır gözlemliyorum. Bu hızlı tüketime nasıl yetişeceğiz.
İlk şiir kitabımı kendi olanaklarımla bastırmıştım. Yakın çevremizde eş dost arkadaş ilgisi dışına çıkamadı. Tanıtım ve reklam çalışmaları olmayınca, pazar ekonomisinde piyasa yapmadı.
Edebiyat içindeki grupların ve çıkar çevrelerinin ele geçirdiği medya köşelerinde, yandaş olmazsanız yer bulmanız olanaksız. Ya onların şakşakçısı olacaksınız ya ekonomik gücünüz olacak ya da ortak paydalarda güç birliği oluşturacaksınız. Bu durumlar malumunuz.
Sosyal medyayı kullanmaya, sanal ortamda okuyucuyla buluşmaya başladım. İlgi daha yoğun ve anlık eleştiri, yorumlar yapılıyor. Kitaba gösterilmeyen ilginin aksine, tek tek yayınlanan şiire, öyküye gösterilen ilgi, beni düşünmeye ve yeni arayışlara itti.
Okuyucu uzun metinlerden, postmodernist karmaşık dizelerden kaçıyor. Hızla okuyacağı kısa metinlere bakıyor. Toplum gündemine, kendi duygularına ses veren dizeleri hemen benimsiyor ve tüketiyor. Hep yeni şiirler arıyor. Hızla yazılmış duyguları, dilin en yalın ve anlaşılır kelimeleriyle görmek istiyor. Dilbilgisi kuralları, kelime haznesi gibi arayışlar yok. Gözüne, kulağına, duygularına hitap eden ses ve ritim varsa beğeniyor, kopyala yapıştır yapıyor. Şiir yaşamın hızına ayak uydurmak zorunda. İnsanlık evrende yeni yaşam forumları kurmaya çalışırken bu değişime ayak uydurmamız nasıl olacak? Yeni konular gelecekten beklentileri anlatan dizelerden oluşmalı şiir.
Bilgi çağında artık topluma al bu edebiyatı oku mu diyeceğiz? Gizemli hayatlar, platonik duygular, doğa betimlemeleri vb. okunmuyor. Saatlerce kitap okuma devri kapandı mı? Her konu, sanat kısa görsellerle, oturduğunuz yerde cep telefonuna ânında görüntü yapılıp değiştirilebiliyor, paylaşılıyor. Bunu dünyanın bütün noktalarında gerçekleştirebiliyor. Artık herkes şair, yazar, ressam, müzisyen olabiliyor, emek harcamadan elde edebiliyor.
Geçmişin varlıklı, aydın elit ailelerin çocuklarının yaptığı edebiyat, sanat ayrıcalık olmaktan çıktı, yerini çoğulculuğa bıraktı. Bilgi bu elitlerin tekelini kırdı, ucuzlattı ve herkese tüketime sundu. Bu da kaptalizmin daha fazla kâr etmesini sağlayan, global pazar ekonomisiyle oluştu.
Bu geldiğimiz noktada ne yapabiliriz? Yeni nesillere, gençliğe nasıl ulaşırız? Onların yaşam biçimi ve beklentilerini algılayıp, nasıl iletişim kurabiliriz? Düşüncelerimizi buralara yoğunlaştırıp onların hızına yetişmeliyiz. Enerjimizi buralara harcamalıyız. Yoksa kendi kendimize dar gruplar içerisinde, al gülüm ver gülüm oynar, içe kapanır, toplumla bağlarımızı koparırız.
Şiirin yaşadığı bugünkü durumu, kendi bakış açımla yorumlamaya çalıştım. Bu konuda eleştiri ve önerilerinizi bekliyorum.