Temel Gelirin Anlamı ve Tarihsel Kökenleri
13 Mart 2020 İnsan Felsefe Kitap

Temel Gelirin Anlamı ve Tarihsel Kökenleri


Twitter'da Paylaş
0

"Dışarıya çıkmanın en kolay yolu kapıyı kullanmaktır. Öyleyse neden bu kadar az insan bu yola başvuruyor?" – Konfüçyüs

Temel gelirin basit bir tanımıyla başlayalım. Temel gelir, birkaç farklı biçimde karşımıza çıkabiliyor ve sırası gelince bunların her birine değineceğiz ama en basit biçimiyle ifade etmek gerekirse, temel gelir bireylere koşulsuz olarak ve düzenli aralıklarla (örneğin her ay) ödenen mütevazı miktarda paradır. Temel gelir, herkese ödenecek bir olarak düşünüldüğü için sıklıkla evrensel temel gelir olarak da adlandırılır.

Fakat bu basit tanım yanıltıcı olabilir, dolayısıyla konuyu biraz daha açmak gerekiyor.

"Temel" derken ne kastediyoruz?

"Temel" kavramı hayli kafa karıştırıcı bir kavram. "Temel" dediğimizde, kişiye yaşadığı toplumda en azından açlıktan ölmeyecek kadar bir gelir sağlanmasını kastediyoruz. Tabii bundan daha fazlası da sağlanabilir. Fakat burada öncelikli amaç, kişiye tam bir ekonomik güvence yahut varlık içinde bir hayat sunmak değil, temel ekonomik güvence sağlamaktır. Tam bir ekonomik güvence sunmak zaten makul ne de makbul olacaktır.

Temel güvencenin hangi unsurlardan oluşması gerektiğine karar vermek hiç kolay değil fakat temel güvence denince ne kastedildiğini sezgisel olarak kavramak çok da zor olmasa gerek. Bir toplum "iyi bir toplum" diye niteleyebilmemiz için o toplumda yaşayan bireylerin kendilerine yetecek kadar yiyeceğe, başlarını sokacakları bir eve, aynı zamanda eğitim ve sağlık hizmetlerinden faydalanma fırsatına sahip olmaları gerekir. Bir toplum, bu türden bir güvenceden mümkün mertebe ödün vermediği ve bu güvenceyi bireylere eşit olarak sunduğu ölçüde "iyi bir toplumdur". Temel gelir düşüncesini savunan çoğu insan, temel gelirin kişilere bir "hak" olarak verilmesi, dolayısıyla keyfi olarak geri alınamaz olması gerektiğini düşünüyor.

Bazıları temel gelirin "topluma katılımı" sağlamaya yetecek miktarda olması gerektiğini savunuyor. Bu talep, bize ilk bakışta hem fuzuli hem de çok muğlak gelebilir fakat esasında, takdire şayan bir temenniyi, Alexis de Tocqueville'in sözleriyle ifade etmek gerekirse, herkesin eşit statüde vatandaşlar olarak toplumda boy gösterebilmesini sağlayacak yeterli kaynağa sahip olabilmesi temennisini içinde barındırıyor. Temel gelirin, bu temenni doğrultusunda ilerlemeye yetecek miktarda olması gerektiğini düşünmek ise gayet makul ve pragmatik bir yaklaşımdır.

Peki, temel gelir miktarı ne kadar yüksek olmalıdır? Temel geliri savunanlardan bazıları temel gelir miktarının sürdürülebilir en yüksek seviyede tutulması ve mümkün olduğu ölçüde "yoksulluk sınırının üstünde" seyreden bir meblağ olması gerektiğine inanıyorlar. Hatta böylelikle, temel gelirin tüm devlet yardımlarının ve sosyal refah hizmetlerinin yerine geçeceğini de iddia ediyorlar.

Benim de aralarında olduğum diğer bir grup ise, temel gelirin önce düşük bir meblağ olarak belirlenmesi, sonra bu amaç için oluşturulmuş fonun büyüklüğüne, milli gelir seviyesine ve milli gelirde meydana gelen değişikliğe bağlı olarak yavaş yavaş artırılması gerektiğini düşünüyor. Fakat bu meblağ ne şekilde belirlenirse belirlensin, temel gelir refah devletini ortadan kaldırmaya yönelik bir girişim değildir, olmamalıdır.

"Evrensel" derken ne kastediyoruz?

Kusursuz bir dünyada, her insanın eşit temel gelir güvencesine sahip olmasını beklerdik. Fakat burada "evrensel" deyince, genellikle belirli bir toplulukta yaşayan, belirli bir bölgede yahut ülkede ikamet eden kişilere temel gelir sağlanmasını kastediyoruz. Bazen "vatandaşlık geliri" olarak adlandırılsa da, temel gelir, aslına bakarsanız, bir "vatandaşlık geliri" olmayacaktır çünkü bir ülkede ikamet etmeyen kişiler o ülkenin vatandaşı olsalar bile bu gelirden faydalanamayacaklardır. Diğer taraftan, bir ülkeye gelen göçmenlerin temel gelirden faydalanabilmeleri için önce belirli bir süre o ülkede yasal olarak ikamet etmeleri (yahut yabancıların kalıcı oturma izni almaya hak kazanmış olmaları) gerekebilir. Bu, demokratik yöntemlere başvurularak karara bağlanabilecek siyasi bir meseledir.

"Bireylere ödenen" derken ne kastediyoruz?

Temel gelir, her bir bireye, medeni veya ailevi durumuna yahut nasıl bir haneye mensup olduğuna bakılmaksızın, sadece bireyliği üzerinden ödenir. Bu sayede, farklı şekillerde kurulmuş hane düzenlerinden hiçbirine ayrıcalık tanınmamış ya da ayrımcılık yapılmamış olur. Bireye ödenen temel gelir, "ailevi statüye" bakılarak yapılan yardımlardan ciddi ölçüde farklıdır. Bireyin "ailevi statüsüne" bakılarak yapılan yardımlarda, haneye giren gelirin hane halkı tarafından otomatik olarak ve eşit biçimde paylaşılacağı varsayılır ki bu varsayım gerçeği yansıtmaktan çok uzaktır. Temel gelir tek tek bireylere ödendiğinde ise böyle bir varsayımla hareket edilmemiş olur.

Temel gelir aynı zamanda tek tip olmalıdır, yani her yetişkine hangi koşullarda yaşıyor olursa olsun eşit ödeme yapılmalıdır. Halihazırdaki aile temelli devlet yardımlarında ailelerin ölçek ekonomileri hesaba katılıyor, dolayısıyla geniş aile üyelerinin payına daha az devlet yardımı düşüyor. Temel gelir ödemesinde böyle bir hesaba girilmediği için, kasıtlı olmayan bu ayrımcılığın da önüne geçilmiş oluyor.

Temel gelir taraftarlarının (hepsi değil ama) çoğu, daha düşük bir miktar paranın da çocuklara ödenmesi gerektiğini düşünüyor. Bu kişiler, çocuğa ait temel gelirin anneye yahut annelik yapan kişiye ödenmesi gerektiğini de belirtiyorlar. Birçok temel gelir taraftarı da emeklilere, bakıma muhtaç yaşlılara ve engellilere ek ödenek sağlanmasını teklif ediyor. Bu ek ödeneğin, yaşam masrafları daha yüksek fakat ek gelir elde etme şansları görece daha düşük olan bu insanları rahatlatacağını düşünüyorlar. Dolayısıyla burada "eşitlik" dediğimiz şey, temel yaşam standardı eşitliği olarak anlaşılabilir.

"Koşulsuz olarak" derken ne kastediyoruz?

Temel gelirin devlet tarafından herhangi bir koşul aranmaksızın sağlanması gerektiği yolundaki önemli iddianın üç farklı boyutu var. Birincisi, temel gelir ödemesi için kişinin elde ettiği gelir ile ilgili bir koşul aranmaz, yani gelir yoklaması yapılmaz. Kişiler temel gelirden faydalanabilmek için belli bir miktarın altında gelir elde ettiklerini ve bunun kendi "hatalarından" ya da "sorumsuzluklarından" kaynaklanmadığını kanıtlamak zorunda değildir. Gelir yoklamaları ise sanıldığından çok daha keyfi ve gayri adildir.

İkincisi, kişinin yapacağı harcamalar ile ilgili herhangi bir koşul getirilmez. Temel gelir sistemi kişinin parayı ne için, ne zaman yahut ne şekilde harcaması gerektiğine ilişkin bir talimat yahut kısıtlama içermez. Bu yönüyle temel gelir ayni yardımlardan ayrılır. Ayni yardım yapmak, yani para yerine kullanılabilen kuponlar ya da kartlar dağıtmak kişinin sadece belli başlı ürünleri satın almasına izin verir. İşte tam da bu sebeple bu tür yardımlar özünde paternalisttir. Temel gelir ise, insanlara kendi harcama önceliklerini belirleme hakkı tanır.

Üçüncüsü, temel gelir sağlamak için herhangi bir davranış koşulu aranmaz. İnsanlardan o veya bu şekilde davranmaları yahut davranmamaları, örneğin bir işe girmeleri, sadece belirli işlerde çalışmaları yahut çalışmaya gönüllü olmaları beklenmez. Temel geliri savunanların da eleştirenlerin de temel gelir yerine "koşulsuz" ödeme kavramını kullanırken kastettikleri şey genelde budur.

"Düzenli aralıklarla" derken ne kastediyoruz?

Temel gelir düzenli aralıklarla ödenir. Genellikle aydan aya ödenmesi önerilir ama daha kısa yahut daha uzun aralıklarla da ödenebilir. Önemli olan, her ay benzer bir miktarda paranın otomatik olarak, yani örneğin bir form doldurmak yahut sıraya girmek zorunda kalmadan ödenmesidir. Öngörülebilirlik temel güvencenin çok önemli bir bileşenidir. Çeşitli şekillerde sunulan diğer birçok devlet yardımından farklı olarak temel gelir, hem garantili hem de önceden bilinebilir bir ödeme türüdür.

Temel gelir aynı zamanda geri alınamaz bir ödemedir; yani esasen, yasal sınırlamalar öyle gerektirmedikçe geri alınamayan diğer temel haklar gibi (örneğin hürriyet hakkı gibi) bir hak olmalıdır. (Bazı temel gelir savunucuları tutuklulara ödenecek paranın tutukluluk süresince askıya alınmasını öneriyorlar. Tabii başka yollara da başvurulabilir. Temel gelir olarak ödenecek para kişinin hapishanedeki yaşam masraflarını karşılamak üzere kullanılabilir yahut ailesinin başka bir ferdine verilebilir ya da hatta kişi serbest bırakılana kadar bankada biriktirilebilir ve topluma yeniden uyum sağlama sürecinde işe yarayabilir.) Temel gelir ayrıca geri ödemesiz olmalıdır. Temel gelir için bazen "haczedilemez" ifadesi de kullanılır çünkü ödenmemiş borçların bir karşılığı olarak bu gelire el konulamaz. Temel gelir güvencesi ancak bu şekilde ekonomik bir hak olarak garanti altına alınabilir.

Kaynak: Guy Standing, Temel Gelir, Ceren Demirdöğdü, Tellekt, 2020


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR