Yabancı
16 Haziran 2019 Öykü

Yabancı


Twitter'da Paylaş
0

Tuhaf bir gece olmuştu ev halkı için. Akşam yemeği için sofraya oturdukları sırada beklenmeyen bir misafir huzurlarını bozmuştu. Konuşmayarak, hatta hiç olmamış gibi davranarak unutmaya çalıştıkları bir olayın çok net bir şekilde hatırlanmasına sebep olacak bir misafirdi gelen. Her ne kadar kimse bunu açıklıkla ifade edemese de gözlerindeki ortak telaş ve rahatsızlık bakışı içlerinden geçenleri açığa çıkarmaya yetiyordu. Özellikle evin büyük kızı hem öfkeli hem de tedirgin bakıyordu tam da karşısında oturan bu yabancıya. Evet, misafir bir yabancıydı. Hiçbirinin daha önce görmediği bir yabancı…

Aslında yabancı olmak için daha önce hiç görülmemiş olmak mı gerekiyordu? Bu tartışılır bir durumdu; çünkü görmemelerine rağmen yabancıyla ilgili her şeyi en ince ayrıntısına kadar biliyorlardı. Onların bu haliyle eğlenir gibi bir hali vardı. Rahatsızlık verdiğinin farkındaydı ve bu da planının ilk aşamasıydı zaten. Yıllardır kendi topraklarına adım bile atamamış olmasının sebebi şimdi karşısında oturan insanlardı. Onların daima onu buradan uzak tutma çabaları ve ustaca hazırladıkları planları yüzünden gelememişti doğduğu, bu eve. Bir tek evin babası gözlerindeki tedirginliğin yanına bir parça sevgi de ilave edebilmişti. Sadece o mutlu olmuştu yabancının varlığından. Yıllardır görmediği yeğeni, abisinden kalan tek hatıra yanı başında oturuyordu. Nasıl da benziyordu ona. Heybetli vücudu, simsiyah saçları, keskin bakan siyah gözleri… Eski günler canlanmaya başlamıştı artık yeterince iyi çalışmayan belleğinde. Bu rahatsızlık verici suskunluğa son veren de o olmuştu zaten. Havadan sudan konuşmaya başlayarak masaya hâkim olan bu gerginlikten kurtulmaya çalışmıştı.

Kimse yemek boyunca yabancının oraya neden geldiğini sormamıştı. Cevabından korktuklarından olsa gerek konunun oraya gelmemesi çırpınıp durmuşlardı yemek boyunca. Yemek yenilip, sofradan kalkılınca; baba, yabancı ve evin küçük oğlu oturma odasına geçmişlerdi. Evin annesi ve iki kızı ise sofrayı toplama işini üstlenmişlerdi, her akşam olduğu gibi. Daha sonra kahveler yapılır, sohbet edilir ve herkes odasına çekilirdi. Ama bu akşam diğer akşamlardan farklıydı. İlk defa kadınların işi biraz uzun sürmüştü mutfakta. Muhtemelen misafir ile ilgili yorumlar yapılmıştı bir yandan bulaşık yıkanırken. Evin büyük kızı yabancı ile ilgili en tepkili olan kişiydi. Yıllar sonra gelip tüm düzenlerini altüst edeceğini düşünüyordu. Zaten avuç içi kadar olan topraklarına bir de bu yabancı mı ortak olacaktı. Bunu kabul etmek delilikti ona göre.

Evin küçük kızı ve anne ise tepkili olmakla beraber, ablanın neden bu kadar endişelendiğine bir anlam veremiyorlardı. Nasılsa yabancının burada çok kalmayacağını, belki de memleketini özlediği için kısa bir ziyarete geldiğini düşünüyorlardı. Abla ise onların çok saf olduğunu, yabancının gözlerindeki hırsı ve intikam alma isteğini gördüğünü söylüyordu. Baba ve yabancı ise oturma odasında hasret gideriyorlardı. Yabancının burada kalmak ya da topraklar üzerinde hak iddia etmek gibi bir niyeti yoktu. Tek isteği doğduğu ve babasının ömrünü geçirdiği bu evi ve kasabayı görmekti. Bunu hemen açıklamayı düşünmüyordu. Yıllardır onu geçmişinden uzak tutan bu insanlardan intikam almak, onları tedirgin etmek istiyordu. Bunu başarmıştı da.

Herkesin gözünden okunuyordu: “Neden geldin buraya, çabuk söyle de rahatlayalım” bakışı. Bir tek amcasına ve küçük oğlana kaynamıştı kanı. Onların iyi niyetine inanmıştı. Evin asıl yöneticisinin ve tüm fesatlıkların kimin başının altından çıktığını anlamak ise zor olmamıştı. O keskin bakışlarıyla ruhunu deliyordu insanın Hırs gözlerini bürümüştü. Biraz acımıştı aslında onlara. İntikam almak falan ona göre değildi. Mutfaktan kadınlar gelince buraya sadece ziyaret için geldiğini söyleyecek, onların kendisine yaptığını yapmayacaktı. Asıl intikamını böyle alabilirdi. Kadınlar mutfaktan gelince açıkladı her şeyi. İşten aldığı bir haftalık iznini burada geçirmek istemiş, haber vermeden gelerek sürpriz yapmıştı. Bir hafta sonra geri dönecek ve yurtdışına gidecekti. Çalıştığı şirketin yurtdışındaki şubelerinde birinde devam edecekti çalışmaya. Son bir kez babasının yaşadığı bu evi görmek istemişti sadece. O bunları anlatırken gözlerinden silinen tedirginliğin nasıl da mutluluğa hatta kocaman bir rahatlamaya dönüştüğünü izlemek çok garipti. Bu insanlar onun akrabalarıydı ama o kendini bir yabancı gibi hissediyordu.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR