“Gerçeklerin dünyasında kötülerin cezalandırılıp iyilerin ödüllendirildiği falan yoktu.Başarı güçlüye veriliyor, yenilgi zayıfın eline tutuşturuluyordu.” – Oscar Wilde, Dorian Gray’in Portresi
‘’Oysa herkes öldürür sevdiğini’’ dizeleriyle bizlere seslenen ancak kendisi ölümsüzleşen Oscar Wilde öyle bir yazardır ki onunla ilgili ne yazılsa gizemini koruyan şeyler hep kalacak gibi geliyor bana.
İlk ve tek romanı olan Dorian Gray’ın Portresi en sevdiğim kitap. Onlarca romana bedel ve zirve bir eser. Defalarca filmi çekilen üzerine sayfalarca yazılar yazılan bu kitabın çok detayına girmeden bana düşündürdükleri üzerine yazmak istedim.
Kitap üç karakter üzerinden evlilikten ikiyüzlülüğe; kendini beğenmişlikten gençlik takıntısına kadar birçok konuyu içeriyor. Dorian Gray narsist , haz tutkunu birisi. Kendisi yerine tuvaldeki portresinin yaşlanmasını dileyen: dileği gerçekleşince de yozlaşıp yoldan çıkan birisi. Basil ise ressam ve romandaki en iyimser karakter. Belki de bu yüzden Wilde onun için, “‘Ressam Basil Hallward benim gerçekte olduğum kişidir,” der.

Bence bu romandaki en etkileyici kişi Lord Henry. Keşke kendisiyle İrlanda’da randevulaşıp aforizmaları üzerine sohbet edebilsek. Biraz kibirli hedonist olmasına rağmen kültür seviyesi ve tespitleriyle insanı fazlasıyla tesiri altında bırakan zeki bir insan.
Oscar Wilde’ın atalarının Keltler olduğu söylenir. Keltlerin, ’’Ne dilediğine dikkat et, belki gerçek olur,’’ diye bir sözleri var. Acaba Lord Henry’le gerçek hayatta karşılaşmayı dilesek gerçekleşir mi dileğimiz. Yine de biz üzerimize düşeni yapalım. Hasbelkader bir Lord Henry çıkabilir.
Oscar Wilde’ın Viktorya Dönemi’nin ikiyüzlülüğünü, insan ayrımını ve sevgisiz evliliklerini bu kitapta ince ince işleyerek eleştirdiğini görüyoruz. ‘’Yaşamak öyle büyük bir hayal kırıklığı ki!’’ sözü onu anlamayan dönemine bir sitem belki de. Kim bilir! Yine de estetizm düşkünü, dâhi, bir o kadar da esprili bir insanın böylesi büyüleyici bir eser yazması tesadüf değil.
Kitapta altını çizmediğim bölüm neredeyse yok. Çok az güzel şey gördüm bu cümleler kadar. Beni kalbimden vuran bölüm on birinciydi. Deha ve kültür seviyesi bolluğu var resmen. İçine dalıp yüzerse güzelleşir insan.
‘’Birisini etkilemek ona ruhunu vermektir,’’ diyen Sevgili Wilde, beni kitaplarınla, düşüncelerinle etkileyip bana ruh verdin. Sana minnettarım. Zaten özgürlüğe, kitaplara, çiçeklere sahip olan kim mutsuz olabilir ki!


.jpg)



