Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Mayıs 2020

Öykü

İki Yol

Bahar Saka

Paylaş

3

0


Uyandığımda ve gökyüzüne baktığımda, acemi bir ressamın bıkmadan hep aynı tabloyu çizdiğini düşünürüm. Aslında bu uyandığımda canımı sıkmaya yetecek sonsuz düşüncelerden biridir benim için. Sorular başladıysa, güne hazırlanma vakti gelmiştir. Ayılmak için kahvemi yapmaya koyulurken sevgilimin evin içindeki tıkırtılarını duyumsarım. Uykulu adımlarla gelir yanıma. Huzursuzluğumu, planlarımı, sabah programlarının bayağılığı tartışırız. Bazen hiç konuşmadan sadece izlerim onu. Kimi zaman görmesem de varlığını sıcaklığını hiç unutmadan zihnimde taşırım. Aynaya baktığımda yansımam, yolda yürürken gölgem olur. O benim gerçekliğim ve çocukluğumdur. Böylesine bir tutkuyu, bu duygusuz çağda yadırgayabilirsiniz hak veririm elbet. Ama bizim hikayemiz ben kendimi bilmezden önce

Çocukluk… Ne kadar temiz ve umut dolu bir his bırakır insanın içine. Dünyayı anlamaya çalışmak, hayal gücünün sınırları, kaygısız ve ziyansız günler… Ben de bir zamanlar mutlu bir çocuktum. İçine doğduğum evimizde büyük insanlar vardı. Her şeyi bilen her şeyi yapabilecek güce sahip kusursuz insanlar. Minicik bedenim onların kucaklarında kaybolur, onların ilgilisini çekebilmek için şaklabanlıklar yapardım. Dünya evimizden ibaretti ve onların mükemmelliğini hiçbir şey bozamazdı. Ta ki bir gün o kusursuz büyük insanların içinde alçak duygular barındığına şahit olana kadar. Tek bir an o güne kadar bildiğim her şeyi başıma yıkmaya yetti. Toz pembe bulutların üstünden, yeryüzüne çakılmıştım. Ne yaşadın, diye sormayın. Bunun ne önemi var. Asıl yaşadığımı hissettiğim anlar, büyük insanların içinde hayvani duygular beslediğini, güzel maskeler ardında inkâr ettikleri kötü insanlar olduğunu görmemle başladı. Tek bir gün içinde tanıklık ettiğim şey hayatım boyunca izlerini taşıyacağım bir yara bıraktı ruhumda öyle ki küçük zihnim bu ağır yükü kaldıramadı. Kısa bir süre içinde bana hayali bir arkadaş hediye etti. Doktorum bunun bir hastalık olduğunu söylüyordu. Zihnimde taşıdığım başka bir insanla cezalandırıldığımı düşünüyordu ama ben mutluydum. Çünkü beni olduğum gibi kabul eden, her anımda yanımda olan, benimle büyüyen biri vardı. Ben büyüdükçe, bedenim ve hissettiklerim de büyüyordu. Çok küçükken keşfettiğim aşağılık duyguların tam tersi meleklere atfedilmiş duygular da vardı insanların içinde. İçimdeki tüm tanrısal duyguları hayali arkadaşıma atfettiğimde artık o benim hayali dünyam olmuştu. Ona çok şey borçluydum. Ben hayatın rezilliğine karşı koyamayacak kadar narindim, ama tüm bunlardan kaçıp sığınacağım hayali bir sevgilim vardı yanımda. Bir başka doktorumun dediğine göre insanlar tarafından dışlanmamın, kendimi soyutlamamın sebebi oymuş. Beni gerçek hayattan alıp götürüyormuş. Keşke beni hayata bağladığını görebilecek kadar hisli olsalar. Hiçbir doktor benim renkli dünyamı göremedi. Bunu hiçbir zaman kişisel bir problem olarak algılamadım Mutsuzlukları yüzlerinden okunan doktorlardı benim için. Aslında onlara bakınca kendimi görüyordum ve onlara üzülüyordum. Ben de öğretmendim ve tek ortak noktamız, kendimiz ait hissedemediğimiz yerlerde olmamızdı. Bu yüzden doktorlarımı yormadan, ne derlerse onaylarım ve tek girdiğim hastane kapısından iki kişi çıkarım. Mesleğimle bir sorunum yoktu aslında, sorunum düzenleydi. Ne zaman diğerleri gibi davransam tebrik alıyor, kendimden bir şeyler katsam ,çocukları düşünmeye itsem insanlar tarafından yadırganıyordum. İnsanların beni onaylaması için karakterimi yok saymalı ve taklit yapmalıydım. Sıcak evimden çıktığımda hissettiğim tek şey, kalabalığa uyum sağlamak için sahte duygulardan oluşan bir çelik yelek giymiş olmamdı. Bütün günü o sıkı yelekle geçiriyordum ve bir an önce evime gitmeyi kendi güvenli dünyama dönmeyi hayal ediyordum. Günün sonunda sarılıp avunacağım sevgilimin sıcaklığına koşuyordum hep.

Yıllar boyunca bu döngüde mekik dokudum. Kendim gibi uyanıyor bambaşka kimlikle kalabalığa karışıyordum. O sıkı çelik yelek artık bedenimde irinli büyük yaralar bırakmıştı ve artık onu giymek istemiyordum. Öyle ki bazen gerçek olan nedir?  Diye tereddüte düşüyordum. Kabul görmek için yarattığım karakterin sahteliğine hemfikirdim ve yıllarca içini hayallerimle doldurduğum yaşantı içime ifade edemediğim bir eksiklik hissi dolduruyordu. Sanki her şey başka türlü olabilirdi. Hayali sevgilimin doğruluğunu bile sorguluyordum. Hastalıktan aşka, aşktan bağımlılığa dönüşmüştü görebiliyordum. Bir şeylerin akışını değiştirmeliydim. Şu âna kadar hayallerimin konforlu dünyasına sığınarak, kalabalık dünyada taklit yaparak yaşadım. Her şeyin farkına vardığımda, kaybetme korkumu kaybettiğimi hissediyordum. Yaşlanmıştım ve artık yorulmuştum. Hayat belki de bana diğerlerinden farklı olabilme şansını vermişti en başında. Ama ben hep içimde yaşadım.

Artık yola koyulma vakti. Şu an size hikâyemi anlattığıma göre hâlâ bir şeyleri arıyorum demek. Cümlelerimi sihirli formüllerle bitirmemi, özlü sözlerle öğüt vermemi beklemeyin. Bir sonuca vardım, eksik olan şeyi buldum dersem hikâyem bitmiş olur. Hayatımın ilk perdesine tanıklık ettiniz, şimdi ikincisi başlıyor. Valizlerimi yüklediğim arabamı, en sevdiğim ikinci şarkı olan İki Yol’u dinleyerek sürüyorum bilinmeyene. İlk şarkıyı merak ettiyseniz onu henüz dinlemedim. Hâlâ iyileşmiş sayılmam, o hâlâ benimle, yanımda oturuyor. Ama artık arabayı ben sürüyorum. Hem de yeni hikâyelere. Artık beni tanıyorsunuz, bu benim hikâyem. Bu bizim hikâyemiz.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Stieg Larsson'un yayıncısı Quercus alı..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Faruk Bal

18 Mart 2025

Ferit Sürmeli: "Minimal öykü bana göre..

Bence elli kuşağının çizdiği yol haritası günümüzde de önemini koruyor. Faruk Bal: Sevgili Ferit, kitabın adından başlayalım. La Minim Rumence en azından anlamına geliyor. Bu adı verirken kastettiğin başka bir ..

Devamı..

Özge Lokmanhekim ile Hayat Apartmanı Ü..

Melih Günaydın

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024