Dr. Siren Bora, tarih araştırmaları konularında üretken bir akademisyen ve yazar. Özelikle İzmir ve Ege tarihindeki Yahudi göçleri, onların yaşam biçimleri, ekonomik durumları, yaşadıkları sorunlar üzerine yazdığı kitapların her biri arşiv değerindedir. Tanıtmaya çalıştığımız bu kitabını da okurken birçok sosyal olayı sanki siyah-beyaz bir film izler gibi görüyoruz.

Siren Bora
Türkiye’nin Batı’ya açılan en uç noktası İzmir’dir. Burada farklı kültürlerin, inançların, sosyal yaşamların özgürce ve kardeşçe yaşadığını söyleyebiliriz. Tarihsel kayıtlar da bunu doğrulamaktadır zaten.
İzmir’e Yahudiler 1590’lı yıllardan itibaren önce çevre yerleşimlerden sonra, Selanik, Safed, Ankara, İstanbul, Patras, adalardan gelip yerleştiler. İspanya ve Portekiz kökenliler ise sonraki yıllarda geldiler. En son gelenler Rusya, Almanya, Romanya ve Bulgaristan Yahudileridir.
Akademisyen Dr. Siren Bora’nın Yahudilik tarihi üzerine kapsamlı çalışmalarından birini daha görüyoruz: Birinci Juderia – İzmir’in Eski Yahudi Mahallesi. Kitabında İzmir merkez olmak üzere yakın ilçelerin de Yahudilerle olan bağlantılarını ayrıntılı bir biçimde anlatıyor.
..jpg)
1900'lu yılların başında Birinci Juderia'dan görünüm (Kaynak: M.R. Wright, Stereoskopik Slayt. M.E. Wright Hulton Arşivi Getty Images)
“Öykü, İzmir’in Osmanlılar tarafından fethinden yaklaşık 150 yıl sonra başlamakta ve günümüze dek ulaşmaktadır” (s.20).
S. Bora, üzerinde durduğu her bilgiyi, kılı kırk yararak ve sağlam kaynaklara dayandırarak titizlikle yazmış. Kendisinden bu kitabı nasıl yazdığına ilişkin açıklamasını okuyoruz:
“Her zaman, bir kitap ya da makalenin araştırma aşamasında, temel kaynakları belirler ve o kaynaklardan bir ön bilgi edinirim. Sonra, üzerinde araştırma yaptığım konuya ilişkin sorular hazırlamaya başlarım. Hazırladığım sorular ve onlara verdiğim yanıtlar vasıtasıyla, kitabımın ya da makalemin öznesiyle iletişim kurar; sonra birlikte çıkacağımız yolculuğun yol haritasını belirlerim. Elinizdeki kitabı yazmaya başlamadan önce de zihnimde sorular oluşturdum” (s.20-21).
Kitabın beş ana bölümden oluştuğunu söyleyelim. Her bölüm kendi içinde ayrıntılara bölünerek hazırlanmış. Kitabın sonunda eski İzmir’in Yahudilerine ait çok sayıda fotoğraf, harita, mahalle isimleri bulunmakta... Bugün İzmir’de uzun yıllardır yaşayan ya da İzmir’den ayrılıp bir başka ülkede yaşamını sürdüren birçok Yahudi’nin kişisel geçmişine ışık tutabilecek kayıtlar bulunmakta.
..jpg)
1900'lu yıllarda Birinci Juderia'dan bir kesit (Kaynak: M.E. Wright, Stereoskopik Slayt. M.E. Wright Hulton Arşivi Getty Images)
Başlangıçta İzmir’in kısa tarihsel geçmişi ve nasıl kurulduğuna ilişkin çok ilginç bilgiler var. Büyük İskender’in Pagos Dağı’nda gördüğü rüya üzerinden oluşturulan söylencelerden tutun da jeolojik kanıtlara kadar birçok değişik alandan gelen bilgiler bu yönde derlenmiş ve kitaba alınmış.
İzmir’e Müslüman Türklerin ilk girişi (1081) Selçuklu komutan Çaka Bey zamanında olmuştur. Daha sonra İzmir birçok kez istilalara uğramıştır. Söz gelimi Hititler, Lidyalılar, Persler, Büyük İskender, Bergama Krallığına bağlanması, Romalılar, Sasaniler, Doğu Roma İmparatorluğu, Osmanlılar… İzmir’in bu açıdan talihsizliği ile Yahudilerin yaşamış olduğu zorunlu göçler arasında dolaylı bir bağlantı kurulabilir. Hem İzmir hem de Yahudiler belki de bu nedenle birbirlerine karşı bir yakınlık hissetmişlerdir.
Aşkenaz Yahudilerin resmî kayıtlara göre, 2. Murat döneminde (1421-1451) İzmir’e geldiği yazılıdır. Ancak asıl göç dönemi İspanya ve Batı Avrupa’dan kovulmalarıyla başlamıştır. Bu zorunlu göçlerin temelinde salgın hastalıklar (kolera, veba) olduğu da bilinmektedir. Bu dönemde çok sayıda Yahudi, Osmanlı kentlerine (Selanik, Edine, İstanbul, İzmir…) sığınmışlardır.
İzmir’e gelen Yahudiler başlangıçta limana yakın yerlere, daha sonra Kemeraltı, Havra Sokağı, İkiçeşmelik ve Karataş bölgelerine geçmişlerdir. “19. yüzyılın son çeyreğinde, resmî kayıtlarda Yahudi mahallesi olarak tanımlanan Hurşidiye Mahallesi’nde yer alan 86 evin 47’si Müslüman Türklere, 39’u Yahudilere aittir” (s.55). İzmirliler ile Yahudiler arasındaki sağlam dostluklar, yakınlaşmalar ve ticarî alışverişler artarak devam etmiştir. Kitabın içinde bunlarla ilgili bilgileri, fotoğrafları görüyorsunuz.

20. yüzyılın başında Havra Sokağı.
İzmir’e artan göçler nedeniyle Yahudilerin dinî bir cemaat kurması gündeme gelmiştir. Kutlanacak bayramlar, Tora ve Talmud eğitimi, kaşer kesimi gibi konular önem kazanmıştır. Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla 1605’te İzmir Yahudi cemaati kuruluyor. Ancak bu cemaatleşme bazı fikir ayrılıklarını da beraberinde getirmiştir. Aşkenaz ve Sefarad Yahudileri arasında, yaşam açısından, küçük ama etkili farklılıklar vardır. “Farklı dönemlerde, farklı coğrafi bölgelerden gelerek kente yerleşen Romaniot, Karayit, Aşkenaz, Mizrahi ve Sefarad Yahudilerinin bir arada oluşturduğu İzmir Yahudi Cemaati, zamanla baskın Sefarad kültürünün etkisi altında kalarak adeta tamamen Sefaradlaşmış; bu yüzden İzmir Yahudileri tarafından, İzmir Yahudi Mahallesi’nin tanımlanması için İspanyolca kökenli bir sözcük olan Juderia seçilmiştir” (s.61).
 Caddesi. Muhtemel tarih, 20. yüzyılın başıdır. (1).jpg)
Tilkilik (Anafartalar) Caddesi. Muhtemel tarih, 20. yüzyılın başıdır
Depremler…
İzmir tarih boyunca irili ufaklı sayısız deprem yaşamıştır. Kent birçok kez baştan yapılmak zorunda kalmıştır. 1688 depreminde İzmir’in birçok bölgesi yerle bir olmuştur. Bu felaketten Yahudi evleri ve dükkânları da çokça nasibini almıştır. İzmir o tarihte 50.000 nüfusa sahipken depremde 20.000 kişi ölmüştür. Yaklaşık 400 civarında da Yahudi ölmüştür. Felaketin boyutları ortadadır…
Yahudilere uygulanan cizye miktarı için kitapta ayrıntılı bilgiler mevcuttur. Osmanlı hükûmeti Hanefi mezhebi kurallarına göre bu miktarları belirlemiştir. “Cizyenin ilk uygulandığı dönemlerde, 4, 2, ve 1 dinarın karşılığı olan 48, 24 ve 12 akçe tahsil edilmiştir” (s.71).
1856’da yayımlanan Islahat Fermanı ile özellikle Anadolu’da Osmanlı (Müslüman Türk) olmayanların da toprak edinmesi mümkün olmuştur. Bunun üzerine hemen kira ve ev hatta arsa fiyatları artmıştır. Yoksul Yahudiler ekonomik sıkıntılar yaşarken sınırlı sayıdaki Yahudi bazı mülkler edinebilmiştir. 20. yüzyıl başlarına kadar Yahudilerin oturdukları evlerin büyük çoğunluğu ahşap ve kâgirdir. Yahudilerin yaşadıkları dar sokakların birçok yerinde açıkta bulunan kanalizasyon atıkları hastalıklara neden olmuştur.
18. yüzyılda İzmir nüfusu yaklaşık 100.000 civarındadır ve bunun yüzde onu Yahudi’dir. Aslında bu sayı günümüz itibarıyla bakıldığında oldukça yüksektir. Bu tarihe kadar Müslümanlarla Yahudiler arasında kayda değer hiçbir kavga, anlaşmazlık olmadığı gibi özellikle depremlerde ve yangınlarda karşılıklı yardımlaşma söz konusu olmuştur.
Yangınlar…
İzmir, sadece depremlerle değil birçok kez de yangınlarla neredeyse kül olmuştur. Evlerin ahşap olması, sokakların ve caddelerin darlığı nedeniyle söndürme işlemleri zorlukla yapılmıştır. “8 Temmuz 1742’de Yahudi Mahallesi’nde başlayan, sonra Türk Mahallesi’ne ve ardından Frenk sokağına değin yayılan bu yangın, kırk sekiz saatin sonunda kentin üçte ikisini kül etmiştir” (s.85). Sadece bu örnek bile yangınların ne denli yıkıcı olduğunu göstermektedir. Ayrıca 1841 yılındaki yangın ise çok daha vahim sonuçlar yaratmıştır. “… 20 sinagog ve onlara bağlı okullarla birlikte 1.400 Yahudi’nin ikamet ettiği Yahudi odalarının (yani yahudihanelerin ve kortijoların) yandığı yazılıdır.” Sonraki yıllarda da tekrarlanan yangınların büyük bir yıkıma neden olması hep aynıdır: Evlerin ve dükkânların ahşap ve kâgir olması, sokakların ve caddelerin darlığıdır. (s.87) “1922 Yangını, İzmir’i harabeye çevirmiştir. Bu yangından zarar görmeyen tek bir Yahudi dahi gösterilemez” (s.168).
1800’lü yıllarda İzmir’deki Yahudi nüfusu en yüksek noktaya gelmiştir. Kentte Yahudi sayısı yaklaşık olarak 20.000-22.000 arasındadır. Bu kalabalık nüfusa rağmen Yahudilerin yaşadığı çoğu sokak yaklaşık birkaç karış enindedir. Bu da deprem ve yangınların daha fazla hasar vermesinin en büyük nedenidir. Yahudilerle ilgili sokak ve cadde isimleri, askerlik cetvelleri, mezarlıklar, esnaf ve bazı ailelerin isimleri, Yahudilerin oturdukları tüm semtlerin hem fiziki hem de sosyal yönleriyle ilgili çok değerli bilgiler var.
Yahudi cemaatlerinin büyük isimlerinden Hahambaşı Hayim Palaçi hakkında da değerli bilgiler ediniyoruz. Hayim Palaçi’nin Tora sevgisi ve eğitimi, Yahudilere çağdaş kazanımlar sağlamak için yaptığı düzenlemeleri de görüyoruz.
Yahudi cemaatinin ibadet için gittiği en eski sinagogun yapım tarihinin 1617-1618 yılları olduğunu okuyoruz. “… Bakiş (Sason ya da Eben Kiş) Sinagogu’dur” (s.116). İzmir’de tarih boyunca çok sayıda sinagog vardır. Bazıları halen kullanılsa da çoğu bakım ve onarım gerektirmektedir. Özellikle Havra Sokağı bölgesinde 10 sinagog bulunmaktadır ve bazıları ibadete açıktır.
Kitapta tarihsel kayıtlara dayandırılarak Yahudilerin gittiği okulların isimleri de yazılıdır. Yahudiler dönemsel olarak Birinci Dünya Savaşı’na, Balkan Savaşlarına, Trablusgarp Savaşı’na, Çanakkale Savaşı’na, İstiklal Savaşı’na da katılmışlardır. Yahudilerin bu katılımları Osmanlı ve Cumhuriyet dönem siyasileri ve komutanları için önemli ve değerli görülmüştür.
“19 Mart 1923 tarihi önemlidir. Çünkü bu tarihte okulu ziyaret eden kişi, Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa’dır. Kazım Karabekir’in el yazısıyla deftere düşülen not şöyledir: ‘Eytam Mektebi ziyaretimden memnun oldum. Yetimlere muavenet edenleri takdir eyledim” (s.135).
. (1).jpg)
1910 yılına ait İzmir Mezarlıkbaşı Alliance Israelite Univerelle Okulu Binası fotoğrafıdır (KAYNAK AAIU)
Yahudi cemaatine yönelik hastaneler çeşitli kişilerin bağışlarıyla yapılmıştır. İzmir’in İkiçeşmelik diye bilinen semtinde Rothschild Hastanesi’nin yapım tarihi, kitaptaki bilgilere göre, 1820’lerdir. Rothschild ailesi İzmir Yahudilerine çeşitli kereler bağışlarda bulunmuştur.
Günümüzde İzmir’deki Yahudi esnaf ve iş adamları, açtıkları dükkânlar, iş yerleri nedeniyle ülkeye hem işsizliğin azalmasında hem de vergi vererek büyük katkılarda bulunmaktadır. “1885 yılında kurulan İzmir Ticaret Odası’nın, 1891 yılındaki yönetim kuruluna, iki Yahudi tüccar seçilmiştir” (s.157).
Türkiye’de yaşanan Varlık Vergisi, Trakya Olayları, 6-7 Eylül olayları nedeniyle çok sayıda Yahudi İsrail’e göç etmiştir. Bunun sonucunda da Türkiye’de Yahudi sayısı sürekli azalmaktadır. “İsrail devleti kurulduktan sonra göç edenlerin çoğu, Pasaport rıhtımında günlerce gemi beklemişlerdir. Aileleri İsrail’e götüren gemilerden biri, Eti Gemisi’dir. … 6 Şubat akşamı (1949 yılı), Eti gemisi, 1.300 tonluk malzeme ve 1.049 yolcuyla İzmir limanından Hayfa’ya doğru hareket etti. Yolcuların 373’ü İzmir topluluğundandır….” (s.169)
Dr. Siren Bora, tarih araştırmaları konularında üretken bir akademisyen ve yazar. Özelikle İzmir ve Ege tarihindeki Yahudi göçleri, onların yaşam biçimleri, ekonomik durumları, yaşadıkları sorunlar üzerine yazdığı kitapların her biri arşiv değerindedir. Tanıtmaya çalıştığımız bu kitabını da okurken birçok sosyal olayı sanki siyah-beyaz bir film izler gibi görüyoruz. İzmir’in yüzlerce yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar uzanan tarihinde önemli bir yere sahip olan Yahudilerin kazanımları, dertleri, acıları, sevinçleri, yaşam biçimleri belgelere dayandırılarak anlatılıyor. Bu konuya ilgi duyan her Yahudi’nin kitaplığında bulunması gereken akademik bir çalışma, Birinci Juderia – İzmir’in Eski Yahudi Mahallesi.
Dr. Siren Bora, Birinci Juderia – İzmir’in Eski Yahudi Mahallesi, Mart 2021, 252 sayfa, Gözlem Yayıncılık, İstanbul
Kitabın sonundaki tüm dokümanlar (fotoğraflar, resimler, planlar, tablolar, cetveller, haritalar) kuşe sayfalara basılmış.






