“Bu bakımdan müzisyenler olarak bizim için daha önce yazılmış çizilmiş şeylerden beslenmemek büyük bir israf olurdu. “ – Siyah Tavşan
İnsanı rüyalardan koparıp gerçeklerle yüzleştirmeye çalışan müzikleriyle yeni EP’si “Diyonizyak”ı yayınlayan Siyah Tavşan’la bir söyleşi gerçekleştirdik. Edgar Allen Poe’dan Nietzsche’ye ve Yunan tragedyalarına uzanan geniş bir edebiyat ve felsefe yelpazesinden beslenen grup, rap müzikten darkwave’e kadar çeşitli müzik tarzlarını eserlerinde harmanlıyor.
Gizem Erkol: Merhaba Siyah Tavşan! Öncelikle sizi tanıyalım. Bu grup nasıl bir araya geldi?
Siyah Tavşan: Merhabalar. Aslında 2015 yılından beri müzik yapıyoruz. Eski ismimiz Yeni Meta ile bir EP ve birkaç tekli yayınlamamıza rağmen imajımızdan ve tarzımızdan memnun değildik. O yüzden adımızı ve müziğimizi değiştirmek için 2019 yılında Siyah Tavşan ismini aldık. Hepimiz farklı okullarda farklı bölümler okuyoruz. 2015 yılında cover şarkılar çalıp sahne almak amacıyla bir araya gelsek de daha sonrasında beste yapma isteğimiz ağır bastı ve kendi şarkılarımızı yazmaya başlayarak müzik yapmaya başladık. Güncel haliyle grubumuz davulda Berk Uğuroğlu, bass gitarda Hakan Necmettin Azman, gitarda Yezdan Rohat Köneş ve gitar/vokal olarak Denizalp Şimşek olmak üzere dört kişiden oluşuyor.
GE: Farklı müzik stillerini harmanlıyorsunuz. Gelecek çalışmalarınızda hedefleriniz neler?
ST: Dünyada "gitar" ile yapılan müzik gün geçtikçe popülerliğini kaybediyor ve insanlar daha çağdaş, daha özgün işler dinlemek istiyorlar. Biz de kurulduğumuz günden beri buna dikkat etmeye çalışıyoruz. Her ne kadar geçmişimiz de rock ve metal ağırlıklı müzik dinlesek de bu kökeni kaybetmeden alternatif rock elementleriyle farklı türden müziklerden öğeleri birleştirerek özgün bir sound oluşturmaya çalışıyoruz. Rock müziğinin kurtuluşunun da biraz bu yoldan geçtiğini düşünüyoruz. Gelecek işlerde ise deneme payını daha da arttırmak ve insanları şaşırtmak istiyoruz. Bu bakımdan her ne kadar kesin bir şey söyleyemesek de gelecekteki işlerin eski işlerimizden oldukça farklı olacağını söyleyebiliriz.
GE: "Diyonizyak" parçanız yeni yayınlandı. Bu parçayı farklı yapan nedir?
ST: Son EP'miz "Diyonizyak" adını Friedrich Nietzsche'nin Tragedyanın Doğuşu isimli kitabından alıyor. Nietzsche burada sanatları ikiye ayırıyor. Apollonik ve Diyonizik olarak ayrılan sanatlardan müzik, Diyonizik sınıfa giriyor. Özetlemek gerekirse, Apollonik sanatlar genelde resim,heykel gibi görünüşe dayalı ve sınırlılığı imleyen sanatlar olurken, Diyonizik sanatlar sınırları aştıran, insanı kendinden geçiren ve hakikate yaklaştıran sanatlardır. Müzik de Nietzsche için böye bir etkiye sahiptir. Biz de şarkılarımızın bu etkiyi yaratmasını istediğimizden ve kitabın genel tezleri üzerine şarkıları bestelememizden dolayı EP'nin adını "Diyonizyak" koymaya karar verdik. Sound olarak ise rap müzikten Doğu müziğine, trip hop tarzından darkwave gibi daha elektronik tarzlara geniş bir yelpazeden beslendik.
GE: Siyah Tavşan ismi Alice Harikalar Diyarında'ya selam çakıyor. EP'nin son parçası "Kahrex" de eski bir Yunan hikâyesinden yola çıkıyor. Edebiyat ve felsefeden beslenen bir müziğiniz var diyebilir miyiz?
ST: Evet kesinlikle diyebiliriz. "Siyah Tavşan" ismi Lewis Caroll'un Alice Harikalar Diyarında isimli eserinden geliyor. Bu eser içinde ve daha bir çok edebi metinde ve sanat eserinde beyaz tavşan, insanları gündelik hayatlarından kopartan ve onları macera dolu bir rüya diyarına götüren bir öncü olarak resmediliyor. Ancak biz bu imgeyi tersine çevirip insanları uyandıran ve gerçekleri yüzüne vuran bir karakter yaratmak istedik. İsmimiz bu yüzden Siyah Tavşan. Bunun dışında şarkılarımız genelde çeşitli mitlerden ve metinlerden besleniyor. Söz gelimi "Kuzgun" Edgar Allan Poe'nun aynı isimdeki şiirinden beslenirken "Kahrex" Kral Midas ve Silenos'un öyküsünden besleniyor. Bizce her sanat dalı gibi müzik de insanın dünyadaki durumunu ve olanaklarını anlatıyor. Bu bakımdan müzisyenler olarak bizim için daha önce yazılmış çizilmiş şeylerden beslenmemek büyük bir israf olurdu.
GE: Sizce müziğimiz dinleyenlerde nasıl bir etki yaratıyor ya da siz nasıl bir etki yaratmasını amaçlıyorsunuz? Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
ST: Az önce de belirttiğimiz gibi genel olarak müziğimizin ve özel olarak bu EP'nin insanları şaşırtmasını ve onların suratına bazı şeyleri vurarak biraz rahatsız etmesini istiyoruz. Bu şekilde insanların sınırlarını aşmaya gönüllü olacaklarını ve hayatı daha az ciddiye alarak yeni şeyler denemeye istekli olacaklarını düşünüyoruz. Şu ana kadar aldığımız geri dönüşler oldukça güzel. Her ne kadar dinleyici sayımız çok yüksek olmasa da bizi dinleyen herkese duygularımızın ve düşüncelerimizin geçtiğini düşünüyoruz. Bu da mükemmel bir duygu.

GE: Peki besteler yapıldıktan sonra kayıt ve yayın sürecini nasıl sürdürüyorsunuz?
ST: Genelde beste yapma ve demo kayıt süreci evde gerçekleşiyor. Toplanıp şarkıları dinleyip eleştiriler yaparak şarkıları daha iyi hale getirmeye çalışıyoruz. Şarkıların fikriyatını veren, sözleri yazan ve şarkının genel hatlarını belirleyen genelde grubun vokali Denizalp Şimşek oluyor. Daha sonrasında şarkıları gruplayarak tekli halinde mi yoksa EP gibi toplu bir şekilde mi yayınlamak istediğimize karar veriyoruz ve şarkıları düzgün bir stüdyo ortamında kaydetmeye başlıyoruz. Öncesinde kendi imkanlarımızla kayıtlar alsak da artık Kayaaltı Bros Stüdyo ile çalışıyoruz.
GE: Malum çoğumuzun evde olduğu bir süreç yaşıyoruz ve sosyal medya üzerinden canlı yayınların arttığı bir dönemdeyiz. Siz de böyle bir şey yapıyor musunuz?
ST: Evet biz de canlı yayınlara ağırlık vermeye çalışıyoruz. Karantina dönemi başladığında uzun bir süre sessiz kaldık ve EP'nin çıkmasını bekledik ama artık şarkılarımız çıktığı için durmadan canlı yayınlara katılmaya çalışıyoruz. Her ne kadar insanlarla etkileşime geçmek ve müziğimizi paylaşmak bizleri mutlu etse de internet üzerinden konser vermek oldukça zor bir iş ve ses kalitesi olarak oldukça sıkıntılı. Bu yüzden bir an önce bu sürecin bitmesini ve canlı konserlerimizde dinleyicilerimizle buluşmayı dört gözle bekliyoruz.
GE: "Tractatus 7.0"da ünlü bilim ve teknoloji YouTuber'ı Barış Özcan da yer alıyor. Yollarınız nasıl kesişti?
ST: "Tractatus 7.0" isimli şarkımız Wittgenstein'ın Tractatus: Logico Philosophicus isimli eserinden esinlenilerek ortaya çıktı. Orada Wittgenstein estetik yargıların dil içerisinde ifade edilemeyeceğinden bahsediyor ve insanın konuşamadığı konular üzerinde susması gerektiğini söylüyor. Biz de bu önermeden yola çıkarak içerisinde şarkı sözü olmayan bir şarkı yapmak istedik ve enstrümantal teklimiz "Tractatus 7.0" ortaya çıktı. Kitabın genel tezini vurgulamak için de kitaptan bir kısmı birinin okuması gerektiğini düşündük. Aklımıza daha önce internet dizilerine de sesini kullanarak yardım eden Barış Özcan geldi ve kendisine mail aracılığı ile ulaştık. Sağolsun bizi kırmadı ve bizimle çalışmayı kabul etti. Şarkının içerisinde Barış Özcan gibi bir ismin olmasıyla gurur duyuyoruz.
GE: Ufukta yeni bir proje var mı?
ST: Şimdilik yeni bir proje yok ama önümüzdeki aylarda yerli sanatçılarımızın eski şarkılarını özgün bir biçimde kendi tarzımızda yorumlayarak dinleyicilerle buluşturmak istiyoruz. Şimdilik buna odaklanıyoruz ancak beste yapmaya da devam ediyoruz. Kesin bir şey söyleyemesek de bir sonraki projenin dört şarkıdan daha fazla şarkı içeren kapsamlı bir çalışma olmasını istiyoruz.
Siyah Tavşan’ı dinlemek ve takip etmek için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz:
Diyonizyak :
https://open.spotify.com/album/79avbwbvMags9hO6xeM6D7
Hiç Adam Klip:
https://www.youtube.com/watch?v=lasaQtW3XQ0
Spotify: https://spoti.fi/2MXmUXe
YouTube: https://www.youtube.com/SiyahTavsanOfficial
Instagram: https://bit.ly/32ve5uf
Twitter: https://bit.ly/2V9NBgY






