Ayrıntı Yayınları'nın 30. Yılı: "Sesi duyulmayanların ve farklı olanların sesi."
11 Mart 2017 Ne Haber

Ayrıntı Yayınları'nın 30. Yılı: "Sesi duyulmayanların ve farklı olanların sesi."


Twitter'da Paylaş
0

Ayrıntı Yayınları 30. Yılı'nı kutladı. Ülkemizin yayıncılık ve düşünce hayatında önemli bir yeri olan Ayrıntı Yayınları'nın 30 yılı, kültür hayatımıza yapılmış önemli katkılardandır. Her iyi okurun yolu bir yerde Ayrıntı Yayınları ile de kesişmiştir. Yayınevinin kurucularından ve şimdiki Yayın Kurulu üyelerinden Erol Mut ile Ayrıntı Yayınları'nın 30. Yılı'nı konuştuk. Oggito: Ayrıntı Yayınları 30. yılını tamamladı. Yayıncılık dünyamızın zorlukları içinde, bunu önemli saymalıyız. Peki Ayrıntı Yayınları kendini bugünkü yayıncılık dünyamızda nasıl tanımlıyor? Erol Mut: Ayrıntı Yayınları, en başından beri, sesi duyulmayanların ve farklı olanların sesini yansıtmaya çalıştı, onlara dair düşüncelere öncelik verdi. Bu yalnızca temel egemenlik alanıyla sınırlı kalmadı. Başta sol-sosyalist fikirler olmak üzere, her alanın kendi içindeki farklılıklarına yer verdi, buralardaki tartışmaları besledi. Kitaplarımızda özgürlük fikri, çevre hareketi, kadın hareketi, yeni sosyalizm tartışmaları önemli yer edindi. Kendini eleştirmek, önemli bir konu. Yaşar Kemal’in söylediği bir söz var: “Dünyanın bütün kötülüklerine başkaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir, kendi iyiliğine de başkaldır.” İyi için çabalamak, ama bu uğurda kendini de eleştirebilmek gerek. Felsefe, siyasi bilimler ve sanat-kuram alanlarında buna ihtiyaç var. Og: Ayrıntı Yayınları'nın bir değişim içinde olduğu da görülüyor. Önceden yapılmayan neleri yapmayı düşünüyor? EM: Farklı yaklaşımlara yer vermek anlamında, örneğin, din ile ilgili tartışmalarda, dine dışarıdan bakışın yanı sıra, o alanın kendi içindeki eleştirel düşünceleri de izleyip yayınladık. Edebiyatın farklı türlerine son dönemde kapı açtık, bu yönde yeni adımlar da atacağız. Yeraltı Edebiyatı dizimiz ilgi görüyor, bunun yanında Kara-Ayrıntı adıyla politik cinayet romanları diyebileceğim eserler yayımlamaya başladık. Bilim-kurgu kitaplarına ve bilim-inceleme kitaplarına dair hazırlığımız var. Kadınların Kitapları diyebileceğimiz bir çalışma hazırlıyoruz. Og: 30. Yıl için çok önemli üç kitap yayımlandı. Bu üç kitabın aynı zamanda çok özel tasarımları da var. Âdeta anı kitapları gibi… EM: Evet, otuzuncu yılımızda bininci kitabımıza ulaştık. Bu vesileyle özel bir hazırlık yaptık. 999, 1000 ve 1001. kitaplarımız hem bu eşiğin sembolü olsun, hem de okurlarımız açısından birer anı kitabı olsun istedik. 999. kitabımız olan Hayal-et, Marx’ın Seçme Yazıları, Ercan Kesal ve Enis Rıza tarafından hazırlanan 1000. kitabımız Zamanın İzinde, ve 1001. kitap olarak seçtiğimiz yeni keşfedilen 101 Gece Masalları her kütüphanede yer bulacak arşivlik eserler. Og: Ayrıntı Yayınları’nda çeviri kitapların ağırlığı epeyce fazla. Oysa çeviri de yayıncılık dünyasının en önemli sorunlarından değil mi? EM: Sanırım, en çok çeviri yayımlayan yayıneviyiz. Kitaplarımızın yaklaşık yüzde doksanı çeviri. Çevirinin doğruluğu, güzelliği önemli bir konu, ama yayınevi açısından başka “iş”leri, zorlukları da var. Bir çeviri kitabın yayınevine zaman maliyeti yaklaşık iki yıldır. Yani kitabın seçilip, telif için yurtdışıyla yazışmaların yapılması, çeviriye verilmesi, redaksiyon, son okuma, sayfa düzeni, kapak vs. Oysa telif Türkçe bir eserin zaman maliyeti ortalama birkaç aydır. Bu fark bile, ayda ortalama on tane çeviri kitap yayımlayan Ayrıntı Yayınları’nın ne kadar yoğun bir üretim içinde olduğunu gösterir. Og: Yayıncılığın en önemli sorunu sizce nedir? EM: Birkaç önemli sorunumuz var. Mesela, yatlardan, mücevherlerden vergi almayan devlet kitaplardan vergi alıyor, hem de yüksek bir vergi. Bütçe açığını petrolün ve kitapların gelirinden kapatmaya çalışıyor herhalde. Kitapçıların yaşam mücadelesi vermesi de ciddi bir kriz konusu aslında. Bırakalım küçük ilçeleri pek çok il merkezinde dahi kitapçı bulunmuyor artık. Oysa okurun doğrudan kitapla bağ kurduğu yer orası. Anadolu’da daralan bir dağıtım ağı var. Büyük kentlerde ise sadece bir iki merkezde yoğunlaşıyor kitapçılar, geri kalan bölgeler adeta “yok” hükmünde.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR