Bağdat 1258 yılında Moğollar tarafından yağmalandığında Dicle'nin sularının kitapların mürekkebiyle siyaha döndüğü söylenir. 5 Mart 2007'de ise bomba yüklü bir arabanın, şehrin kitapçılar ve matbaalarla dolu edebiyat merkezi olan Mütenebbi Caddesi'nde patlamasıyla Bağdat'taki birçok kitap tekrar savaş kurbanı olmuştu.
Bu olayın ertesi günü, haberi New York Times'ta okuyan şair ve kitapçı Beau Beausoleil, kendisini bu trajediye oldukça yakın hissetti. “Biliyordum ki eğer Iraklı olsaydım, benim dükkânım da tam orada olacaktı, öbür kitapçılarla birlikte.” Bombayla birlikte Beausoleil, hükümetin ve medyanın insanları “öteki” olarak göstermek için uyguladığı ağır baskının anlamsızlaştığını ve aradaki mesafenin kaybolduğunu hissetti.

Beausoleil'in sonraki adımı, Batı'ya, Mütenebbi Caddesi'yle paylaştıkları bu ortak yönü göstermekti. Amacı, tepkisinin sürekli olmasıydı. “Bir şekilde ortaya çıkmalı ve insanlara neler olduğunu ve tüm bunların bizim hayatımızı nasıl etkilediğini göstermeliydim.” Bunun sonucunda da Mütenebbi Caddesi projesi başladı.
İlk olarak matbaalar ve dizgiciler, poster benzeri broşürler hazırlamaya çağrıldı. “Bu insanlar tarih boyunca trajedilerde ve ayaklanmalarda, ağaçlara ve binalara poster ve broşür asarak tepkilerini göstermekten çekinmedi, dolayısıyla bu projede de ilk olmaya uygundular.” Zamanla bu posterler çoğaldı ve 133 adet poster, Irak Kütüphanesi ve Arşivi'ne bağışlanmak üzere Florida Atlantic Üniversitesi Kütüphanesi tarafından dijital ortama aktarıldı. Projenin ulaşmak istediği asıl rakam, patlama sırasında ölen yüz ve yaralanan otuz kişiyi temsilen 130 posterdi.

O zamandan beri farklı projeler ortaya çıkmaya devam etti. Posterlere ek olarak Irak ve Amerika başta olmak üzere farklı milliyetlerden yazar ve şairlerin patlama hakkındaki düşüncelerini içeren bir antoloji hazırlandı. Al-Mutanabbi Street Starts Here (Mütenabi Caddesi Burada Başlar) isimli kitapta Pulitzer ödüllü gazeteci Anthony Shadid'in ve yine Beausoleil de katkıları vardı.
Bir başka proje de eserlerini kitap formunda ortaya koyan kitap sanatçılarından geldi. Kendilerine yapılan çağrı, o gün Mütenabi Caddesi'nde kaybedilen şeylerin hatırasını ve geleceğini taşıyacak kitaplar yaratmalarıydı. Bu çalışmada ortaya konan kitaplar, o caddedeki matbaa, kitabevi, yazar ve okuyucuları temel alarak Mütenabi'nin, içinde bir kitapçı ya da kültürel bir yapı barındıran öbür caddelerle olan benzerliğini gösterdi. Bu kitaplardan bazıları da şu anda Londra'daki Mosaic Rooms'da sergileniyor.

Bağdat'taki bombalamanın açtığı yara, türünün tek örneği değil. Tarih, yazılı hayata ve o hayatın çevresindeki topluma düzenlenen saldırılarla dolu; üstelik bu saldırılarda zarar gören tek şey kitaplar da değil. 1992'de Sarajevo'da gerçekleştirilen bombalamada üç milyon kitap yok edilmiş, daha yakın bir tarihte Lübnan'ın Tripoli şehrinde meydana gelen saldırıda da yanan kütüphaneyle birlikte elli binin üzerinde kitap kullanılamaz hale gelmişti.
Kaynak: Guardian