Bağlanma, romantik ilişkilere bakış açınızı temelinden sarsacak.
Neredeyse hiçbir makale “Terapistim bana…” diye başlamaz. Bunun iyi sebepleri var.
Yine de bu yazı tam olarak bu şekilde başlıyor.
Terapistim bana birkaç ay önceki seansımızda, “Bağlanma kuramı veya yetişkin bağlanma tarzları hakkında bir şeyler duymuş muydun?” diye sordu.
Tabii ki duymuştum. Birkaç yıl önceki yoğun ilişkim bir anda patlamış, patlamanın etkisiyle taraflardan biri şalterleri komple indirirken öteki darmaduman olmuştu. Ama ne olup bittiğine kimse anlam verememişti.
Ta ki karşı taraf, Bağlanma Aşkı Bulmanın Ve Korumanın Bilimsel Yolları kitabının fotoğrafını atarak bir şeyleri anlamlandırmaya çalıştığını ifade edene kadar. Böylece birkaç gün içinde ben de kitabı satın almıştım.
Sonuç? Tek kelimeyle “aydınlatıcı”. Kitapla beraber çöküşlerimi, neredeyse önceki bütün ilişkilerimi, kısaca kendimi keşfettim. Romantik ilişkilere bakış açım temelinden sarsıldı desem az bile söylemiş olurum.
Bağlanma ilk bakışta yüzeysel bir kişisel gelişim kitabı gibi gözükebilir. Ama kitabın yazarı Dr. Amir Levine klinik psikiyatrist ve Columbia Üniversitesi’nde nöroloji uzmanı. Bu nedenle kitaptaki teorilerin temelini anne ve çocuk arasındaki ilişkiyi inceleyen “bağlanma odaklı terapi” araştırması oluşturuyor.
Bir grup nöroloji uzmanının uyguladığı bir başka araştırmaya göre, yetişkinlerin arasındaki romantik ilişkilerle çocukların ailelerine bağlanma tarzları arasında büyük benzerlikler olduğu görülüyor.
Sizin Bağlanma Tarzınız Hangisi?
Kitap, çocuklardaki duruma benzer olarak başlıca üç yetişkin bağlanma tarzına işaret ediyor: kaygılı, kaçıngan, güvenli. Bağlanma tarzları genellikle kendilerini tartışma, ayrılık, ilişkinin ciddiyete binmesi gibi duygusal olarak yoğun anlarda gösterir. Kaygılı bağlanma tarzına sahip kişiler, böyle anlarda duygusal yakınlığa sahip olmayı çılgınca isteyip onu kaybetmekten aşırı korkabiliyor.
Kaçıngan bağlanma tarzına sahip kişilerse genellikle bağımsızlıklarını kaybedip refleks olarak tamamıyle şalterleri indiriyor ve kendilerini ilişkiden uzaklaştırıyorlar.
Güvenli bağlanma tarzına sahip kişilerse duygusal yoğunluğu bir tehdit olarak görmüyor. Duygularını dürüst ve samimi bir biçimde karşı tarafa aktarabiliyor.
Dr. Cindy Hazan ve Dr. Phillip Shaver’in araştırmasına göre deneye katılan kişilerin %56’sı güvenli bağlanma özellikleri gösterirken %20’si kaygılı ve %23’ü kaçırgan özelliklere sahip, kalanlarsa iki kategori arasında gidip geliyor.
Yirmi dile çevrilen Bağlanma 2021 itibarıyla Amazon’da “Sosyal Bilimler”, “Bilişsel Psikoloji” ve “Aşk ve Romantizm” kategorilerinde en üst sırada yer alıyor.
Terapiyi Henüz Bırakmayın
Her ne kadar kitap kendi bağlanma tarzınızı bir dereceye kadar ölçmenizi sağlasa da kişiyi oluşturan “biyopsikososyal faktörlerin” tamamını elbette ki içermiyor. Bu sebeple her ne kadar bakış açınızı genişletebilecek bir etki bıraksa da kitabı terapi yerine bir alternatif gibi düşünmemekte fayda var.
Ayrıca kitaba yönelik olumsuz eleştiriler de yok değil. Mesela, Los Angeles’taki Ayrılıklar Müzesi müdürü Alexis Hyde, kitabı okumamış olsa da, bu tip etiketlemelerin ve kişisel teşhislerin yarardan çok kişiye engel teşkil edeceğini düşünüyor. Hyde’a göre birisi çıkıp da “Ben kaçınganım, o yüzden hiç kimseyle beraber olamayacağım” demeye başlayabilir ve kendi kendini kısıtlayacağı kısır döngüye girebilir.
Ancak Dr. Levine, Bağlanma Aşkı Bulmanın Ve Korumanın Bilimsel Yolları'nda yer alan bağlanma tarzlarının sanıldığı gibi sabit olmadığını ve bir kişinin tüm hayatı boyunca tek bir tarz içinde ilişkilenmediğini söylüyor. Ayrıca herkesin terapiye erişimi olmadığı için kitabın sanıldığından daha yararlı olacağı fikrinde.






