Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Eylül 2022

Öykü

Bu Hikâye Daha Bitmedi

Zeynep Öznur

Paylaş

3

0


Her evde bir diktatör, bir zorba. Tüm kapıları tutmuşlar. Geçiş yok, kaçış yok, izin yok. Hayat sadece onların bildiği gibi sana düşen hayat yolunda onların ayak izlerini takip etmek, aynı yolları yürümek. Hataya mahal yok. Çemberin içinde kalacaksın daima, orası güvenli, dışarısı ise cıs yakar seni alimallah. Etraf tehlikelerle dolu, Afrika’daki masum bir ceylan gibi kalakalırsın etrafını saran aslanların, çakalların arasında. Dışarısı güvenli değil, sana güvenimiz tam sonuçta biz yetiştirdik seni ama etraf işte tekin değil ortalık. Aile toplumun en küçük birimi, yapıtaşı, aynı zamanda en güvenli liman sığınak. Sığınak, sığınak, sığınak. Bu kelimeyi defalarca yazdı defterine Deniz. Aile bizim sığınağımız en güvenli limanımız kimden duymuştu bunu ilk hatırlamaya çalıştı. İlkokuldaki öğretmeninden belki de hani şu kocaman burnunun üzerine düşen gözlüklerinin her seferinde elleriyle ittirip insanın yüzüne hep hayretle bakan Hayriye Hanım ‘mıydı?  Belki. O kadar uzun zaman geçmişti ki üzerinden unutmuştu. Zihninin en derinliklerine hapsetmişti aslında yoksa unuttuğu falan yoktu. Hatırlamaya direniyordu sadece.

“Evet çocuklar bugün hayat bilgisi dersinde aileyi işliyoruz. Aile nedir toplumun temeli. Başka?”

“Toplumun yapı taşı.”

“Aferin Deniz otur yerine.” Aferin alıp yerine otur sonuçta yalandan kim ölmüş. Baksana sınıftaki herkes nasıl da mutlu aile yuvalarını anlatmaya nasıl da hevesli. Bırak anlatsınlar. Seninse anlatacaklarına sıra gelmedi. Önce sindirmen lazım. Ağzının içinde çiğneyip un ufak edeceksin ki sindirmesi kolay olsun. Sonra hazımsızlık yapar, şişer kalırsın. Aile sığınaksa eğer bu sığınma evlerinin adını kim koydu diye düşündü. İkisi de aynı kökten geliyordu sonuçta. Sığınmak. Oysa onun ne tutunacak dalı vardı ne de sığınacak limanı. Hepsi yerle yeksan olmuştu. Daha ilk fırtınada tavanı uçmuş, sağlam kalan tek tük tahtaları da esen sert rüzgâra yenik düşüp denizin dibini boylayan bir iskele gibiydi. Ne var ki ne yüzebiliyor ne de batabiliyordu. Orda öylece duruyordu. Deniz bile adaşını kabul etmiyordu.

Kalemi aldı eline tekrar biraz önce yazdığı satırları tekrar okudu, sonra tekrar. Kelimeler anlamını yitirip bulanıklaşana kadar tekrarladı. Her evde bir diktatör, bir zorba. Ne vardı ki bu kelimeler de anlamını yitirsin, dönüşsün, değişsin. Diktatör diye tekrarladı. Fikirlerini dikte eden kişi. Baba ailenin temel reisidir diyen Hayriye Hanım’ın sesini duydu kulaklarına. Sabahları izlediği Temel Reis çizgi filmi geldi aklına güldü. Sevgilisi Safinaz’ı güçlü ve kaslı Kabasakal’a kaptırmamak için sürekli ıspanak yiyip güçlenen Temel Reis. Babasının ıspanak yediğini düşledi sınıfta. Yine güldü.

“Ne var Deniz, komik olan nedir?”

“Yok.” Hık, mık, sesi çıkmadı. Ne desin benim babam ıspanak sevmez dese, bu da nerden çıktı demezler mi adama peki Temel Reis dese of en iyisi susmak.

Nerden gelmişti şimdi eski öğretmeni tekrardan hem de hiç sevmediği biçimde, hayatının en karışık döneminde üstelik. Babasını çizdi defterine, kocaman, büyük, cüsseliydi tıpkı çocukluğunda hatırladığı gibi tam bir Kabasakal. Temel Reis olsa daha çok sevinirdi ne de olsa çizgi filmde iyi olan oydu. Yanına kendini çizdi küçücük hiç büyümemiş, incecik, cılız, rüzgârda uçuverecek gibi aynı Safinaz gibi diye sayıkladı. Sonra kocası geldi sahneye. İşte Temel Reis buydu, onu uğradığı zorbalıktan kurtaracak kahramanı, beyaz atlı prensi. Öyle olmaz mıydı masallarda ona öğretilen buydu. Babası kadar olmasa da o da cüsseliydi. Üstelik güçlenmek için ıspanak yemesine de gerek yoktu. Onu bu zorbalıktan kurtarması yeterliydi.

Sahnenin devamını çizdi. Temel Reis’in yanında Safinaz. Nihayet kavuşmuşlar, mutlular. Kötü günler geride kalmış. Zorbalık yok bu yeni hayatında. Temel Reis bir anda Kabasakal’a dönüşüyor. Suret farklı içerik aynı. Ama onu seçmemişti. İyi olanı seçmişti, onun peşinden gitmişti. Meğer bunlar rüyaymış, uyanma vakti geldi küçük hanım. Ömür boyu Kabasakal’a mahkûmsunuz, üstelik herkes sizin Temel Reis’le olduğunuzu düşündüğü için sizi kurtarmaya gelecek kimse de yok.

Kalemi elinden bırakıyor. Sahnenin devamını çizmeye gücü yok. Tam karşısında oturup seansın başından beri onu süzmekte olan doktor bitti mi dercesine yüzüne bakıyor. Kâğıdı ona doğru uzatırken üstündeki hırkaya sarılıyor tek sığınağı oymuşçasına. Dikkatle bakıyor çizdiği resme doktor.

“İyi ilerleme kaydettin Deniz,” diyor.

“Aferin Deniz. Ailede kol kırılır yen içinde kalır, sırlar asla içerden dışarı taşınmaz” diyen annesinin sesi karışıyor doktorun sesine.

“Alışabildin mi yeni evine. Arkadaş bile edinmişsin öyle söylediler. Korkma seni burda kimse bulamaz.” Seansın bittiğini işaret eden cümle bu. Gerçek olmadığını biliyor. İstese bulabilir, kapıdaki görevli, burasının gizli olması ona engel değil. Daha önce bulduğu gibi yine yapabilir. Doktora inanmak istiyor. Yüzüne bakıyor söyledikleri, gerçek mi diye ama kapı duvar suratı. Gelişigüzel söylediği belli.

“Haftaya aynı saatte görüşürüz,” diyerek seansı bitirdiğinde kimselere görünmeden odasına doğru yürüdü. Neyse ki kimsecikler yoktu. Yatağına yattı yüzünü duvara döndü ve yastığın altına sakladığı defteriyle kalemini çıkarıp hikâyenin kimselere anlatmadığı kısmını çiziyor. Safinaz yalnız son sahnede, hep tepeden topladığı saçlarını açmış, rüzgâra bırakmış dağılmasına aldırmadan. Artık ne Kabasakal’a ihtiyacı var ne de Temel Reis’e. Tek başına yürüyor. Defteri yastığın altına saklayıp gözlerini kapatıyor. Bu hikâye daha bitmedi diye sayıklayarak uykuya dalıyor.

Başlıktaki fotoğraf: Mike Tinnion 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Zambak Kadar BeyazA. Ömer Türkeş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

13 Mayıs 2025

Bir Mektup

Okuduklarım içimde birikiyor, büyüyor, içimde bir şeyler inşa ediyor, ben hepsini sana yazmak, seninle bunları konuşmak ihtiyacı duyuyorum.Sevgili dostum, Bu ara çok okudum, okuduklarımla ne yapacağımı bilemiyorum bazen, ben de sana bir mektup yazmaya karar verdim. Mektuplar hayatımızdan ç..

Devamı..

Toplumsal Gerçekçi Romanlar (Gerçekçil..

Kemal Gündüzalp

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024