Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

15 Mayıs 2022

Kitap

Çocukluk Hasarlarıyla Yüzleşmek

Burak Soyer

Paylaş

0

0


Psikanalist yazar Alice Miller’ın ‘Çocukluk Hasarlarıyla Yüzleşmek’ alt başlıklı Sürgün Bilgi kitabı, çocuklukta yaşanan travmaların, ileriki yaşlarda ortaya çıkması kuvvetle muhtemel vakalara nasıl yol açtığını somut örneklerle açıklayarak ebeveyn ve ebeveyn adaylarına bunun önüne geçmenin mümkün olabileceğini gösteriyor.

“Doğuştan gelen hissetme yeteneği gelişmeyen bir kişi, yaşamının ilerleyen yıllarında, örneğin, savunmasız olmanın ne anlama geldiğin bilemez ve bu nedenle kendi çocuğunun da aynı şekilde acilen ihtiyaç duyacağı koruma ve sevgiyi ona veremez. Sevgiyi hiç tanımamış, dünyaya geldiklerinde soğukluk, duyarsızlık, kayıtsızlık ve körlükle karşılaşan, tüm çocukluğunu ve gençliğini bu atmosferde geçirmiş olan anne babalar sevgiyi çocuklarına bahşedemezler çünkü onların gerçekten de sevginin ne olduğu ve ne olabileceği hakkında en ufak bir fikirleri yoktur –ki nasıl bahsetsinler? Yine de çocukları hayatta kalacaktır. Ve ebeveynler gibi onlar da bir zamanlar maruz kaldıkları eziyetleri hatırlamayacaklardır, zira bu eziyetler, kendilerini alakadar eden ihtiyaçlarla birlikte bastırılmış, yani bilinçten tamamen sürülmüşlerdir.” Psikanalist Alice Miller, Profil Kitap’tan ‘Çocukluk Hasarlarıyla Yüzleşmek’ alt başlığı, Oğuz Satır’ın çevirisiyle yayınlanan Sürgün Bilgi kitabını bu sözlerle özetliyor.

1923’te Polonya’da doğan ve 1946 yılında İsviçre Basel’e gelerek burada felsefe, psikoloji ve sosyoloji öğrenimi gören Alice Miller, 1953’te doktorasını tamamlar ve Zürih’te psikanaliz eğitimi alır. Sonrasında da 20 yıl psikanalist olarak çalışır. 1980 yılından itibaren tedaviyle öğretim işlerini bırakıp kendini tamamen yazarlığa verir. Kitaplarında genellikle çocukluk eğitiminde zor kullanmanın yetişkinlikteki toplum ve yaşam arasındaki etkilerini konu ediyor. Sürgün Bilgi de bunlardan sonuncusu. Yazar, bir çocuğun yetişkinlik dönemine eriştiğinde –erişene kadar da elbette- sergilediği davranışların ‘kötücüllüğüyle’ olan ilişkisinin, ‘kötü çocuğa’ yapılan zulümden, ona uygulanan istismardan kaynaklandığını, bunun ‘atadan yadigâr’ olduğu görüşünü paylaşıyor ve ekliyor: “Saygı duyulan ve sevilen bir çocuk ise bambaşka bir dünya yaratacaktır.”

Sürgün Bilgi’de Miller’ın aktarmaya çalıştığı konu, çocuklukta gerçekleşecek bir olayın yaratacağı travmanın sadece şiddetle, alakasızlıkla, sevgisizlikle ilgili olmadığı. Kitapta yazarın bir Aziz Nikola kutlamasında denk geldiği olaylardan verdiği örnekle konuyu açalım. Alice Miller bir aralık ayında ormanda yürürken bir Aziz Nikola kutlamasına rastlıyor. Ortamda şöyle bir hava hakim: Genç anneler çocuklarının tavır ve davranışlarını Noel Baba’yla paylaşıyor (ispiyonluyor da diyebiliriz), Noel Baba da çocukları sırayla sorguya çekerek onlardan hesap vermelerini ya da her ne ‘kötülük’ yaptıysa bunu bir daha yapmamasını öğütlüyor. Zaten, “Bak Aziz Nikola her şeyi görür, ona göre,” diyerek çocuklarının hayatını hayali bir ‘gardiyanla’ kontrol altına almaya çalışan annelerin kutlamadaki bu ‘raporları’ çocukları daha baştan korkutmaya yetiyor. Örneğin Noel Baba, iki buçuk yaşındaki Stefan adlı bir çocuğu ‘sorguya’ çekiyor ve onun emzik kullanmaması gerektiğini, artık büyüdüğünü söylüyor. “Bu gece emziğini komodinin üstüne koyacaksın ya da küçük kardeşine vereceksin. Artık emziğe ihtiyacın yok, bunun için çok büyüksün.” Bu örneği bilerek kullandım. Zira Alice Miller’ın kitabında anlatmaya çalıştığı şey haberlere konu olan ve aklı başında herkesin büyük tepki gösterdiği, çocukların sadece “Annesi-babası çocuğunu yerden yere vurdu, üzerinde sigara söndürdü, zincire bağlayıp bodruma kapattı” gibi uç olaylarla travmalara maruz kalmadıkları. Miller, Noel Baba’ya inanan, ona güvenen, ondan hediye bekleyen bir çocuğun bu basit ve hayali kişilik tarafından akranları içinde azarlandığında da bunun çocukta bir ters etki yarattığını açıkça gösteriyor. Bizdeki “Yaramazlık yaparsan seni bekçiye veririm”in başka bir versiyonu bu örnek aslında.

Sürgün Bilgi, yazarın her ne kadar bu işin rahle-i tedrisinden geçse de çocuklukta bastırılmış duyguların ileriki yaşlarda yansımalarını kafa yoracak teorik tanımlamalar yerine hepimizin bir şekilde bir yerlerde karşılaştığı örneklerle destekleyerek, sağlamasını yaparak anlattığı bir kitap. Bu yöntem, konunun zorluğu ele alındığında ebeveyn ve ebeveyn adayları için kitabı daha anlaşılır kılıyor ve “kötü çocuğun” üzerinde kurulan ya da olası bir baskının sonuçlarını da göstererek izlenilen yolun yanlışlığının anlaşılmasında daha belirgin bir yol gösteriyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Walker Evans’ın Fotoğrafları ÜzerineErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nihat Dağlı

24 Aralık 2025

Ele Geçirilemeyenin Peşinde

“Yola çıkarken şunu unutmamak gerekir: Hazırlanmış güzergâhlara, haritalara, önceden ayarlanmış konaklamalara, tesadüflere ve beklenmedik olaylara rağmen yolları önümüze açan Tanrı’dır. Issızlıkları o yaratır ki biz içlerinden yollar geçirebilelim. Dağlar arasında, sanki d..

Devamı..

Şaka

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024