Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Temmuz 2017

Öykü

Didem Tekeli • Elke’nin Kuzey Masalı

Didem Tekeli

Paylaş

38

0


Taşlara sıkıca gömülü rayların üstünden tıkırtılarla ilerleyen tramvay yeri sarstı, kilisenin önünde karşıya geçmek için bekleyen yayalar titredi. En azından Elke böyle düşündü, titriyoruz. İnce tabanlı ayakkabısı üşütüyordu, şeffaf çorabın altında bacakları çıplak gibiydi. Düşündüğünü mırıldandı ve ekledi, hasta olmayacağım. Ağzından çıkan dumanı izleyen bakışı, yanında duran atın baldırlarında son buldu. Göğün mavisi nasıl oluyorsa gözünü alıyordu. Atın üstündeki şövalye söylediğine kulak misafiri olmuştu, size seve seve bir kahve ısmarlarım, dedi. Sesin gururlu, emin, cesur olduğunu düşündü Elke, sıcacık bir enerjisi vardı doğrusu. Başını kaldırıp dikkatle baktı, heybetinden etkilendi. Yavaşça, neden elinizde bir kalaşnikof tutuyorsunuz, diye sordu. Kılıç bu zamanlarda etkisiz, dedi şövalye, birazdan burada şahit olacaklarınızı bilseniz, hak verirsiniz. Yukarıdan yuvarlanan sözcükler Elke’yi rahatsız etti. Kahve teklifiniz için teşekkürler, dedi, ama askerlerle çıkmıyorum. Dediklerini dinlerken heykel yerine asker dediğini gördü. İlginç, diye düşündü, sonuçta bu hayal, bilinçaltımda neler saklı demek. Işık yeşile dönmüş, herkes adım atmak için hareketlenmişti ki onlarca görevli ortaya çıktı, cadde boyunca uzanan kaldırımın önüne set çekmeye başladı. Fosforlu yeleklerinde kocaman harflerle yaptıkları iş yazan bu insanlar hızlı ve keskindi. Çok değil, on saniye içinde cadde kuşatılmıştı. Karşıya geçmek için bekleşen yayalardan itirazlar yükseldi. Neden bizi durduruyorsunuz, diye sordu kimisi, kimisiyse, bu yaptığınız haksızlık, diye hükmetti. Hızla ilerleyen bir araç bu tarafa geliyor, diye açıkladı görevliler. Onu durduramadığımız için sizi korumak adına önlem alıyoruz. Hayır, dedi genç bir kadın, beni yolumdan edemezsiniz. Sizin iyiliğinizi düşünüyoruz, dedi yelekli, bize öfkelenmeniz yersiz. Pek öyle değil, dedi kadın. Bizi engellemekle olmaz. Elke ne yapacağını bilmez halde genç kadına bakıyordu. İçinden onu desteklemek geldi ama hayatlarının tehlikede olduğuna inanmıştı. Kendi kendisine, haklı, diye mırıldandı. Gitmesi gerekiyorsa gitmeli, öte yandan. Genç kadın kaldırımın önüne yerleştirilmiş demir bariyeri iteledi, aradan sıyrıldı. Her geçen saniye büyüyerek üstüne gelen arabayı gördüğünde adımı yoldaydı. Durdu. Gerçeğin anlamı değişti. Birkaç cümle geldi hatırına, sevdiği şarkının sözleriydi belki veya şiir kitaplarındandı sözcükler. Her şey herkesin önünde, derin ve ani oldu. Elke’nin gözleri kocaman açıldı. Çarpışmadan çıkan ses kulaklarını doldurdu, bu sese dayanmak kolay değil, diye inledi. İnce, genç bir bedenin havaya savruluşunda heyecan verici bir şey yoktu gerçekten. Oysa, dedi içinden, sıradan bir şehrin tepetaklak olması fantastik, hatta güzel olabilir. Nefes alabilmek için ağzını açtı. Yanında durduğu kalabalığın yaptığı gibi, bedenin düştüğü yere baktı. Derin bir nefes çekti içine, dudakları titriyordu. Aracın gittiği yöne dönüp soluk almaya çalıştı. Şaşırdı. Kadının uzun saçları göğe savrulurken, yere çarpan bedenden konser öncesi hazırlık yapan orkestranın sesi yükselmişti. Tüm çalgılar aynı anda kendine has seslerini verdi, sanki mutlulukla yerli yerine oturacaktı her şey, derken soluksuz, koyu bir sessizlik şehri esir aldı. Sessizlik ambulans gelene dek sürdü. Yayalara yeşil yandı, önlerindeki set çoktan kaldırılmıştı. Durdu Elke. Biraz durayım, diye düşünüyordu, biraz durup olup biteni anlamaya çalışayım. Kim bilir kaçıncı defa yanan yeşil ışıkta içinde olduğu zamana geri döndü. Sağından ve solundan geçen insanların sıcaklığını, buz gibi bacaklarını, dibinde beklediği heykelin heybetini duyumsadı. Şahit olduğu ânın kendisini takip ettiğini biliyordu, yolun ortasına geldiğinde adım attığından emin olmak için ardına baktı. Yaya geçidinde zınk diye durursa, bir de önüne bakacağına başını arkaya çevirirse birisiyle çarpışma olasılığı artar elbette. Bir adamla çarpıştı Elke. Özür dilemek için dönünce onun komşusu Simon olduğunu gördü. İyi misin, dedi Simon, gel, arabalar hareketlenmeden kaldırıma çıkalım. Heykelin dibine döndüler. Elke titriyordu, hızla olanları anlattı, belki eve gitmeliyim, dedi. Seninle eve yürümeyi isterdim ama Alma’nın okuluna gidiyorum, dedi Simon. Yüzü ışıldadı, bugün merak ettikleri bir hayvanı tanıtacaklar sınıfta, diye ekledi, denizanalarına hayran, ben de sabah yakaladığım birini ona götürüyorum şimdi. Onun heyecanına ortak olmayı istedi Elke, plastik şişede kıpırdanan hayvana baktı. Ne düşündüğünü anlamış gibi, şişeyi kesip içine koydum, dedi Simon. Sonra üstünü şöyle sıkıştırıp birleştirdim parçaları. Simon’dan denizanalarını, hayatta kalmak için nelere ihtiyaç duyduklarını dinlerken çoktan şişedekinin yasını tutmaya başladığını fark etti Elke. Ölecek, diye düşündü. Alma’nın sınıfına yetişemez bile. Size söylemiştim, dedi atlı. Bu silaha ihtiyacımız var. Eğer beni bronzdan yapmış olmasaydınız, aracın şoförünü alnından vurup öldürebileceğime adım gibi eminim. Hatta öncesinde dörtnala koşup bu deniz canlısını avcısının ellerinden kurtarabilirdim. Duyduğu Elke’ye anlamlı geldi. Bir şövalye veya bir asker veya bir atlı eline silahını aldıysa onu nasıl kullanacağını biliyordur. Bulutlara kaldırdı başını. Heykeli süzdü. Simon sevinçle anlatmaya devam ediyordu. Bronz atın üstündeki bronz savaşçının kendisiyle konuşuyor olmasına olanak yok. Belki çoktan hastalandım, diye düşündü. Belki şu an cayır cayır yanıyorum, ateşim çıktı ve saçmalıyorum.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Açık Havada Tiyatro Keyfi: Tiyatro Koo..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sean Glatch

17 Mayıs 2026

Deneyler, Aydınlanma Anları ve Yazıya ..

Yakın okuma: Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi  Joyce’un otobiyografik romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi’ni bu yıl başlarında bitirdim. Romandan bahsettiğimde insanlar genellikle, “İyi de Joyce okumak imkânsız değil mi,” diy..

Devamı..

Ankara’nın Meşhur Lezzetleri

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024