Koğuşumuzun yaş ortalaması on dokuz. Hepsi ellerinizden öper. Dikkat! Öperken bıçaklanabilirsiniz. Yaş ortalamamızdaki çocukların, hayalleri yok. Evlerimiz, arabalarımız, boy boy sevgililerimiz var. Görüşten görüşe gördüğümüz ama aslında tanımadığımız. Aramızdaki bazı on dokuzlular, görüşte çocuklarını kandırırl
"Anne, neden eve gelmiyorsun," diye sorulduğunda,
"Çamaşırlarımı yıkadım, kurumalarını bekliyorum," deriz.
Yollanan çocuklara geri dönmeyiz. Sevgililer ve kocalar umrumuzda değil. Gece yatmadan önce suyumuzu şapla içeriz. Yeni gelenlere farklı gözle bakar, onlara pişmanlıklarımızı, vallahi yapmayacaklarımızı ve bizi biz yapan suçlarımızı anlatırız. İçimizde diğer hapishanelerden sevgili mektupları alanlar var. O içimizdekileri, içlerimizi açarak kalplerinden bıçaklarız uykudayken. Bıçak olmadığında sutyen demirleriyle bitiririz işimizi. Elimize aldığımızı yarım bırakmayız. Yarım bıraktığımızın kanını yerde koymayız. Çoğu zaman içimizdeki çingeneler yapar bu işi. Elleri kana bulanmaz hiçbir zaman. İşi bitirdikten sonra göbek atarlar. Göbek atarken kocalarıyla sevişirler. İçimizde kocalarıyla sevişenler sadece çingeneler. Onları biz de anlamayız. Çoğu zaman koğuşta olmazlar. Birkaç gün sonra göbek atarak geri dönerler. Ohlar, ahlar, vahlar... Bizi nereler paklar. Odamız temiz olmalı, arkadaşımız katil olmalı. Bu iki şartı yerine getirenler, Kuran'a başlayabilirler. Gusûl abdestini aldınız mı dolandırıcılar, açlar, toklar, uykusuzlar, avluda göbek atanlar?






