Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Ağustos 2021

Öykü

Diliyle Vuruşan Don Kişot

İdris Erdoğdu

Paylaş

3

0


Aylardır yollardayım, pazartesinden cumaya. Bir arayış içindeki modern zaman seyyahı. Aynı yollarda durmadan gidip geliyorum. Dışardan bakılınca cazip, gizemli oysaki zorunlu bir sürgünlük benimkisi.

 Otoritenin pervasızlığının yasallığı… Mağduriyetin üzerini kaplayan görünmezlik perdesi… Kimsenin söylemeye cesaret edemediği…

 Kendine ait olmayanı başkasına lütfetmek kimin tekelindedir. Yoksa vicdanı olanın sesine karşı kim direnebilir.

“Ey dünya, ey insanlık! Özgürlüğün anlamını Kafkas dağlılarından öğrenin. Özgür yaşamak isteyenlerin neler başarabileceğini görün. Uluslar onlardan ders alsın!”

 Çağının tanığı olmanın cesaretiyle yükselen bu ses bir pşinenin içine saklanıp yüzyıldır yankılanıyor.

“Böylesi daha hayırlıdır. Kim bilir hiç tahmin edemediğin güzel şeyler olur.”

 Teslimiyetin amentüsü, tüm iktidarlara karşı bir itaat. Zamanın her şeyin üstünü örttüğü kabul edişlerin zehirli şerbeti; sabır.

 Yol kenarlarında uzak yakın irili ufaklı sıralanmış köyler. Suyla ve sivrisinekle doldurulmuş pirinç tarlaları. Suyu gölden alıyorlar. Aynı gölden bir zamanlar Karadeniz’in kuzeyinden gelen Çerkezlerle ovanın tek Hristiyan’ı olan Don Kazakları da su almışlardı.  Göl suyla değil göçle dolmuş gibi. Gönüllü ve zorunlu sürgünler. Zamanın donduğu bir andan fışkıran onlarca dram. Bir tek kuşlar otoriteyi takmıyorlar. Yerkürenin ekinoksuna uygun bir döngü onlarınki. Gönüllü göç. Her yirmi bir martta kuzeye, ikinci gündönümünde ver elini güney.

 Yol kenarında duruyorum. Güneş gölün üzerinde son vedasını yapıyor. Sazlıkların arasından esir pazarında satılmış bir Çerkez halayığın silueti yükseliyor.  Bir kayık ağır ağır çekiyor ağlarını, son Kazak kemikli elleriyle yapıştığı ağı küpeşteye bağlıyor. Gözlerinde Don Ovalarının esintilerinin esrarı.

 Sürgünlüğün kavşağında kesişiyor yollarımız.

“Neden karşı çıktın ki? Çoluk çocuğun da büyüdü. Evin düzenin yerinde. Dertsiz başına dert alıyorsun.  Ne halleri varsa görsünler.”

1864 Nisanında üç hafta içinde her şeylerini bırakıp gelen Ubıhlar Yeşilköy’ün çamurlarına bata çıka Beşiktaş iskelesine indiklerinde bu sözleri duymuşlar mıdır? Torunlarının yurtsuz kalan Suriyelilere söylediklerini duysalar ne hissederlerdi?

 En çok rahatsızlık veren şey görünür olmaktır. Görünenin varlığı görünmez olan için iğne ucu gibidir. Bakmamak, görmemek hatta unutmak isterler. Her gördüklerinde akıllarıyla vicdanları arasına koca bir yumruk tıkanır.  

 Güneş göle vedasını uzattı. Ufuk çizgisinde kırmızı bir ateş topuna dönüp dondu. Son Ubıh bu dünyadan ayrılırken seksen iki harfin içine sıkışmış üç sesli harfle varoluşun isyanına meşale olmuştu. Kendi çocuklarının ötekileştirdiği bir sürgün. Diliyle vuruşan Don Kişot.

Başlangıcı bilinmeyen zamanlardan süzülmenin rahatlığına erişir kalanlar. Suçlanacak kimse kalmamıştır. Kaybolanların hikâyelerine dâhil olanların yazdığı duygusuz tiratlardır elde kalan.

 Yanımda duran araçtan inenler kendi aralarında konuşuyorlar. Gırtlaklarında ölü bir dilin son seslerinden tınılar var. Merakla bakıyorum yüzlerine. Göl diyor birisi, her yıl daha da kirleniyor. Kürtler, Suriyeliler yetmedi şimdi de Afganlar gelecekmiş. Doldukça kirleniyor, oysa eskiden böyle miydi?

 Sazlıklar yer yer kurumuş, tek tük kuşlar geliyor. Boş ver dedi yanındaki, arkadaşının sesini bastırırcasına; kurusun, kuşuyla böceğiyle uğraşacağına pirinç ekeriz daha iyi.

 Yemyeşil havuzlarda birikmiş sivrisinek ordularının vızıltılarını yoldan geçen araçların gürültüsü bastırıyor. Güneş bir anda gölün sularında kayboldu. Her sabah gibi akşam da renksiz kalmıştı sular.

 Renksiz, donuk ve bulanık.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Odamdaki GözDemet Taştemir
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Josef Kılçıksız

17 Ekim 2025

Cam Tavanın Altındaki Gökyüzü

Gazze söz konusu olduğunda siniyor tüm ilham perilerim.Yeni taşındığım bu şehirde “mahsur” kalmış gibiyim. Orhan Pamuk’un Kars’ta mahsur kalan Ka’sı gibi hissediyorum. Bu his, sanırım, ne olduğunu bilmeden hep sıra dışı bir şeyler olmasını beklememden.Bu şehirde her gün ..

Devamı..

László Krasznahorkai’nin Günümüze Sesl..

Bran Nicol

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024