Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Ekim 2021

Söyleşi

Elif Erdoğan: “Her öykü başka bir formda yazılabilme olanağını kendinde saklı tutar”

Aynur Kulak

Paylaş

2

0


"Yalnızca şehir yaşamında değil artık her yerde yeni çıkış yollarına eskisinden fazla ihtiyaç duyuyoruz. Öykülerin ya da edebiyatın olaylara bir de şu köşesinden bak dediği yer bile bir dönüşümü başlatmak için ne kadar elverişli olduğunu gösteriyor."

Elif Erdoğan ile Dokuzdan Küpe Çiçeği isimli ilk öykü kitabı odağında yapmış olduğum söyleşi insana ilişkin, doğaya ilişkin, hayvanlara ilişkin, nesnelere ilişkin, kısacası yaşamın tüm unsurlarına ilişkin bir kapsayıcılıkta gerçekleşti. Dokuzdan Küpe Çiçeği içindeki her bir öykü yaşama dair yukarıda sıraladığım unsurlarla bezeli yapısıyla içinde kendinize dair birçok şey bulacağınız minimalist öykülerden oluşmakta.

Elif Erdoğan ile ilk kitabı Dokuzdan Küpe Çiçeği üzerine gerçekleştirmiş olduğum söyleşi için buyurun lütfen.

Aynur Kulak: İlk olarak senden başlamak, senin edebiyatla olan bağının ne zaman, nasıl başladığı sormak istiyorum. Romanlarla mı başladı mesela ya da öykü kitaplarıyla mı? Sanki kitap okumaya başlama süreciyle beraber küçük küçük günlük notlar da almaya başlamışsın gibi geliyor ya da bir günlük tutma mevzu bahis oldu belki de.

Elif Erdoğan: Bu soru beni hemen ilkokul yıllarıma götürüyor, araştırma ödevlerim için kütüphaneye gittiğim zamanlara. Ödevlerimi bitirdiğimde kitap rafları arasında dolaştığım, ödünç aldığım kitaplarla eve döndüğüm bu zamanları edebiyatla ilişkimi başlatan ilk temaslar olarak görüyorum. Evimizde henüz bir kitaplık yoktu ama vitrinimizde üç farklı ansiklopedi seti vardı. Roman ya da öykü kitaplarından ziyade ansiklopedilerle başladı benim okumalarım.

Günlük tuttuğum zamanlar oldu, evet. Ama günlük tutmak istikrarlı olmayı hâlâ başaramadığım, hep özendiğim bir pratik olarak duruyor hayatımda. Bunun yanında çantasında hep defter – kalem olan, notlar almayı seven biriyim. Her ne kadar dağınık, düzensiz birazı kes-yapıştır da olsa, defterlerim yazıya yakın olma gayretimi canlı tutuyor.

AK: Dokuzdan Küpe Çiçeği öykü dosyası ilk olarak 2018’de Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödüllerinde dikkate değer bulunuyor. Kitapta okuduğumuz metinlerin hepsi var mıydı dosya içinde yoksa zamanla eklediğin, yeni yazdığın metinler oldu mu?

EE: Evet dosyayı tekrar gözden geçirdim ve yeni öyküler ekleyerek genişlettim.

AK: Dokuzdan Küpe Çiçeği insana ilişkin, doğaya ilişkin, hayvanlara ilişkin, nesnelere ilişkin, kısacası yaşamın tüm unsurlarına ilişkin son derece kısa öykülerden oluşuyor. Minimal anlatıyı gözettiğin, deneysel bir yapı var karşımızda.. Sen nasıl tarif edersin  kitabın yapısını?

EE: Sizin tarifiniz kitabın yapısını yeterince ortaya koyuyor bana kalırsa.

AK: Aynı zamanda da konsantre ve yoğun bir anlatı, anlam söz konusu öyküler kısa ve minimal unsurları barındırıyor olmasına rağmen. Mesela kitabın ikinci öyküsü "Deneysel". Bayan Z ile tanıştığımız "Sihir" öyküsü; mesela "Dönen" öyküsü, mesela "Üç Aylık Ömrü Kalan", "Yas", "Olumsuz Tekrar", "Yazı İşleri" öyküleri. Belki beş altı sayfa daha yazılsa konsantre, yoğun hallerini yitireceklermiş gibi sanki. Ne dersin, biz ilk bu haliyle gördüğümüz için mi böyle düşünüyoruz yoksa hayır tam da buydu yapmak istediğim mi dersin?

EE: Ben tam olarak bunu yapmak istedim diyebilirim. Olabildiğince az ve en doğru kelimelerle örülmüş, ne eksik ne fazla, tam anlatmak istediğim kadarı olan bir öykü. Diğer taraftan her öykü başka bir formda yazılabilme olanağını kendinde saklı tutar, bahsettiğiniz öyküler için de bunları gerçekleştirebilecek yazarlar vardır diye düşünüyorum.

AK: Karakterler farklı pencerelerden bakıyorlar dünyaya ve bizler rutin olandan uzaklaşıyoruz bu sayede. Bu durum karakterlerin kırılgan yapılarını ortaya çıkarsa da olayların akışının nasıl değişebileceğini de gösteriyor bizlere. Aslında kırılgan ruhları olmasına rağmen dirençli, mücadeleci de bir yapıları var karakterlerin. Ne söylemek istersin?

EE: Olan biteni başka başka pencerelerden seyretmenin, bazen bilmediğim bir sokaktan geçerek yolu uzatmanın bana hep iyi geldiğini biliyorum. Bir yandan her şeyin mümkün olan en iyi haliyle var olduğunu kabul ederken diğer yandan başka çıkışların mümkün olduğunu da aklımda tutuyorum. Öykülerimdeki karakterler de buralardan rol çalmış olabilir. Ve evet rutin olanı biraz sarsmak gibi bir isteğim vardı.

AK: Şehirli profiller söz konusu. Şehir yaşamına ilişkin yeni tanımlar, yeni çıkış yolları, yeni iş imkanları yaratma gibi durumlar da mevzu bahis. Mesela çiçek sulama gibi. Yani, evet, neden olmasın; şehirler sınırsız yaratma ve yeni yollar belirleme adına, fırsatlar adına önemli yerleşim alanları. Tabii ki bunun yanında hakikaten yaşamak adına çok mücadele de gerektiriyor şehirler. Bu paradoksal durumlar öykülerde çok güzel işlenmiş. Bu paradoksal durumların, zıtlıkların öyküler öyküleri dönüştürme gücünü konuşmak isterim aslında.

EE: Büyük bir şehirde yaşadığımdan, gözlemlediğim ya da maruz kaldığım rutin bu olduğu için bazı öykülerde de bunun etkisi var tabii. Ama yalnızca şehir yaşamında değil artık her yerde yeni çıkış yollarına eskisinden fazla ihtiyaç duyuyoruz. Öykülerin ya da edebiyatın olaylara bir de şu köşesinden bak dediği yer bile bir dönüşümü başlatmak için ne kadar elverişli olduğunu gösteriyor.

AK: Masalsı anlatı, yerel ağızla anlatı, tekerleme, not biçiminde düşülmüş cümleler, hatta Unuttuklarım ve Hatırladıklarım şeklinde bir sayfayı ikiye bölen yaşam pratiklerine dair bakış açıları söz konusu.   Ben de kendime göre yaptım, bir sayfayı ikiye ayırıp unuttuklarım ve hatırladıklarım diye Bu çeşitlilik bir oyun parkındaymışım hissi de yarattı bende. Çocuklar en çok oynarlarken öğrenirler ya, kitap bittiğinde bazı metinleri zihnen düşündüğümü fark ettim. Sen tabii ki bunları düşünerek yazmadın fakat kitabın okuyucularda bulduğu karşılıklar nasıl oldu, geri dönüşler geldi mi buna benzer?

EE: Öncelikle bunları duyduğuma çok sevindim, ne mutlu. Bu tarz yoldan sapan, beklenmeyen bazen rahatsız edici ya da gereksiz bile bulunabilecek çeşitli formlara ve hatta kendi yazı alıştırmalarıma tam da böyle sebeplerden yer verdim. Okuyanın, yazıya, çiziye, söze yahut bir hayale götüren çağrışımlar bulabileceği bir kitap hayal ettim. Böyle geri dönüşler de alıyorum ve bu, kitabımın beni en mutlu eden tarafı sanırım.

AK: Öyküler yazarak mı edebiyat içerisindeki yolculuğuna devam etmek istiyorsun? Aslında burada şunu sormak istiyorum ilk kitabı yayınlanan genç bir yazar olarak; edebi türler hakkında düşüncelerini merak ediyorum. Bir de süren bir pandemi dönemi var mesela ve bu dönem gelecekte nasıl hikayeler okumamızı sağlayacak sence, edebiyat adına nasıl bir gelecek bekliyor bizleri?

EE: Okur olarak edebi türlerin hiç birine uzak değilim ama yazar olarak bu yolu kısa öyküler yazarak yürümek istiyorum. Pandemi ya da günün getirdiği ne varsa edebiyata da dahil olmaya devam edecektir.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

5000 Kitap Arasında UyuyabilirsinizOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Alastair Bonnett

30 Mayıs 2026

Asya ve Afrika’nın Eko-Distopik Romanl..

Görünen o ki, durum artık değişti ve bir zamanlar bilimkurgu olarak görünenler yalnızca Doğu’nun değil, Batı’nın sorunu haline geldi. Çevre felaketlerini konu alan romanlar, bu gibi konulara ilişkin spekülatif ve geleceğe dönük tasavvurları..

Devamı..

Midas Nedir? Midas’ın Avantajları Nele..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024