Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Ağustos 2020

Edebiyat

James Joyce’un Üç Öyküsüne Temkinli Bir Giriş

Gamze Haklı Geray

Paylaş

3

0


Başlıktaki temkinli sıfatını özellikle dile getirmemin sebebi, Joyce’un katmanlı ve derin anlatımındaki ayrıntıları atlama ya da eseri gereğinden fazla yorumlama endişem yüzünden.

James Joyce’un metin dünyasına dokunmaya ne zaman cesaret edebildim bilmiyorum. İlk kez Joseph Campbell’ın Joyce’un sanatı üzerine kaleme aldığı, A Skeleton Key to Finnegan’s Wake ve Mythic Worlds, Modern Words kitaplarını okuduktan sonra kendimi biraz gayretlendirdim diye düşünüyorum. Bu motivasyonumun nedeni belki de Campbell’ın edebiyat, mitoloji ve sanatı bir araya getirebilmesi ve okuru heyecandırması olabilir. 1927'de Paris'te henüz yirmi üç yaşındaki Joseph Campbell, Ulysses ile karşılınca kitap hem ilgisini çeker, hem de kafasını epey karıştırır. Bu deneyimi sonrasında, Joyce’u, derinlemesine psikoloji, karşılaştırmalı din, antropoloji ve sanat tarihi kullanarak incelemeye devam eder.

Joyce’u okuma konusunda epeyce geç kalmış olabilirim. Ama on beş öyküsünü topladığı Dublinliler’i sonunda elime alabildim. Öyküler, İrlanda milliyetçiliğinin bir anlamda doruk noktasına ulaştığı, ulusal kimlik ve ortak amaç arayışının gittikçe arttığı, toplumun paradokslar ile sarsılmakta olduğu bir dönemde yazılmış. Anlatılar, Joyce'un epifanisine, diğer deyişle karakterlerin ani aydınlanmalarına, aniden bir şeyin özünü, içgörü ile anlama veya onun anlamına ulaşma fikri üzerine yoğunlaşırlar. Yazar temaları öykülere ustalıkla serpiştirir. Yoksulluk, İrlanda’nın politik hayatı, sınıf farklılıkları, yenilgi kavramı, güçsüzlük, kaçma arzusu, izolasyon ve ölüm gibi konuları ele alır.

Dublinliler kabaca, insan yaşamının değişik aşamalarını anlatan bir çerçevede örgütlenir. Kitap, çocuk ve genç kahramanlarla başlar, daha yaşlı erkek ve kadınlarla ilerler, hikâyeler gittikçe karmaşıklaşan bir platforma ulaşır. Bunları, çocukluk, ilkgençlik, yetişkinlik ve olgunlaşma dönemleri olarak nitelendirebiliriz. Koleksiyonun son öyküsü "Ölüler", aynı zamanda Dublinliler’in en uzun öyküsü olup, diğer temaları içeren ve onları zenginleştiren bir novella tadını verir.

Bu incelemede Joyce’un üç öyküsüne, “Araby", "Eveline" ve "Ölüler” e yoğunlaşıyoruz.

Başlıktaki temkinli sıfatını özellikle dile getirmemin sebebi, Joyce’un katmanlı ve derin anlatımındaki ayrıntıları atlama ya da eseri gereğinden fazla yorumlama endişem yüzünden. İnsan bu tür eserlerde o tuzaklara rahatlıkla düşebiliyor.

Üçlü bir kavram çerçevesinde metin yorumlama konusuna yaklaşan Umberto Eco, yazarın, okurun ve metnin niyetleri üzerinden kaleme alınan çözümlemeleri değerlendirir.

Öte yandan eserlerde bu tür katmanların olma olasılığı algımızı zenginleştirir. Eco’nun deyimiyle “örnek okur” olmak, tutarlı ve aynı zamanda metnin çok yönlü anlamlarına ulaşabilmek değil midir? Çevirmen Murat Belge’nin önsözünü ve öykü özetlerini önceden okumak sanırım zihnimde bir epifani etkisi yarattı.

james joyce roman

"Araby"de Joyce’un imgelerle dolu dünyasına ilk paragraftan itibaren kasvetli bir giriş yaparız. Öykü, birinci şahısta ilk gençliğini deneyimleyen bir çocuğun bakış açısıyla kaleme alınmıştır. İnsanların toplumsal görüşleri, mahalle tasviri ve ortamın (evlerin) rengiyle öykünün satırlarında sezdirilir. Kahramanlarımızın sosyal statüleri, dertleri ve kimlikleri bu kısacık öyküde yavaş yavaş belirir. Joyce bu arada gençliğe adım atacak olan küçük kahramanın bir kıza olan aşkını merkeze alır. Delikanlının duyduğu aşkı bir taraftan şiirsel ama realist bir dille betimlerken, öte yandan arka planda uyanan cinselliğine hoş bir dokunuş yapar. Kız ona Araby pazarına gidip gitmediğini sorduğunda ise pazarın niteliğine şüphe ile yaklaşan aile bireylerine rastlarız. Toplumun ahlaki eleştirisi yine sembollerle dile getirilir. Aile ve toplum desteği olmadan bir çocuğun yetişkinliğe inisiyasyonunu anlatır.

Campbell’ın Joyce’da en sevdiği özelliklerden biri, eserlerinde mitlere, din ve ritüellere dokunabilmesi olmalı. Joyce, kısacık bir öyküde aslında bir arayışı, bekleyişi, serüveni, dönüşümü dile getirebilir. Biraz zorlama olsa da bazı eleştirmenlerin, oğlanın beğendiği kızın İrlanda’yı temsil edebileceğine, arayış serüvenin de bu bağlamda yazarın ardında bıraktığı ana yurdunu arayış konusu olabileceğine dair yorumlarını okudum. Öyküdeki dramatik çatışma noktası delikanlının egzotik, oryantal Araby pazarına gidip gidemeyeceği ve kıza oradan bir armağan getirip getiremeyeceğidir.

Hemen ardından gelen “Eveline” öyküsünün ana temaları bireysel ve toplumsal kötürüm olma hâli, epifanı, bilinç akışı, İrlanda’daki sosyal durum ve göç sorunudur.

Eveline, geleceğe bakarken geçmişe tutunmanın tuzaklarını okura gösterir. İki farklı yaşam olasılığı arasında hissedilen çelişki, bir kadının bakış açısıyla anlatılır. Yaşadığı zorluklara rağmen aile ilişkilerini bırakıp gidememesi konu edilir. Eveline, geçmişin çağrısı ile yeni deneyimlerin ve geleceğin daveti arasında bir karar veremez. Annesinin hayatını tekrarlama korkusu Eveline’nin Frank'le birlikte kurabileceği yeni hayatı teşvik etse de bu farkındalık kısa ömürlüdür.

Bireysel hayatlardaki seçenek kısıtı o dönemde İrlanda’daki kısıtlı hayat seçeneklerine aslında bir göndermedir.

Kişiler, toplumsal ve ailesel yükümlülüklerle, bireysel mutluluk seçimleri arasında salınırlar. Bu da onların algılarını ve hareket alanlarını felce uğratabilir.

Joyce, her iki öyküde de benzer dil tekniklerini kullanır. İkisinin de temaları ruhsal anlamda kötürüm olma durumu ve sevgidir. Bu hikâyeler yüzyılın başlangıcında yazılmalarına rağmen değişik atmosfer ve ortamlarda güncelliklerini koruyabildiler.

Joyce’un sembolizm ve gerçekçiliği kullanması, farklı anlatım katmanlarına ve anlatılarının yalın planlarına verdiği önem dikkat çekicidir. Öykülerini, kelimelerin en sembolik anlamlarında olmalarını sağlayacak şekilde yapılandırır. Sembolizm sıradan bir metaforun ötesine geçer, okurdan hem zihinsel hem de duygusal geri bildirim talep eder. İki metinde de farklı paradoksal düşünceler, iç içe geçmiş çatışmalar, tekrarlar, sembollerle yan yana durur. Bu yüzden ağır ağır, ayrıntılara dikkat ederek okunmaları gerektiğini düşünüyorum.

Kitabın son öyküsü “Ölüler” de aynı şekilde sembollerin diyaloglarla örülü olduğu bir hikâyeye yoğunlaşır. Basit başlayan, yavaş inşa edilen anlatı, sonunda heyecan verici bir duygu patlamasıyla sonuçlanır. Bu öykü, aşk, sevgi, kayıp ve İrlanda kimliği ile ilgilidir. Başka bir özelliği, karakterlerin, Joyce’un daha sonra kaleme alacağı Ulysees romanında kendilerine atıfta bulunulmalarıdır. Hikâye, öğretmen ve yarı zamanlı kitap eleştirmeni Gabriel’e odaklanır, onun ve ailesi ve arkadaşları ile olan ilişkilerini araştırır. Gabriel ve eşi Gretta, teyzeleri Kate ve Julia’ın ev sahipliğinde düzenlenen Noel partisine geç giderler. Metindeki diyaloglar, eleştirel dokunuşlar inceliklidir.

Gabriel'in aydınlanışı (epifanisi) kendisinin ve karısının bu hayatta oldukça tükendiğini ve yaşlandığını fark etmesidir. Öykünün son cümleleri etkileyicidir. Ölü metaforu da dolaylı olarak bir toplumun hareketsizliği ve bir anlamda felç oluşu ile ilişkilendirilir. Kar, metinde kışı temsil etse de, soğuk, donmuşluk ve beyaz renk doğrudan ölüm ile bağlantılıdır. Işık, bilgi ve gerçeğin, karanlık, bilgisizliğin sembolüdür. Gabriel öykünün sonunda duygusal ve ruhsal olarak bir ölü olduğunu farkeder. Bu da onun aydınlanışıdır.  Pencere, hem Araby, hem Eveline, hem de Ölüler’de yer tutan önemli semboller arasında yer alır. Sürekli olarak yakındaki olayların ve karşılaşmaların varlığını haber verir. Pencereler ayrıca iç mekân ve dış dünya arasındaki eşiği de belirtir.

Onlar aracılığıyla Dublinliler’deki karakterler kendi hayatlarını ve başkalarının hayatlarını gözlemlerler.

Hem Eveline hem de Gabriel kendi durumlarını düşündüklerinde pencerelere yönelirler. Renkler öykülerde önemlidir. Dublin’de hava karanlıktır.

Yaşam var olabilir, devam edebilir, ancak karanlık, Dublinliler’deki deneyimlerin olumsuz taraflarını vurgular. Karakterlerin neredeyse tamamı hep yer, içerler, çoğu durumda yiyecek, hem rutinin tehdit edici donukluğunu, hem de beraberliğin, paylaşmanın sevinçlerini ve zorluklarını anımsatır.

Her ne kadar Dublinliler, her biri kendi başına bir sanat eseri olarak takdir edilebilecek kısa öykülerden oluşan bir koleksiyon olsa da, yazar onları birbirleri üzerine kümülatif olarak inşa etmiştir. Joyce’un sözleri, tek bir kelime oluşturabilen çok sayıda kelime ve harftir. Böylece anlatı, çoklu duyu, bilinç akışı ile farklı psikolojik durumları ve ironik hisleri yaratabilir.

James Joyce’un Türkçe’deki çok güzel çevirilerini teker teker okuma sırası geldi. En azından kendi adıma.

Kaynaklar

1 Dublinliler. James Joyce. Çeviri Murat Belge. İletişim Yayınları. 4. Baskı (2018)

2 Yorum ve Aşırı Yorum. Umberto Eco. Can Yayınları. Çeviri Kemal Atakay 7.baskı (2014)

3 Paths to Paralysis: Symbolism and Narratology in James Joyce’s “Araby” and “Eveline” Golbarg Khorsand. Epiphany Journal of Transdisciplinary Studies Volume 7, Number 2 (2014)

4 Analysis of James Joyce Short Stories. Amir Daneshzadeh. International Letters of Social and Humanistic Sciences Online. Vol. 54, pp 115. SciPress Ltd, Switzerland. (2015)

5 The Role of Social İdentity in James Joyce’s Dubliners Within the Light of Cultural Materialism. Mojgan Gaeini, Fatemeh Sadat Başırızadeh & Mahnaz Soqandi. (2019)

6 Attridge, Derek. Burgess, Anthony. Riquelme, John Paul. The Cambridge Companion to James Joyce. Cambridge: Cambridge University Press. (1970)

7 “The End of Pleasure is Pain": Why Eveline Could Not Leave. Joanna Lyons Georgia College & State University. The Corinthian: Vol. 2. Article 8 (2000)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kurmaca Sözlüklerle Anlam KurgulamakF. Kılınçarslan
Öne Çıkanlar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Pierre Macherey

22 Mayıs 2026

Güvenlik Fetişizmine Odaklanmış Bir Dü..

Batı toplumlarını köklü bir biçimde değiştiren şeylerde biri de, güvenlik söz konusu olduğunda bu denli takıntılı davranışlar sergilemek. Bizlere artık sadece korku yol gösteriyor, peki bunun ne anlama geldiğinin farkında mıyız?  Covid pandemisi esnasında dik..

Devamı..

Bir Kürtçe Direnişi ya da Mehmed Uzun

Cafer Solgun

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024