Neyin “gerçek” olduğu konusunda otoritesini yitirmiş kapitalist gerçekçilik çerçevesi, köşelerinden yıpranmaya başladığı anda kapitalist kıyamet ortaya çıkıyor. Kapitalizmin kuyusu ona karşı güçler tarafından değil, ekolojik dengeleri altüst eden kontrolden çıkmış kendi gücü tarafından kazılıyor.
Tutarlı gibi gözüken bir sosyal yapılanma olan kapitalist gerçekçiliğin aksine kapitalist kıyamet yapılanmanın değil varolan yapının yıkımının habercisi. Christian Parenti’nin tabiriyle “kıyamet yaklaşımı” küresel pandemi, iklim krizi ve ezilen sınıflar üzerinde artan şiddetle kapitalist gerçekçi havanın dağılmasını ifade ediyor.
Bu yazı serisinin ilkine buradan ulaşabilirsiniz: Kapitalist Kıyamet I
Kapitalist Gerçekçilikten Kapitalist Kıyamete
Kavram değişikliğine nelerin sebep olduğunu, neden böyle bir şeye ihtiyaç duyduğumuzu anlatabilmek için önce kapitalist gerçekliği oluşturan temel etmenleri incelememiz gerekiyor. Kapitalist gerçekçiliği oluşturan üç temel etmen vardı: İlk etmen, dünyanın sonunu hayal etmenin kapitalizmin sonunu hayal etmekten daha kolay olması; ikincisi, artık gelecek yok tezi; üçüncüsü ise burjuvazi tarafından sürekli desteklenmesi gereken bir sınıf projesi koşulu. Bu etmenler kapitalist kıyamette de kaybolmuyor, sadece biraz mutasyona uğrayarak yeni formlar kazanıyor.
İllüstrasyon: Zoran Svilar
Dünyanın sonunu hayal etmek kapitalizmin sonunu hayal etmekten daha kolay
Frederic Jameson’a genellikle yanlış atfedilen bu aforizma, Mark Fisher’a göre kapitalist gerçekçliğin tam karşılığıydı. Jameson’ın “geç kapitalizm” olarak tanımladığı öz değerlendirme niteliğindeki bu aforizmada odaklandığı nokta hayal gücümüze ket vurulmasıyla sınırlıyken, Fisher için çok daha büyük çaplı, her yere yayılmış ideolojik ve duygulanımsal bir atmosfer anlamına geliyor. Kapitalist gerçeklik bize yapılanlar kadar bizim de yaptıklarımızı, solun ruh hali kadar burjuva ideolojisini, kurumsal yapılanmalar kadar gündelik yaşam biçimlerimizi, bünyesinde barındırıyor. Hepsinin birleşimi bizi “daha ötesi yok”a götürüyor.
Kapitalist gerçeklikte durum sadece dünyanın sonunu hayal edebilmenin kapitalizmin sonunu hayal edebilmekten daha kolay olmasından ibaret değildi, biz dünyanın sonunu hayal etmekten hoşnuttuk. Distopik filmler ve romanlar bize keyif veriyordu, bu nedenle sayıları inanılmaz arttı. Armageddon, 2012, The Day After Tomorrow, Melancholia, Black Mirror, The Road and The Handmaid’s Tale gibi eserler bize halimizin o kadar da kötü olmadığını hatırlatır nitelikteydi, her zaman daha kötüsü olabilirdi. Jameson’a göre kapitalist gerçekçilik “içinde bulunduğumuz ana duyulan özlem” duygusunu körükledi. Bulunduğumuz noktayı takdir etmemiz gerekiyordu ve bu minnet duygusu kalan hayal gücümüzü de yerinden söküp attı.
Kapitalist gerçekçilik altında eğlence aracı olarak kullanılabilen dünyanın sonu senarayoları, şimdi kapitalist kıyamette gözümüzün önünde bir bir yaşanıyor. Artık dünyanın sonunu hayal edebilmemize gerek yok, onu eş zamanlı izliyoruz, sosyal medyada okuyoruz, sokaklarda protesto ediyoruz. Uluslararası İklim Değişikliği Heyet’ine göre dünyanın 1.5C’den fazla ısınmasının önüne geçmek için 10 yıldan az zamanımız var. Bazı araştırmalara göre çoktan geç kaldık. Buz tabakaları daha önce görülmemiş ve geri döndürülemeyecek hızlarda eriyor, zaptedilemeyen yangınlar Kaliforniya ve Avustralya’yı kasıp kavuruyor, toprağın besin zenginliği dünya çapında hızla düşüyor, azalan böcek sayıları doğanın komple yok oluşunu tetiklemek üzere. İklim bilimcisi Valerie Mason-Delmotte’nin “gaz salınımlarımızla alakalı ne yaparsak yapalım artık geri dönemeyeceğiz” deyişi tam olarak kapitalist kıyamet çağınının tanımı. Bu noktadan sonra iklim mücadelesinin özünü bize hep söylenen “doğayı kurtarmalıyız” fikri oluşturmuyor; doğanın ne kadarı yok olacak, kaçımız ölecek, kalanlar nasıl uyum sağlayacak gibi kaygılar etrafında örgütleneceğiz. Küresel sınıf mücadelesinin yönü kapitalist kıyamette ilk olarak iklim kriziyle belirleniyor.
Fisher kapitalist gerçekçilik ilüzyonunun ancak tutarsızlıklara veya dayanılmaz noktalara sebep olmasıyla, yani gerçekliğinin güven vermemeye başlamısıyla yıkılabileceğini düşünüyordu. Kapitalist kıyamette sonunda bu noktaya ulaşıyoruz. Kemer sıkma, artan küresel eşitsizlikler ve emperyal özün iklim krizine ve koronovirüse yanıtı, kapitalizmin insan ve insan olmayanın gelişimiyle uyumlu olduğu ilüzyonunu dağıtmaya başladı. Yemeğe muhtaç milyonlarca aç insan varken satılamayan hasatların imha edilmesinın[1], İngiltere Bankası’nın iklim felaketlerinin ortasında fosil yakıt endüstrisine kaynak sağlamasının, birçok yerde hükümetin koronavirüse karşı yanıt olarak sürü bağışlıklığını seçmesinin hiç bir tutarlı tarafı yok.

Sermayenin irrasyonel gaddarlığının görünürlüğün artması bize kapitalist gerçeklikte yaşamadığımızı hatırlatmalı, artık dünyanın sonunu hayal edebilmek kapitalizmin sonunu hayal edebilmekten daha kolay değil. Son birkaç yılda sol birçok kapitalizm-sonrası senaryolar ortaya attı: geçiş dönemi için Yeşil Yeni Mutabakat, küçülme ekonomisi, eko-yenilikçi ütopyalar, tam otomatik komünler, sömürgelikten çıkartılmış agroekolojik matrisler ve hatta otoriterlik karşıtı yeni feodaliteler.
Bugünün solunun üretken hayal gücünün kaynağı 17. ve 18. yüzyılların Marx ve Engels tarafından hem azarlanmış hem övülmüş ütopyacılığına dayanıyor. Komunist Manifesto’nun yazarları için, henüz daha ortada proleterya neredeyse yokken, Charles Fourier, Henri de Saint-Simon ve Etienne Cabet gibi düşünürlerin ortaya attığı fikirler toplumun genel olarak yeniden inşaası için duyulan içgüdüsel ilk isteklerin habericisi oldu.
Kapitalist gerçekçilikle geçen onlarca yıldan sonra gelecek hakkında spekülatif tablolar sunan bugünün yazarları yukardaki yazarlara benzer roller üstlenmekte. Eğer durum böyleyse Marx ve Engels için ütopyacı öngörülerin gerçekte işçi sınıfını çevreleyen sosyal ilişkilere göre o zamanın devrimci hareketleri üzerinde ne kadar az rol oynabildiğini hatırlamalıyız.
Bugünün ütopyalarının, işi radikal yayın evleri için radikal kitaplar yazmak olanlar tarafından üstün körü oluşturulma riski var. Şu anki sınıf mücadeleleri, sınırlı da olsa, çalışan sınıf için kovid-19 yardımlaşma grupları, komünite ve iş sendikaları, iklim grevleri, göçmen dayanışma ağları gibi maddi farklar yaratacak durumlara odaklanıyor. Bugünün ütopyalarının tasarıları bu mücadeleler üzerinde bir rol oynuyorsa da, bu rol çok sınırlı.
Oynadığı rol sınırlı olsa da, kapitalizm sonrası senaryolar hayal etmenin yanlış olduğunu söyleyemeyiz. Söylemek istediğimiz şey, bu tarz hayaller kurabilme kapasitesine erişmemiz mücadelemizde belli bir aşama kaydettiğimiz anlamına gelmesi bakımından önemli. Kapitalist gerçekçilikle geçen uzun yıllar sonunda ütopyacı hayal gücümüzü kontrol etmeyi ve esnetebilmeyi tekrar öğreniyoruz. Yetenekli birer zaman yolcuları olmaya başladık, şimdinin pençesinden kurtulup ideallerimizi çok uzak geleceklere yansıtabiliyoruz artık. Kapitalist gerçeklik gücünü yitirdi.
Yitirdi yitirmesine, ancak tam bir sorun çözülüyor derken diğeriyle karşılaşıyoruz. Kapitalist gerçeklikte kapitalizm sonrası dünya diye bir şeyin hayalini kuramıyorduk. Tamam. Kapitalist kıyamette bu artık mümkün. Tamam. Şu anki sorunumuz aklımızla gördüklerimizle ve üretebildiklerimizle, mücadelemizin somut koşulları arasında uçurumların artması ve uçurumun bize aşılamaz gelebilmesi. Olmamız gerekeni biliyoruz, ne olması gerektiğine dair fikirlerimiz var, ancak kendimizi tam şu an ve burada “kazanılabilen” ile olması gereken arasında sıkışmış buluyoruz.
Bugün “kazanılabilen”, kapitalist gerçekliğin neyin gerçek olduğunu söylediği katı sınırları içinde belirleniyor. Bugün hayal edilebilen, bu katı sınırları aşıp uzak geleceğe adım atabilse de arkasında takip edilebilecek çok az iz bırakıyor.
Kapitalist kıyamette ihtiyacımız olan şey geçmiş ve gelecek arasında köprü görevi görecek, alıştığımız düşünce şekillerini ve uygulamaları yıkacak bir teori ve uygulama aşaması. Marxist psikaanalizci Paul Hogget’ın da dediği gibi, bizi engelleyen kapitalizmin sonunu hayal etmedeki kabiliyetsizliğimiz değil, “24 saat sonrasının bile nasıl daha farklı olabileceğine dair bir fikrimizin olmayışı.”
Yazının devamı için (Kapitalist Kıyamet III).
Çeviren: Alper Güngör
(Roarmag)
[1] https://www.nytimes.com/2020/04/11/business/coronavirus-destroying-food.html Atılan Sütler, Kırılan Yumurtalar, Kökünden Sökülen Sebzeler: Pandemide Yiyecek İsrafı






