Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

17 Mart 2021

Öykü

Karanlık Sularda Bir Yıldız

İpek Taşdöğen

Paylaş

3

0


 

Şakağından süzülen ince bir ter sakalında yol almış, suratı beş karış pansiyona geldiğinde, “Balıkçılar buldu, Necmiye’yi,” dedi. Dün geceden beri arıyorlardı kadını. “Bulduklarında, orada mıydın?” diye sordum. Ya nerde olacaktım der gibi baktı.

Laciverte dönen mavi gözleri yorgun, ön dişiyle alt dudağını ezip duruyor. Sabah sabah sorularımın cevabı için gelmediği kesin. Alelacele mutfağa girdi.

Rıfkı’yı yalnız koymadı demek. İyi adam şu Hamdi, sen sabaha kadar kardeşi denizde kayıp arkadaşını eyle, sonra gel buradakilere kahvaltı çıkar, çay demle. Şimdi bunu bizimkilere söylesem, Pansiyonu biz mi işletiyoruz sanki, derler.

Derler ama konu o değil.

E, halden anlamak lâzım. Civardaki herkesle tanıştık. Mayıs beri buradayız. Nerden baksan, iki ay.

Gerçi benim gelişim tesadüf.

Hoca, istersen araştırmaya katıl, deyiverince gidiyorum, dedim, evdekilere.

Annem, “Saçmalama Mert,” dedi. “Salgın var, yasak ya her yer.”

İzinliyiz. On beş kişi seçti Fakülte. Olympos’ta deniz kaplumbağaları, diyemeden atıldı, peder: “Cennettir orası, yanına refakatçi falan lazımsa.”

“Yok,” dedim, gülüştük.

“Yalnız, internet, telefon sıkıntılı.” Yüzü asıldı annemin, “Bilmem,” dedi. “Kumsala bıraktığım yumurta değilsin, varınca bir şekilde haber edersin artık.”

Telefonun çektiği bir yer buldum, aradım evdekileri. Dedim: “Vardım, böyleyken böyle. Sırtımda yeşil Beydağları, önümde sonsuz mavi deniz. Merak ederseniz pansiyonun adı; Yine bekleriz.”

Şaka zannedip güldüler. Onlara burada burnumun kanadığından, dudaklarımın çatlayıp, gözlerimin kızardığından bahsetmedim. Sevdikleri uzakta olanlar iyi bilinsin isterler.

Necmiye de öyle yapmış, yurt dışından yaz tatiline gelen birilerinin peşinde gittiği yerden uzun süre kimseye haber etmemiş. İyi bilmişler. Sonra bir sabah elinde küçük valiz avare gibi dönüvermiş.

Hamdi, ilk geldiğimiz gün kumsaldaki küçük lokantaya yani Rıfkı’nın Yerine giderken anlattı biraz.

“Bunlar iki kardeş,” dedi. “Birbirlerinden gayrı kimseleri yok. Necmiye’nin yemeklerini bir tatsaydınız. O yeşil marullar, kan kırmızı domateslerle yaptığı salataların, o gümüşlü, pembeli ızgara balıkların, midye dolmaların, bol yoğurtlu kızartmalarının eşi, benzeri yoktu yani.”

Her öğün hamburger ve pizza yiyebilen biri olarak söyledikleri pek iç açıcı gelmese de tebessümle dinledim.

“Nasıl desem,” diye devam etti : “Necmiye, o eski Necmiye değil be! Eskiden olsa, sizi; masalara serdiği temiz örtülerle karşılar en güzel meze ve yemeklerle donattığı sofralardan, ‘yine bekleriz,’ diye uğurlardı.”

Hamdi’nin, dervişin zikri gibi anlattığı Necmiye’yi görünce şaştım. Annemin anlattığı bir hikâye geldi aklıma. Kadının oğlu bir kıza sevdalanmış. Kadın: “ Ah, oğlum bu kız pek kötü, pek çirkin,” dedikçe, Oğul: “Ama ana,” dermiş, “O benim için gökteki kutup yıldızı.”

İşte, o hesap, Hamdi’de, Necmiye’nin eski halini pek övmüş ama bu meczubun o anlattığı kadın olduğuna bizi inandıramamıştı.

Hayattan elini eteğini çekmiş bu kadın, kavurucu sıcaklarda, kızgın kumlarda yalınayak dolanıp durur, çevresinde olup biteni buzlu camın ardından seyrederdi adeta. Yanına kim yaklaşsa yüzünü ya bir duvar, ya da bir kayaya döner, böylece insanlarla göz göze, yüz yüze gelmezdi. Belli ki bu dünyayla işi yoktu artık. Bazı yıldızlı geceler karanlık kumsalda kendi kendine oturur. Dalgaların davetkâr sesi, rüzgârın ninnisine bedeniyle eşlik eder, garip bir ritimde, kuru dal gibi sallanırdı.

Geldiğimizden beri bu böyleydi. Kimse, onunla ilgili hiç bir şeyi sorgulamadı.

Dün gece nöbetteydik. Kaplumbağa yavruları yumurtalarından çıktılar. O da sahildeydi. Ay ışığının aydınlattığı kumsalda ağır ağır yürüyordu. Birden,

“Yetişin, kadın kendini attı! “ diye bağırdı biri. Sonra, bir telaş...

Sabaha kadar uyuyamadım, Necmiye’yi düşündüm ve tabi yumurtadan çıkan yavruların kumsaldan metrelerce uzaktaki denize ulaşma gayretini.

Hamdi, elinde servis tepsisiyle çıktı mutfaktan, “Yine bekleriz” dedi, misafirlerinin kahvaltı hazırlığına başlamış, çayı bile demlemişti çoktan.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kafka Olmanın OlanaksızlığıDerya Önel
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Adalet Çavdar

14 Temmuz 2025

Kelimelerin Gücü ve Labirentin Sırları

Kitabın temel temaları, aidiyet, cesaret, dostluk ve kelimelerin gücü.Benim ilk okuduğum kitap Samad Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ı idi. Akıntıya karşı yüzen o minik balığın cesaretine hayran kalmamak mümkün değildi. Bir gün yolculuğa çıkabileceğime beni ilk ik..

Devamı..

Vizesiz Tatil Yapabileceğiniz Yerler

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024