Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Eylül 2020

Öykü

Küçücük Bahaneler

Emir Bolat

Paylaş

11

8


Yaşam koçum dün gece intihar etmiş! Son bir senede çok şey değiştirmişti yaşamımda. Hayata baktığım buğulu camları çekip almıştı gözlerimin önünden. Her şey daha berrak, rengârenkti; ağaçlar daha yeşil, gök daha mavi, güneş daha bir sarı…

Pencereden baktım, mutlu olmak için küçücük bir bahane arıyor gibiydim. Bu kadar zor olmamalıydı. Beni hayata bağlayacak küçücük bir işaret... Tanrıya yalvardım, kırıp at artık mutluluğuma yıllar önce vurduğun şu zincirleri, yalvarırım! Her şeyini kaybetmiş bir "hiçbir şeyim" şu hayatta, sonsuz evrende bir faniyim, ama sanki hiç bitmeycekmiş gibi azabım. Bak yağmur çiseliyor. Çiçeklere can veren bu yağmur bana kaybettiğim yaşama isteğimi geri verir mi ki?

Kasvet, kaygı, derin nefesler, aniden birkaç kişinin birden saldıracakmış algısı, herkes bana düşmanmış hissiyatı, maneviyatımı hapsetmişti soğuk zindanlara. Maddiyat desen o da gırtlağıma sarılmış bir çift el, böğrüme inmiş bir at çiftesi, şakağıma dayanmış bir namlu…

Alt katımdaki oto tamircisinin kaynak ve çekiç gürültüsü bana, on yıldır içine eşek arıları doldurulmuş cam bir fanusa kapatılmışım gibi hissettiriyordu. Camları açıp nefes almak istediğimde tamircinin gürültüsü sinir uçlarıma batıyordu toplu iğne gibi. Mazot ve tinel kokusu duvarlarıma siniyordu. Dayanamıyorum. Nefesimi de elimden almalarına müsaade edemeyeceğim, yeter artık! diye dişlerimin arasından söylendim yumruklarımı sıkarak (müsaade etti)!

Tavana, bir urgan bağlamak için kanca çaktığım sırada, çekicin gürültüsünden üst komşu kapıma dayandı. "Bari evimizde huzur bırakın be!" Tamircinin uğultusuna aldırmayan komşumun, insanlığa olan bütün nefretini Ademoğlu'nun mülayim bir izdüşümü olan benim üzerime öğürmesini müstehzi bulmuştum. Cevap vermeyi bırak içimden beddua etmeye bile korktum, hatta, dairesine dönerken "görüşürüz" demeyi ihmal etmedim. Öldürmek için kendimi asma planım suya düşmüştü (planları bile kendilerini derin sulara atacak cesarete sahipti). Yaşamak için küçücük bir bahane arayan ben, intihar yöntemi bulmak için kendime son on yıldır olduğu gibi yine müsaade ettim. Belki hayat güzeldir de kimse bana söylemiyordur, ya da birileri benden gizliyordur. Dünyayı, tüplü televizyonlardaki kahve rengine çalmış eski, renksiz filmler gibi görüyordum bu gözlüklerle, çıkarıp atacak gücü kendimde bulamadığımdandır belki de...

Sabahın yedisinde başlayan çekiç sesleriyle yatağımdan sıçradığım alelade bir gündü. Ensemdeki korkunç zonklama artık ailemden biri olmuştu. Muhakkak baş belası bir akrabamız vardır hepimizin, hani şu sarhoş olup gecenin üçünde pencereleri kafa atarak kıran, bağıra çağıra mahalleliyi ayağa kaldıran, evin her yerine kusarak bok çukuruna çeviren babalar olur ya, ayak seslerini duyduğun an yüreğini zıplatan, onlar gibi işte… Yabancılamıyordum. Pencereden baktım, Oto tamircisinden yayılan siyah bir duman kaplamıştı evin önünü. Fanusumun camlarını katrana bulamaya başlamışlardı sonunda. Yaktıkları mazotlu bezlerin kokusu sımsıkı kapalı pencerelerime rağmen genzimi yakıyordu. Nefes alma ihtiyacımı kısmen karşılayan buğulu manzaramı elimden almışlardı. Sağır, dilsiz ve kör biri haline getirmişlerdi beni artık, bir ölünün hemen bütün özelliklerine sahiptim, huzur hariç... Üst kattan kadın çığlıkları geliyordu, komşum sabahın o saatlerinde yüksek sesle porno izlemeden güne başlamazdı. Libidolarını hazza dönüştürebilmek için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdı. Yılın çoğu zamanını köyde geçiren annesiyle babasının yokluğundan faydalanıp eve hayat kadını getirdiği bir geceyi hatırlıyorum. Kadın, elli lira eksiği var diye kasatura çekmiş. Dizüstü bilgisayarını, cep telefonunu ve hatta çakma eşofmanlarını bile çalmış giderken. Kadın daha apartmandan çıkmadan komşum, Kenan! diye bağırmıştı. Olanı biteni kapı deliğinden seyreden Kenan, üst komşusunun yardım çığlığına koşmaya niyetli değildi. Bırak dedim, senden başka kimse yaşamaz mı giriş katında atölye olan bu üç katlı binada (yaşamazdı). Sanırım o günden sonra bana karşı bir çeşit nefret beslemeye başladı. Kadın zevk çığlıkları atarken bir ani fren sesiyle irkildim, ardından büyük bir patlama, depremimsi bir sarsıntı, cam şangırtıları ve çığlıklar…

Pencereden baktım, yol kenarında duran, hurdalığa hasret arabam ters dönmüş, parçaları tüm sokağa dağılmış. N'oluyoruz lan, hop! diye bağırma niyetiyle (ama bağıramadan) aşağı inip arabanın etrafında sessiz sinema filmi gibi kendi kendime el kol hareketleri yaptım. Adamın biri yolun karşısından hızla gelirken direksiyon hakimiyetini kaybederek oto tamircinin içine girmiş paldur küldür, benim arabamı da yavaşlamak için kullanmış. Karakolda çok çekingen bir adam ezilip büzülüyordu karşımda. Arabamı biçtiği için özür diliyordu, çok anlayışlı olduğumu söylüyor, bense içimdeki tufanları dışarı taşırmamak için büyük gayret sarf ediyordum.

Tamirciye daldığımda epeyce araç gereçlerini parçalamışım, büyük masraf var. Allah korudu ölen yaralanan yok. Ama olan benim cüzdana oldu, sigortanın karşılamayacağından eminim, bu yüzden size verebilecek tek kuruşum kalmadı. Nasıl yapsak da ödeşsek?

Göz kapaklarım seyriyordu. Yüzüme ateş sıçrıyordu. Ne kadar tutmaya çalışsam da, kafamın titreyişine engel olamıyordum.  Neyse önemli değil, zaten yıllardır yerinden oynatmamıştım, diyebildim.

Olur mu beyfendi, ben bunun altında kalmam kesinlikle! Peki şöyle yapalım, size kartımı vereyim, ben yaşam koçuyum, size ölene dek ücretsiz danışmanlık hizmeti vermek istiyorum, gelmeden bir gün önce muhakkak randevu alın!

Hayatım boyunca yaptığım ölü yatırımlara bir tanesini daha eklediğimi, yaşam koçumun dün gece intihar ettiği haberlerini okuyana kadar farketmemiştim. Hayata tutunmak, mutlu olmak için bok rengi arabamla, ücretini karşılayamayan bir hizmeti değiş tokuş etmem gerekmiyordu.

Karakoldan eve dönerken oto tamircinin ustası, geçmiş olsun abi, dedi. Tam da sinek avlıyorken adam olduğu gibi dükkâna daldı, iş ayağıma geldi. Allahın sevgili kuluymuşuz…

Gözlerimin içine bakarak alay mı ediyordu bu adam benimle. Fanusun içine hapsolan ben, arabası hurdaya çıkan ben, sen nasıl allahın sevgili kulu olabiliyorsun?

YORUMLAR

Yasin Günaydın

Emir Bolat'ın yazılarını büyük bir ilgi ile okuyor ve takip ediyorum. Bu öyküsünü de severek okudum. Kendisine buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

29 Eylül 2020

Yasin Günaydın

Emir Bolat'ın yazılarını büyük bir ilgi ile okuyor ve takip ediyorum. Bu öyküsünü de severek okudum. Kendisine buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

29 Eylül 2020

Yasin Günaydın

Emir Bolat'ın yazılarını büyük bir ilgi ile okuyor ve takip ediyorum. Bu öyküsünü de severek okudum. Kendisine buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

29 Eylül 2020

Gonca Çapkın

Dönem mi pesimist bizler mi öyleyiz, bilemiyorum ama bu kuşak her şeyin farkında; acının, küçük heyecanların, kederin, parasızlığın, çaresizliğin, lüksün... Yüzümüzü güneşe dönsek hiç fena olmayacak.

30 Eylül 2020

Murat Orçan

Emir Bolat ile bir romanı vasıtasıyla tanışmıştım. Birçok platformda okuduğum öykülerine burada da rastlamış olmak beni çok mutlu etti. En az romanı kadar başarılı öyküleri ile takip etmekten keyif aldığım yazarlardan. Bu öykü gündelik hayatımızda olabilecek kadar gerçek ve acı. Zamanın acımasızlık evresine gelmiş hayatlarımızın bir özeti. Tebrik ediyorum. Yeni öykülerini ve kitaplarını dört gözle bekliyorum.

28 Eylül 2020

Murat Orçan

Emir Bolat ile bir romanı vasıtasıyla tanışmıştım. Birçok platformda okuduğum öykülerine burada da rastlamış olmak beni çok mutlu etti. En az romanı kadar başarılı öyküleri ile takip etmekten keyif aldığım yazarlardan. Bu öykü gündelik hayatımızda olabilecek kadar gerçek ve acı. Zamanın acımasızlık evresine gelmiş hayatlarımızın bir özeti. Tebrik ediyorum. Yeni öykülerini ve kitaplarını dört gözle bekliyorum.

28 Eylül 2020

Yeşim Yılmaz

Sevgili dostum Emir'in bu öyküsüne yorum yapabilmek için özellikle üye oldum. Daha önce Herkesin Annesi Ölür isimi öyküsündeki şiirsel dili ve bilinç akışını burada da kullanmış sanırım bu onun üslubu haline geldi. öyküdeki depresif atmosfer nefesimi daraltacak denli bayıltıcıyken dilindeki mizah bu bayıltıcı havayı dağıtıyor.

28 Eylül 2020

Yeşim Yılmaz

Sevgili dostum Emir'in bu öyküsüne yorum yapabilmek için özellikle üye oldum. Daha önce Herkesin Annesi Ölür isimi öyküsündeki şiirsel dili ve bilinç akışını burada da kullanmış sanırım bu onun üslubu haline geldi. öyküdeki depresif atmosfer nefesimi daraltacak denli bayıltıcıyken dilindeki mizah bu bayıltıcı havayı dağıtıyor.

28 Eylül 2020

Öne Çıkanlar

Ezgi Polat: "Susarak anlaşabilmek ilet..Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Arvanitis

29 Ağustos 2025

Çalışma Ortamında Yaşanan Tükenmişlik ..

Bireylerin zihinsel olarak aşırı yorgun olduğu durumlarda toplumsal planda yaşanan adaletsizlikler kişileri aşırı uçlara sürükleyebiliyor.26 Yaşındaki Ivy League mezunu Luigi Mangione, United Healthcare CEO’su Brian Thompson’ı öldürmek..

Devamı..

Sipariş Yazı

Mehveş Bingöllü

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024