Kurgu Yazının En Cesaretli Sahtekârları
14 Kasım 2018 Edebiyat

Kurgu Yazının En Cesaretli Sahtekârları


Twitter'da Paylaş
0

Değiştirilmiş, Birbirinin Yerine Geçmiş ve Çalınmış Kimliklerin Konu Edildiği Yedi Roman

Louise Candlish

Gazetelerdeki suç haberleri arasında dolanarak orta halli kesimin ödünü koparacak fikirler aradığımı saklayacak değilim. Kimlik bilgilerinizin bir dolandırıcının eline geçmesi türünden şeyler mesela. Bundan birkaç yıl önce gözüme bir hikâye çarpmıştı: Bir kadının Londra’da pahalı bir evi vardı ve kiracı bulması için emlakçıyla anlaşmıştı. Kadın ülkenin başka yerinde yaşıyordu ve Londra’daki mülkü konut kredisine uygun değildi. Son kiracı ayrılmıştı ve yeni gelen kiracılar kadını dolandırmak için sağlam bir plan yapmışlardı. Evi kiralayan bir suç örgütüydü ve örgütün halkalarından biri ismini yasal olarak ev sahibininkiyle değiştirmiş, bu isimde bir pasaport edinmişti. Resmi kimliğini kullanarak evi satışa çıkarmış ve 1,3 milyon İngiliz Sterlinine satmıştı.

Bu olay, Our House (Evimiz) romanın ana teması olan entrikaya ilham verdi ve benim de dayanılmaz albenileriyle kurgudaki kimlik hırsızlarına ve sahtekârlara olan merakımı uyandırdı. Acımasız suç planlarının gerçekleştirilmesi ya da tanık koruma programlarındaki kişilerin tehlikeden kurtarılması için alternatif kimlikler yaratılır, bu doğru. Ama durum bazen duygusal açıdan daha karmaşıktır. Ailedeki şeytanlardan kaçmak istiyor olabilirsiniz ya da sadece ikinci bir şans, sıfırdan başlayacağınız bir hayat peşine düşersiniz.  Hepimizin içinde yeniden bulunmayı bekleyen bir taraf vardır belki, olamaz mı? Hırpalanmamış, daha başarılı bir ben? Böyle istekler dijital çağda elbette daha fantastik biçimler alıyor ama bu listede kurgudaki aldatmacalarıyla okuru hayal kırıklığına uğratmayan eskilere bağlı kaldım.

İki Şehrin Hikayesi, Charles Dickens

İkiz karakterler ve kopyalar beni her zaman büyülemiştir ki zaten kurguya en elverişli bu icatların cazibesine kapılmayan yazar var mıdır acaba? Dickens elbette rastlantıların efendisi ama özellikle bu Fransız Devrimi klasiğini baştan sona ikizler teması üzerine kuruyor. Zengin göçmen Charles Darnay ile bitik avukat Sydney Carton birbirinin neredeyse aynı yüzlere sahiptir ve emin olun hikâyenin devamında bu benzerlik boşa harcanmayacaktır. Carton bir insandan gelebilecek en asil eylem için Darnay ile olan bağını kullanır ve İngiliz edebiyatının o en sevilen meşhur dizelerine hayat verir: “Bu şimdiye dek yaptığım en iyi, en doğru şey ve bu yolun sonu, şimdiye dek hiç bilmediğim kadar güzel, çok güzel bir uyku.”

Üçüncü Kız, Agatha Christie

Yanılgılar, kimlik hırsızlığı, tek yumurta ikizleri – kahramanım Agatha Christie’nin bavulunda hepsi var. Daha önce onun kaleminden çıkmayan ve sizin yazabileceğiniz hiçbir şey yok. En sevdiklerimden Üçüncü Kız zekice kurulmuş bir bilmece. Beş yaşından beri babasını görmeyen Norma Restarick, Claudia ve Frances’la ‘üçüncü kız’ olarak bir apartman dairesini paylaşırken babasını yeniden bulur.  Malzeme niyetine sarı peruklar ve sahte portreler kullanan bu kurguyu adli tıbbın ve yüz tanıma programlarının çağında beş dakika ancak sürdürürsünüz ama işleri kızıştıran zaten tam da bu.

Ocak Ayının İki Yüzü, Patricia Highsmith

Highsmith’in, Tom Ripley karakteriyle suç romanları türünde en iyi sahtekârlardan birini yarattığına şüphe yok fakat yazar ihanetler ve takma isimlerin fırtına gibi savurduğu Yunanistan’da geçen bu kedi fare kovalamacasında ana karakter Chester McFarland için de inandırıcı bir hayat çiziyor. Highsmith’in zaman zaman verdiği hüzünlü hava, sahtekârına fısıldadığı şefkat çok hoşuma gidiyor.  McFarland tam bir düzenbaz ve kaybeden ama inanmayı bırakmıyor, ne de olsa elinde sahte bir kimlik oldukça daha parlak günler mutlaka gelecektir.

About the Author (Yazar Hakkında), John Colapinto

Hınzır mizahı ve cüretkâr düşünceleriyle en keyif aldığım psikolojik gerilim hikâyelerinden biri ve istekli (ya da çabalayan) her yazara hitap edeceği de kesin. Cal Cunningham’ın oda arkadaşı Steward bisiklet kazası geçirip ölünce, Cal arkadaşının yazdığı roman taslağını eline alır. Roman Cal’in hayatını anlatıyordur ve Steward da arkadaşının çaldığı hayatı geri alıyordur, bunun neresi yanlış? Ama roman çok satanlar arasına girince (Bright Lights, Big City’yi hatırlayın)* talihsiz Cal için kendini bu başyapıtın gerçek yazarı olarak göstermek düşündüğü kadar kolay olacak mıdır bakalım?

 

Shantaram, Gregory David Roberts

Shantaram, gerçek hayattan kaçışın ve maceranın eskimeyen destansı bir anlatımı. Kılıktan kılığa girmek pahasına bile olsa hayatta kalmak için göze alabileceklerinizi doruk noktasına taşıyor. Avustralya’daki Pentridge Hapishanesi’nden kaçan Roberts, Lindsay Ford adına düzenlenen bir pasaportla 1980’de Bombay’a gelir. Yolu kimlerle kesişmez ki? Toplumun dışladıkları, kenar mahallelerde oturanlar, Bombay yeraltı dünyası, Afgan mafyası ve daha niceleri. Arkadaş olduğu insanlar ona Lin ve Shantaram ismini verirler. Bu kitap ne kadar kurgu ne kadar gerçek hayattan alınmış bilemeyiz ama yazar birkaç karakteri kendisinin yarattığını kabul ediyor. Kim bilir belki kendisini de (yeniden) yaratmıştır?

Tuzak, John Grisham

Grisham tanık koruma programlarından bol miktarda beslenen bir yazar ve yeni kimlikleri heyecanlı anlatılarının hammaddesi olarak kullanıyor. Tuzak en sevdiğim romanlarından biri. Washington siyasetinin en güçlü isimlerinden Joel Backman ABD’de yattığı hapishaneden kaçırılır ve İtalya’ya Bolonya şehrine götürülür. Tabii yeni bir isim, yeni bir dil ve yeni bir yaşamla. Backman’ın bu yaşamı başarıp başaramadığı tartışılır çünkü Tuzak da çoğu suç hikâyesinde görmeye alışkın olduğumuz mesajı veriyor: İşkencecinizden kurtulabilirsiniz ama kendinizden asla kurtulamazsınız.

The Scapegoat (Günah Keçisi), Daphne du Maurier

Tatildesiniz ve gerek dış görünüşü gerek hali tavrıyla tekinsiz bir şekilde size benzeyen biriyle karşılaşıyorsunuz. Kendinizden geçene kadar birlikte içiyorsunuz. Ayıldığınızda ikiziniz gitmiş ama şoförü eve götürmek üzere sizi bekliyor. Yaşadığınız hayattan zaten bezdiğiniz için bu aldatmacaya atılıyorsunuz. Hikâyenin devamını tahmin etmek zor değil: Fransız Jean, çetrefil ilişkiler ve nihayet ölü bedenlerle karman çorman olan hayatını temizlemesi için İngiliz John’un önüne koyar. Böyle bir kaba güldürüyü daha büyük bir anlatıma dönüştürecek nüansı yakalayabilen yazarların sayısı azdır ve Du Maurier de bunlar arasında. “Yapmadığım bir şeyden affedilmeyi isteyemem. Günah keçisi olarak ancak hatayı üzerime alabilirim.”

Agatha Christie, Üçüncü Kız, çev. Gönül Suveren, Altın Kitaplar, 2005.  

Patricia Highsmith, Ocak Ayının İki Yüzü, çev. Ayşe Gül Güre, Can Yayınları, 2005.

Gregory David Roberts, Shantaram, çev. Banu Taylan Öğüdücü, Artemis Yayınları, 2018. Shantaram, ‘sakin adam’ ya da ‘Tanrı’nın sükûnet bahsettiği barış adamı’ anlamlarına gelir.  

John Grisham, Tuzak, Çev. Enver Günsel, Remzi Kitabevi, 2005.  

Charles, Dickens, İki Şehrin Hikâyesi, çev. Meram Arvas, Can Yayınları, 2016. 

* Jay McInerney’nin aynı adlı romanından uyarlanan ve James Bridges’in yönettiği ülkemizde de Şehrin Parlak Işıkları adıyla gösterilen 1988 yapımı film.  

Çeviren: Burcu Uluçay

burcu.ulucay@yahoo.com

(Crime Reads)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR