Akşamdan kalma damlalar tuza yığınak yapmış gözlerle uyandım, güneşsiz küf tutmuş sabaha. Mahmur gözlerimi aralarken, yığınaklı göz pınarımdaki bir çapağa tırnak geçirdim. Hücuma geçmiştim. Henüz su görmemiş yüzümü parmaklarımla perdeleyerek uyanmayı bekliyordum. Fırlayıp kalkmalıydım. Akrep ve yelkovan kadranda bir kovalamacadır gidiyordu. Oysa ben, teneşirde unutulmuş bir ceset gibi seriliydim yatağımda. Dışarıdan gelen yağmurun sesini duymamak ne mümkün? Gökyüzünde kaynak yapılırcasına çakan şimşekler, beni bungunluğa sürüklüyordu. Açtım kapadım, açtım, kapadım gözlerimi. Doğruldum, bir anca önce çıkmalıydım.
Radyoyu açtım ve duşa girdim. Uykumu dağıtsın diye radyoda çalan müzikten medet umuyordum. Duştan çıkarken müzikte sona erdi ve sunucunun tok sesi duyuldu. "Yağmurlu bir pazar gününden herkese günaydınn!" Gülümsedim. Yağmurdan korunurcasına girdiğim saçak altına sığınır gibi, yatağıma girdim ve yorganıma sığındım. Belli ki bu pazar rüyalar uykulara sığmayacaktı.…






