Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

26 Ocak 2021

Kitap

Meraklısı İçin Darbeler'i Okumak

Erdinç Akkoyunlu

Paylaş

1

0


Murat Yetkin’in kitabı, özellikle 2010 sonrası döneme de ışık tutarak, günümüzü daha iyi anlayabilmemiz için kişisel tanıklıklarına dayalı anılarla da bezenmiş bir otobiyografik roman tadında ilerliyor.

İrlandalı oyun yazarı Bernard Shaw, tarihe geçen sözleriyle de ünlü oldu. 20’inci yüzyılın başında kayıtlara geçen ifadelerinden biri şuydu: “Gazetecilik bir uygarlığın çöküşü ile bir bisiklet kazasını birbirinden ayıramayan meslektir.” Bu hayli sert ve yargısız infaz içeren ifade Shaw gibi metinleri karakterli bir yazarın ağzından nasıl döküldü acaba? Oyunlarını yerin dibine sokan gazete eleştirmenlerini yermek için edilmiş olabilir ama aslında dünyanın yaşadığı iki savaşa ettiği tanıklığın eseriydi bu söz. Öte yandan başka bir anlamı daha var: Gazeteciler sadece olayla ilgilendiği ve kehanette bulunmadıkları için, var olanı yazarlar. Geleceğin nasıl şekilleneceğiyle ilgilenmezler.

Bana bu sözlerin diplomamı aldığım Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde öğretilmesini isterdim ama ne var ki, kendi merakım sonucu bu bilgiyi edindim. Yalan yok, Ankara’nın en nezih semtlerinden Emek’teki liseden hallice okulumun en sevdiğim yeri üst katındaki kütüphanesiydi. Çünkü öğretmen olmak isteyip de puanı yetmeyen öğrencilerin 2001 yılında doldurduğu okulumda, bu gazeteci olmamak için gazetecilik okuyan güruhtan kaçmanın tek adresi kütüphaneydi. Üstüne üstlük Türkçeye geçişten itibaren Türkiye’de yayınlanan tüm önemli gazetelere ait eşsiz bir arşive sahipti.

Tarihi Bilmek

Bir gazeteci ailenin gizemli tarihini ele alacak romanım için arşiv çalışması yaparken, bir yıl boyunca tüm gazeteleri günde 5 saat boyunca aralıksız okudum: Türkiye tarihine, basının kayıt düşebilme gücüne daha doğrusu bir Oscar’lık yapım çıkar. Fakat tarihimin talihimizden farksız olmasından ötürü Türkiye’de geçmişi yazabilmek gazetecilerin hikâyeleştirme yeteneğiyle donatılan isimleri için geçerli oldu. Çetin Altan’dan Hasan Cemal’e, Altan Öymen’den Cüneyt Arcayürek’e bir dizi önemli gazeteci ve hakikaten yazar kişi, Türkiye tarihinin köşe taşlarını önemli metinlerle anlattılar. Bu halkaya uzun zamandır eklenen fakat son dönemin en önemli yapıtını veren ise Murat Yetkin oldu.

murat yetkin meraklısı için darbeler

Lüks Sever Gazeteciler

Türkiye’de yaşanan siyasal iklim nedeniyle gazeteciler ezelden beri kurdukları çıkara, hanut yani pahalı hediyeleri tatilleri-gezileri kabul etmeye, en pahalı evlerde oturmaya, en lüks araçlarda gezmeye dönük hükümdarlıkları sürsün diye hükümete tam desteğe dönük bir oto sansüre giriştiler. Ve yaptıkları bu işin doğru olduğunu Ankara’ya şartların olgunlaşmasını bekleyip ya da olgunlaşmasına yön vererek razı ettiler. Ki Ankara da gazeteciliğin sadece kendi söylediklerinin yayınlaması ve doğru kabul edilmesine dönük, muhalif basınsız bir konfor alanına kavuşunca bu yapıya destek verdi. Böylece görünürde hükümete bağlı ama gerçekte kendi çıkarlarının dışında hiçbir amaçları olmayan bir gazeteci kitlesi oluştu. Maaşları 10 bin dolardan başlayıp 30 bin dolara kadar çıkıyor. 6 ayda bir BMW, Mercedes ve Land Rover marka makam araçlarını değiştiriyor. ABD’ye yılda 2 kez bussines clas’ta uçuyor. Yanlarında çalışan dayak yiyen, tehdit edilen gazetecilere ortalama 3.500 TL maaş veriyorlar.

Çetin Altan Diyor ki

Bir ülkede gazeteciler gerçeklerden uzaklaştıklarında, ortada halkın medyanın onları avutmasına rızasının kaybolduğu, mesleğin anlamını yitirdiği ve destek verilen güce de iyiliğinden çok kötülüğü dokunan bir ortam oluşur. Türkiye’de 2010 sonrası yaşanan tam da buydu. Ve böylece gazetecilik yarışında haber atlatma, gerçekleri yazma ve yeri geldiğinde eleştirme fonksiyonlarını yerine getirmek istemeyen rahat düşkünü gazeteciler, bu meslek geleneklerini sürdürmek isteyenleri sürdürmekte tereddüt etmediler.

Gerçek gazeteciler ana akım medyadan bir şekilde yollandı. Çetin Altan’ın roman yazmaya başlaması, onun gazetelerde çalışmasının yasaklandığı döneme denk geliyor. Bana telefonda bunu birkaç kez anlatan usta, “Erdinç, geçinmeye mecburdum. Ben de roman yazdım. Yoksa gazetecilik yapabilsem, yazmazdım. O romanların iyi olduğunu da düşünmüyorum” dedi. Bu son söz üzerine hayli ateşli tartışmalar yaşanırken, romanlarının Türk edebiyatının en iyilerinden olduğu görüşümü nazik bir üslupla ret etti sürekli.

Moore Ne Diyor Öyle?

Şimdi Murat Yetkin’in Doğan Kitap etiketiyle yayınlanan Meraklısı İçin Darbeler Kitabı’nı okurken, aynı şeyleri düşündüm: Yetkin, ismiyle müsemma bir kaliteli ve gerçek gazeteci olduğu için, mecra fark etmeden şimdi kendi kurduğu blok ve Youtube kanalı üzerinden gazeteciliğini sürdürüyor. Öte yandan da mesleğinin bir başka gereğini yerine getirip, elindeki bilgi ve belgelere dayanarak ülkenin tarihiyle ilgili metinlere can veriyor. Darbe, Türkiye tarihinin en büyük sorunu ve bugünkü iktidarın da en çok korkutulduğu, köşeye sıkıştırıldığı konuların başında geliyor.

Yetkin’in kitabı 15 Temmuz 2016’da yaşanan o karanlık askeri kalkışmanın olduğu günle açılıyor. Beşiktaşlı olma PR’ı ile Türkiye’de sempati toplayan Birleşik Krallığın o günkü Türkiye Büyükelçisi Richard Moore, cini şişeden çıkarıyor. Yetkin’e darbeci askerler Boğaziçi Köprüsü’nü kapatmadan 6 saat önce, İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki partide, “Sizin askerler neler yapıyorlar” diye soruyor. Yetkin’in, “Bir şey mi duydunuz”’ sorusuna yanıt vermiyor.

Bu satırları okurken aklıma ABD’yi 2. Dünya Savaşı’na sokan Pearl Harbour saldırısı geldi. İngilizler Almanlara karşı büyük bir yenilgiyle savaşa devam ederken, Japonların Hawai’de ABD donanmasına kamikaze saldırısı yapacağını öğrenir, ama tarihin bu en büyük müttefiki kendi çıkarı için ABD’yi uyarmaz. Sonuç 6 binden fazla ABD askeri ölür, ülke savaşa girer, Japonya’ya iki atom bombası atılır, milyonlarca masum Japon ölür. Savaşın seyri değişir.

Darbeler Biter mi?

murat yetkin meraklısı için darbelerBugün İngiliz İstihbarat Teşkilatı MI6’nın başında olan Moore, Türkiye’de Fetullahçılar tarafından gerçekleştirilecek darbeden haberdar mıydı? Kim bilir. Bu sorunun yanıtını vermek zor. Ama bu darbeye gelinceye dek Türkiye’de 31 Mart Darbesi’nden başlayarak yaşanan tüm darbe ve girişimlerini satır aralarında ne olduğu ile Murat Yetkin’in kitabından okuyoruz. Osmanlı’dan başlayarak Cumhuriyet’in kuruluşuna, Atatürk döneminden İnönü ile tek parti, ardından Demokrat Parti yılları, 1960, 1971, 1980 ve 1997’deki darbe ve post modern darbeleri okuyoruz. Yetkin hepsinde de satır aralarında hangi çekişmelerin yaşandığını, hangi siyasi olayların konu olduğunu objektif şekilde anlatıyor.

NATO ve CIA Varlığı

Metinde gördüğümüz o ki, ne zaman Türkiye’de bir darbe ya da girişimi söz konusu olsa aynı anda Mısır’da, Irak’ta, İran, Suriye ve Azerbaycan’da da bir girişim söz konusu. Yani Osmanlı’nın yıkılmadan evvelki sınırları yine Yetkin’in belgeleriyle ortaya koyduğu üzere ABD gizli servisi CİA’nın marifetiyle gerçekleşen darbelerle şekillendirilmiş. Türkiye’de beğenilmeyen bir hükümet, AB ve NATO çıkarlarına aykırı hareket eden iktidarlar devrilmiş. Öte yandan Türkiye’deki darbelerde bulunan askeri bürokratların çoğu ya ABD’de eğitime alınmış ya da NATO’dan yolu geçmiş. Hükümetler üzerinde askeri vesayet kuranlar da yine güçlerini bu merkezden almışlar.

Suudi Katkısı

Aynı zamanda kitap Türkiye’de dini örgütlenmelerin Arabistan’ın en büyük şirketi ARAMCO tarafından finanse edildiğini, aynı zamanda CİA başta olmak üzere tüm yabancı gizli servislerin koruyup kollamasında olduğunu da ortaya koyuyor.

1993 Ayrıntısı

Ben kitabı okurken hem Türkiye tarihine meraklı bir genç, hem bir edebiyat yazarı, hem de gazeteci olarak en çok 1993’ün darbe yılı olarak nitelendirilmesini beğendim. Sözünü ettiğim ve yakında yayınlanmasını umduğum (yazalı 12 yıl oldu) roman tam da 1993 gibi Türkiye’nin en karanlık ve bugünleri hazırlayan yılını anlatıyor. O yıl Cumhurbaşkanı Özal görevi başındayken kalp krizi geçirerek öldü, Türkiye’nin araştırmacı gazeteci ustası Uğur Mumcu, evinin önündeki aracına konulan (ki yanında karakol vardı) bomba ile öldürüldü, aynı yıl Ankara’dan uçağı kalkan ve PKK ile barış görüşmeleri yapacağı dile getirilen Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, uçağının kalkıştan 5 dakika sonra düşmesi sonucu şehit oldu. Yine 33 asker, birliğine katılırken yol kenarında kurşuna dizildi. Yetkin bu dönemi çok iyi ve en şeffaf şekilde ele alarak, önemli bir tanıklığı da ortaya koyuyor.

Biden Faktörü

Kitapta bugün ABD’nin 46’ıncı Başkanı olarak görev yapacak Jeo Biden ile ilgili tarihi belgeler de var. Biden, genç bir senatörken 12 Eylül 1980 Darbesi öncesinde Türkiye’yi ziyaret edip dönemin Başbakan’ı Süleyman Demirel ve muhalefet lideri Bülent Ecevit ile görüşüyor ve onlara darbe olmaması için ABD’nin görüşlerini iletiyor. Ret edilen bu görüşlerin ise darbe sonrasında Kenan Evren tarafından kabul edildiği notu düşülüyor.

2010 Sonrasını Anlatıyor

Murat Yetkin’in kitabı, özellikle 2010 sonrası döneme de ışık tutarak, günümüzü daha iyi anlayabilmemiz için kişisel tanıklıklarına dayalı anılarla da bezenmiş bir otobiyografik roman tadında ilerliyor. Yeni piyasaya çıkmış kitabın sürprizlerini ortaya dökerek, okur zevkini katletmeye niyetim yok. Ama gittikçe kutuplaştığı konusunda kimsenin aykırı düşünmediği Türkiye’de doğru fikre sahip olmak için doğru bilgilere sahip olmanın yegâne yolu da böyle özenli metinleri okumaktan geçiyor. Türkiye’nin böyle metinlere ve gerçek gazetecilerin gerçek tanıklıklarını tarihe dönüştüren kitaplara ihtiyacı var. Çünkü gerçek gazeteciler bir uygarlığın çöküşünü bisiklet kazasından ayırabilecek niteliğe sahipler.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Walker Evans’ın Fotoğrafları ÜzerineErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nihat Dağlı

24 Aralık 2025

Ele Geçirilemeyenin Peşinde

“Yola çıkarken şunu unutmamak gerekir: Hazırlanmış güzergâhlara, haritalara, önceden ayarlanmış konaklamalara, tesadüflere ve beklenmedik olaylara rağmen yolları önümüze açan Tanrı’dır. Issızlıkları o yaratır ki biz içlerinden yollar geçirebilelim. Dağlar arasında, sanki d..

Devamı..

Şaka

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024