“Tarih boyunca insanların bütün faaliyetleri, besine bağlı olmuştur.” T.Standage
Beslenme ve Diyet Uzmanı Pınar Demirkaya’nın Nemesis Kitap tarafından yayımlanan ilk sağlık-beslenme-kişisel gelişim kitabı Ya Suçlu Lektinse! Neden Kilo Veremiyorum? geçtiğimiz günlerde okurla buluştu. Belli yerlerinde spiritüel esintiler de taşıyan kitap öncelikle lektinin kökeniyle başlıyor. Peşi sıra gelen lektinin ne olduğu ile ilgili açıklamalar, bağırsak sağlığı ve otoimmün hastalıklarla olan ilişkisi, vaka örnekleri, çözüm olarak lektinden zayıf beslenme, mevsimsel beslenme ve lektini azaltma önerileri gibi pratik teknikler ve on günlük beslenme programı ile sona eriyor.
“Bugün konuştuğumuz bütün sağlık sorunlarının ve fazla kilonun nedeni, bize ulaşma çabasını görmezden geldiğimiz vücudumuzla iletişimimizin kopuk olmasıdır. Kimse çok yediği için kilo almaz. Kilo almak bir yan etkidir, buna neden olan hastalık iyileştiğinde fazla kilo da ortadan kalkar. Beslenme bir farkındalık ve kişisel gelişim konusudur. Sürdürülebilir ve gerçekçi olması bir o kadar önemlidir. Peki, ya kilo almanızın nedeni lektin denilen proteinse? Ya çok yediğiniz için değil de, lektinden zengin ve yanlış yiyecekler yüzünden kilo alıyorsanız? Diyetisyen Pınar Demirkaya, yakın zamanda konuşulmaya başlanan “lektin” dosyasını açarken, aynı zamanda okura sağlıklı beslenmenin ve hastalıklardan kaçınmanın bütüncül yollarını anlatıyor,” deniyor kitabın arka kapak yazısında.
Yerleşik hayata geçiş, tarım devrimi önemli bir değişimi başlattı. Avcı-toplayıcı toplumların varlığı her zaman sürdü. İnsan bitki ve hayvanları evcilleştirirken farkında olmadan kendisi de evcilleşti. Bu dönemde tarıma elverişli bölge arayışı söz konusuydu. Bereketli bölgeler denize yakın ve sulak yerlerdi. Kent, inanç sistemi ve buğday iç içe gelişim gösterdi, hiçbir zaman çizgisel ilerleme olmadı. Hayatta kalmak için yiyecek ve içeceğe ulaşmak gerekiyordu. Tarihsel sürece dair bu genel girişten sonra Ya Suçlu Lektinse!'nin temel tezi yavaş yavaş belirmeye başlıyor. Tarım devrimiyle karmaşık bir ilişki süreci içerisinde görülmeye başlayan yerleşik hayata geçişten bugüne; bir lektin türü olduğu için başta ekmek olmak üzere gluten içeren gıdalar ve lektin bakımından zengin besinler insan sağlığını yavaş yavaş bozar, tahıla bağımlı beslenme modeline yol açar. Zamanla bağırsak florası bozulur ve duvarı zayıflar. Sonunda geçirgen bağırsak ve bununla ilişkili bağışıklık sistemi hastalıkları ortaya çıkar. Kronik sağlık sorunları, otoimmün hastalıklar görülmeye başlar. Günden güne bu hastalıkların derecesi artar. Bağımlılık sürekli ilaç kullanmaya neden olur. Diyabet, haşimato, romatizma, fibromiyalji gibi kronik rahatsızlıklar ve sendromlar zorunlu ilaç kullanımına yol açar. Ödem, şişkinlik, ağrılar, fazla kilolar derken yaşam kalitesi iyice azalır. Daha fazla yemek daha fazla kilo, bu da kısır döngü demektir. Sonuç obezitedir, sosyolojik bağlamda ise ekmek merkezli toplumdur. Demirkaya’nın özellikle belirttiği gibi, “kilo almak aslında bir yan etkidir.” Gıda takviyeleri, probiyotik desteği, diyet ve sağlıklı beslenme çabası da belli bir yerden sonra sorunları çözemez. İşte bu kısır döngünün insanlık tarihindeki kökeni, gelişimi, sonuçları ve soruna yönelik çözüm önerileri Ya Suçlu Lektinse!'nin sayfalarında saklı.
Varoluşundan günümüze insanın temel ihtiyaçlarında olan beslenme her zaman öncelikliydi. İnsan besin peşinde koşarken hayatı nasıl şekillendi, ne gibi köklü değişiklikler oldu, neler icat edildi? Sosyoloji, arkeoloji, tarih, antropoloji, psikoloji, iktisat ve gastronomi gibi birçok bilim dalının araştırmaları disiplinler arası yaklaşımla süreci anlamada bize yardımcı oluyor. Beslenme ve diyet uzamanı Pınar Demirkaya ise bu sürece kendi özgün bakış açısıyla ve mesleki birikimiyle yaklaşarak lektine odaklanıyor. Ya Suçlu Lektinse! yalın, akıcı ve zihin açıcı anlatımıyla özellikle sağlıklı beslenme konusunda farkındalık yaratıyor, yararlandığı kaynakçadan hareketle yeni okumalar için heves uyandırıyor.






