Oğlum Hrant
19 Ocak 2020 Hayat İnsan

Oğlum Hrant


Twitter'da Paylaş
0

2007 yılına girecektik, Cihangir'de bu manzaralı evine sığınmıştım arkadaşların ama ne manzara; Kız Kulesi karşında, hafif sağa baksan tarihi yarımada. Gel, demişlerdi; biranı biz alırız, manzarada var oturur yazarsın. Yazmıştım da bir şeyler ama içime sinmemişti, sinmesini bekliyordum o ara. Sinmesini beklemekten sıkılmış, Fadime’ye telefondan mesaj atmıştım, “bana bir şehir söyle” diye, hâlâ bir karış aklım yukardaydı ya, gidecek bir yer arıyordum ya o zamanlar, bekle ben geliyorum, demişti. Geldi, Orhan Veli’nin mezarını ziyaret ettik içip içip sızdık, sonraki gün başka bir arkadaşını çağırdı Fadime. Gülsüm, ben, Fadime manzaraya karşı battaniyelere sarılmış şarap içerken Gülsüm, bir kardeşim var mutlaka tanışmanı istiyorum, dedi.

Öyle almıştım numarasını ve mesajlaşmaya başlamıştık telefonda. Saçmasapan gelebilecek mesajlaşmalardı bunlar, Tekerleme-Zungenbrecher (1985) isimli bir filmleri vardır Mustafa Irgat ve arkadaşlarının, o filmdeki replikleri çokça anımasatan mesajlaşmalardı bunlar. Aklın bir karış yukarda olmasına iyi geliyordu aslında bu mesajlaşmalar, havadayken kanat açmışken bir o yana bir bu yana süzülmek gibi. Yılbaşı günü gelip çatmıştı, uyanmış, kahvaltı niyetine içmeye başlamıştık. Arada dans ediyor, yorulunca tekrar içmeye başlıyorduk. Bu salına salına içmeler akşam 11’e kadar sürmüştü. Sonra herkes diğer mekânlardaki randevularına gidecekti. Ben de ona mesaj atmıştım, nerdesiniz diye, bir arkadaşımı alıp bulundukları yere gitmiştim. Mekâna damsız girilmediğinden onu çağırmıştım, gelmişti kapıya bizi almaya.

Onu ilk görüşümdü ve görür görmez âşık olmuştum. Gözlerimi gözlerinden alamıyordum, onca müzik sesi gürültü arasında sağır olmuş ona bakıyordum. O sabahtan beri içmiş olduğumuz halde sarhoşluk da yoktu, gitmişti, biraları su gibi içmeye devam ederken tek gördüğüm gözleriydi. Sabaha karşı dört sularında mekândan çıkarken birdenbire beni öpmüştü. Dudaklarını dudaklarımda hissettiğimde sıfır noktasındaydım hayatın. Her şey yerle bir olmuş, ben denize düşen bir damla gibi kaybolmuştum. Onlar kaldıkları yere giderken ben ve arkadaşım eve dönmüş, Cihangir'deki manzaraya karşı sızmıştık. Telefonuna uyandım 2007 yılının ilk günü, eve geldiler. Önceki gece hissettiğim şey karşılıklı mıydı anlamaya çalışıyordum, sonuçta her şey alkolün etkisiyle olmuş olabilirdi. Sürekli yurtdışına iş için seyahat ediyormuş o ara, muhabbet gittiği ülkeler üstüneydi. Bunalıp başka odaya geçtiğimde arkamdan gelmişti. Öpüştüğümüzde anlamıştım hissedilenin alkolün etkisiyle olmadığını. O gün ilk kez ona yemek yaptım, altı kadına iki erkek hizmet etmiştik aslında, akşamı içmeye de devam etmiştik. Arkadaşım diğer kadınlarla Cihangir manzarasına karşı içip dans ederken, ben onunla başka bir odada, bir kanepede oturmuş, televizyonu açmış, dizi seyrediyordum. Sanki evliymişiz gibi, sanki yıllardır berabermişiz gibi.

Çocukluğumuzdan başlayıp o zamana gelen ne varsa aklımızda konuşmuştuk o kanepede sabaha kadar. Memleketlerine döneceklerdi ama yine gelecekti, Londra’ya gidecekti bu sefer, konsolosluk işlemleri benimle buluşması için yeterliydi. Taksim meydanında onları yolcularken, “sensiz İstanbul’u s…..m” diye mesaj attığımı hatırlıyorum, sonrasında arkadaşımla İstiklal'deki kalabalığa karıştığımızı. 19 Ocak 2007 Cuma günü Londra’ya gitmek için geldiğinde onu meydanda bekliyordum. Kalabalık bir grup insan hep beraber bir yere doğru yürüyorlarken ortalarında kalakalmıştım. En son ilkokulda pastanede çalışıyorken ortasında kalakalmıştım böyle bir kalabalığın; kocaman adamlar ve kadınlar, “Kürdistan faşizme mezar olacak” diye bağırıp yumrukları havada yürüyorlardı. Bu kalabalıksa öfkeli ama sessizdi. Ne olduğunu sormuştum birilerine, gazetecinin birinin vurulduğunu söylemişlerdi. Hem alışkındım cinayet ve katliamlara hem o gelmişti, umursamamıştım ölümü. Valizini alıp eve doğru yürüdük, yemek yaptım içtik ve seviştik, ertesi gün konsolosluğa gittik. Sonraki gün o Londra'ya giderken hamileymiş aslında. Çocuğumuzun ismini bundan dolayı Hrant koyduk. O evi sonradan satın aldım arkadaşlarımdan, evimiz oldu, çocuğumuzu büyüttüğümüz ama manzara değişmedi bak, Kız Kulesi karşıda, sağa baksan tarihi yarımada. Bense yazıyorum hâlâ ve hâlâ içime sinmiyor yazdıklarım.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR