Ölümden Sonra Aşk

Ölümden Sonra Aşk


Twitter'da Paylaş
0

Nobel Ödüllü Fizikçi Richard Feynman’ın Ölen Karısının Ardından Yazdığı Mektup

Çok az insan popüler hayal gücünü fizikçi Richard Feynman (11 Mayıs 1918-15 Şubat 1988) gibi güçlü ve kalıcı bir şekilde bilimle büyüleyebilmiştir. Feynman, bilimin özünü hayatın en insani ve insancıl boyutlarıyla birleştirerek verdiği bu olağanüstü hediyeyle “Büyük Aydınlatıcı”dır. Biyografi yazarı James Gleick, ünlü fizikçinin ölümünden birkaç ay sonra Genius: The Life and Science of Richard Feynman üzerine çalışırken oldukça tuhaf ve fevkalade bir şeye rastladı. Rastladığı neyse, “Kalbim durdu, ne bundan önce ne de bundan sonra bir biyografi yazarı olarak böyle bir şey deneyimlemedim” diye anlattı onu. Feynman’ın eşi Gweneth’in ona yolladığı bir yığın okunmamış yazı arasından, kendisinin ünlü fizikçi hakkındaki algısını yerle bir eden bir mektup buldu.  

Genç Richard lisede okurken yaz tatillerini memleketi Far Rockaway sahilinde geçirirdi. Burada göz alıcı bir kızla tanıştı, adı Arline’dı. Ona büyük bir aşk beslemeye başladı, onun evlenebileceği kız olduğunu biliyordu. Richard’ın karakterine hem uyumlu hem de çok zıt olan Arline, onun felsefeya, sanata, bilime olan eğilimini öğrendi. Okulun üçüncü yılında sevdiği kıza evlenme teklifi etti. Arline kabul etti, aşk dolu gözlerle ve sonsuz mutluluk beklentisiyle birlikte ortak bir geleceğe baktılar.

Richard ve Arline, 1940’lar.

Kısa bir süre sonra, Arline’a eziyet eden açıklanamaz semptomlarla dışavuran gizemli bir hastalıkla karşı karşıya geldiler. Boynunda görülüp kaybolan bir yumru, hiçbir neden olamadan geçirdiği ateş nöbetleri sonunda, Arline tifo tanısıyla hastaneye yatırıldı. Gleick şöyle anlatıyor: “Feynman, bir bilim insanına acı veren tıbbi bir belirsizlikle bir güçsüzlük hissine kapıldı. Bilimsel düşünmenin zor durumlarda sakinlik ve kontrol sağlayacağına inanmak zorundaydı ama bu durumda böyle olmuyordu.” Feynman doktorları bilimsel bir metoda yaklaştıran soru bombardımanına tutarken Arline de –tıpkı hastalığa yakalandığında olduğu gibi– gizemli ve öngörülemez bir şekilde iyileşmeye başladı. Fakat bu mola süresi geçiciydi. Semptomlar kendini tekrar göstermeye başladı, hâlâ kesin bir açıklama yapılamıyordu, son yavaş yavaş görünmeye başlamıştı. Doktorlar bu öngörülerini Arline’dan sakladılar. Richard ise onu kandırmaya dayanamıyordu, ikisi de birbirlerine hayatı sürekli bir doğrulukla yaşamaya söz vermişti. Ama şimdi bu sözünü şartlara göre yeniden ayarlamak zorundaydı. Gleick bu günleri şöyle yazıyor: “Feynamn’ın ailesi, Arline’ın ailesi ve doktorlar, onu, genç kadına öleceğini söyleyecek kadar zalim olmaması konusunda uyardılar. Kız kardeşi Joan ağlaya ağlaya onun inatçı ve kalpsiz olduğunu söyledi. Feynman yıkıldı ve geleneklere boyun eğdi. Arline’ın Farmingdale Hastanesi’nde kaldığı odada, Arline’ın ailesiyle birlikte onu sadece glandüler ateşi olduğu konusunda ikna etti. O günlerde, onun deyimiyle “hoşça kal aşkım mektubu”nu da yanında taşıyordu. Bu mektubu Arline’a gerçeği öğrendiği gün vermeyi planlamıştı. Arline’ın bu acımasız hayatı asla bağışlamayacaını biliyordu. Çok fazla beklemesine gerek kalmadı. Kısa bir süre sonra hastaneden eve dönen Arline, üst kattayken annesinin mutfakta bir komşuyla hastalığı hakkında dertleştiğini duydu. Richard’la yüzleştiğinde, Richard ona gerçeği söyledi, mektubu verdi ve kendisiyle evlenmek isteyip istemediğini sordu.” Arline ve Richard, 1940’lar.

Fakat evlilik de büyük bir uygulamalı sorundu. Feynman’ın o sıralar doktorasını yaptığı Princeton Üniversitesi onu eğer evlenecekse onun çalışmalarına finansman sağlayan bursları geri çekmekle tehdit etti. Çünkü üniversiteye göre evliliğin duygusal ve pragmatik sorumlulukları akademik disipline karşı büyük bir tehditti. Feynman’ın üniversiteden ayrılmayı düşündüğü sıralarda yeni bir tanı patlak verdi. Arline’a, genellikle pastörize edilmemiş sütten kaynaklanan nadir bir tüberküloz türü bulaştığına dair tanı kondu. Feynman başlarda rahatlamıştı çünkü Hodgkin hastalığı ya da lenfoma gibi, tedavisi olmayan kanserler gibi acımasız alternatifler ortadan kalkmıştı. Fakat tüberkülozun ciddiyetini de hafife alıyordu ya da tam bilmiyordu. Arline’a teşhis konan 1941 yılında bağışıklık çocukluk döneminde kazanılıyordu, bakteriyel enfeksiyonların antibiyotik tedavisi uygulamada mevcut değildi, penisilin tedavisinin ilk başarılı tedavisi ise bir yıl sonra gerçekleşecekti. Tüberküloz yavaş yavaş gelen bir ölüm cezasıydı. Arline ve Richard bu gerçekle karşılaştıklarında hem cesur ve sağduyulu hem de umutsuzlardı. Aynı günlerde Richard’ın ailesi oğullarının evlilik planını öğrendi. Oğlunun âşık olduğu için değil acıdığı için evlenmek istediğini düşünen annesi onu hayatını ve sağlığını riske atıyorsun diye uyardı. Tüberküloz damgasının zeki oğlunun ününe gölge düşüreceğinden endişeleniyordu. “Böyle bir evliliğin yasadışı olmamasına şaşırdım, halbuki olması lazım” diyerek durumla alay etti. Fakat Richard aşkla dolup taşıyordu. Bu aşk öyle büyük ve ışıltılıydı ki Arline’ın sanatoryuma yatması için gerekli işlemleri yaparken kendini yüksek sesle şarkı söylerken buluyordu. Evlilikten vazgeçmemeye karar verdi ve sevgilisine şunları yazdı: “Sanırım bu bir dönemin kapanması gibi bir şey – kalbim tekrar doldu ve duygularla doluyum – ve aşk çok güzel ve çok güçlü – korumaya değer – biliyorum, bizi hiçbir şey ayıramaz – zamanın testlerinden geçtik ve aşkımız başladığı günkü kadar ihtişamlı – en büyük zenginlikler insanları hiçbir zaman yüce yapmadı ama aşk her gün yapıyor – biz küçük değiliz – biz deviz … Biliyorum, önümüzde bir gelecek var – mutlulukla dolu bir dünya – ve sonsuza dek.” 29 Haziran 1942’de sonsuza dek birlikte olmaya yemin ettiler.

Richard ve Arline, evlendikleri gün.

Gleick o günü şöyle anlatıyor: “Richard, Princeton’dan bir arkadaşından bir pikap araba ayarladı, arabaya yolculuk için bir yatak hazırladı ve Arline’ı Cedarhurst’ten aldı. Arline beyaz elbisesiyle arabaya doğru yürüdü. Birlikte Staten Island feribotuyla (balayı gemileri) New York Limanı’na geçtiler. Arkadaşları ve aileleri olmadan, yan odadan buldukları iki yabancının şahitliğinde evlendiler. Richard hastalığın buluşmasından korkarak Arline’ı dudaklarından öptü. Törenden sonra yavaşça merdivenleri çıktılar ve Arline’ın yeni evine, New Jersey’deki hastaneye gittiler.” O sıralarda İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımı gittikçe artmıştı, Amerika, Pearl Harbor saldırısıyla ölümün kucağına bıraklmıştı. Ulusun gelecek vadeden fizikçilerinden biri artık nükleer silah üretimi üzerine olan Manhattan Projesi’nde çalışmak için işe alınmıştı ve çok geçmeden Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’na dahil oldu.

Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’nda.

rline de yakındaki Albuquerque sanatoryumuna yattı. Buradan kocasına şifreli mektuplar yazıyordu. Bunu yaparken çok eğleniyordu çünkü Richard’ın bulmacaları nasıl sevdiğini biliyordu. Ama bu yazışmalar askeri sansürleri telaşlandırdı. Operasyonun gizliliğine yapılan herhangi bir ihlali ortadan kaldırmakla görevli olan görevliler Feynman’ı şifreli mesajların kurallara aykırı olduğu konusunda uyardılar ve karısının şifreleri çözecek bir cevap anahtarı yazmasını talep ettiler. Bu, Arline’ın eğlence anlayışını güçlendirdi, bu sefer de mektuplarda delikler açmaya, bazı bölümleri mürekkeple karalamaya başladı. Fakat tüm bu eğlence, Richard ve Arline’ın umutsuzca kaçmaya çalıştığı karanlık gerçeği maskeliyordu: Arline ölüyordu. Vücudu çöktükçe, Richard da onun ruhuna tutunmaya başladı: “Sen güçlü ve güzel bir kadınsın. Her zaman, başka günlerde olduğu kadar güçlü değilsin ama vücudun dağdan akan bir nehir gibi yükseliyor ve alçalıyor. Kendimin senin gücünün deposu olduğunu hissediyorum, sensiz boş ve zayıf olurum. Bu günlerde sana bunları yazmak bana çok zor geliyor.” Richard yazdığı her mektupta karısını sevdiğini tekrarlıyordu: “Ciddi bir hastalığım var: Seni sonsuza dek sevmek.”

Albuquerque Sanatoryumu'nda.

1945 yılının başında evlilikleri iki buçuk seneyi doldurduğunda ilk defa birlikte oldular. Richard onun zayıf sağlığını bir şekilde incitmekten korkmuştu. Arline da onu tüketen ölümcül bakteriyi Richard’a bulaştırmaktan çekinmişti. Ama Arline bu hapsedilmiş arzunun daha fazla kapalı tutulamayacağı konusunda ısrar etti ve bunun sadece onları birbirine ve hayal ettikleri hayata yakınlaştıracağına dair güvence verdi: “Ben her zaman senin sevgilin ve ilk aşkın olacağım ve elbette sadık bir eş, bir gün gururlu bir anne baba da olacağız. Seninle her zaman gurur duydum Richard, sen iyi bir eş, iyi bir âşık ve elbette bir yaşam koçu oldun. Ne demek istediğimi pazar günü sana göstereceğim.” Paylaştıkları bu deneyimin güçlendirdiği umutlarına rağmen Arline’ın sağlığı zayıflama devam etti. Otuz sekiz kiloya düşmüştü. İlaçların işe yaramaması onu çileden çıkarıyordu. Richard, “Pes etme,” diyerek onu yüreklendiriyordu. “Daha hiçbir şey belli değil. Büyülenmiş bir hayat yaşıyoruz.” Arline kan tükürüyordu. Richard yirmi yedi yaşında, parlak bilim kariyerinin uçurumundayken ölümcül bir biçimde âşıktı. 16 Haziran 1945’te Los Alamos’taki programlama odasında çalışırken sanatoryumdan bir telefon aldı. Meslektaşının arabasını alıp hastaneye gitti. Orada hareketsiz, gözünün feri gitmiş karısıyla karşılaştı. Bilimsel kariyerinin başında zamanın doğasıyla hayat bulmuştu. Şimdi ise Alrine ölüm döşeğinde yatakken saatler uzuyor ve kısalıyordu. Alrine son nefesini akşam 9:21’de verdi. Kaybının ardından gelen uygulamalı düzenlemeler acımızı sakinleştirir. Bu isteyerek, hatta minnetle aldığımız bir sakinleştiricidir. Feynman da bir sonraki sabah karısının cenaze törenini düzenledi, kişisel eşyalarını topladı ve karısının hastalığının seyrini not ettiği defterinin son sayfasına, “16 Haziran – Ölüm” yazdı. Gleick, bir şaşırtan ve dokunaklı insan olarak Feynman’ın Ekim 1946’da, karısının ölümünden 488 gün sonra ona yazdığı mektubu buldu: “Sevgili Arline, Sana tapıyorum sevgilim. Bunu duymayı ne kadar sevdiğini biliyorum ama bunu sırf sen seviyorsun diye yazmıyorum. Bunu sana yazmak içimi ısıtıyor, o yüzden yazıyorum. Sana son yazdığım mektubun üzerinden çok zaman geçti, neredeyse iki yıl. Ama biliyorum, sen beni affedersin çünkü beni bilirsin, inatçı ve gerçekçiyim. Yazmanın hiçbir anlamı yok diye düşündüm. Ama sevgili karım, şimdi biliyorum ki doğru olan erteleyip durduğum ve geçmişte çok yaptığım şeymiş. Sana seni sevdiğimi söylemek istiyorum. Seni sevmek istiyorum. Seni her zaman seveceğim. Sen öldükten sonra seni sevmenin ne demek olduğunu anlamakta güçlük çekiyorum. Ama hâlâ seni rahatlatmak ve seninle ilgilenmek istiyorum. Ve senin de beni sevmeni ve benimle ilgilenmeni istiyorum. Seninle tartışabileceğim sorunlarım olsun istiyorum. Seninle küçük projeler yapmak istiyorum. Bu ana kadar bunu yapabileceğimizi hiç düşünmemiştim. Ne yapmalıyız. Birlikte yeni kıyafetler yapmayı öğrenmeliyiz ya da Çince. Ya da bir film projektörü almalıyız. Şimdi bir şey yapamaz mıyım? Hayır. Sensiz yalnızım ve sen “fikir-kadınıydın” ve tüm vahşi maceralarımızın azmettiricisiydin. Hastalandığında endişelendin çünkü bana istediğin ve benim ihtiyacım olduğunu düşündüğün şeyi veremedin. Endişelenmene gerek yoktu. Sana o zaman da dediğim gibi aslında gerçek bir ihtiyaç yoktu çünkü ben seni çok farklı biçimlerdi seviyordum. Ve şimdi her şey daha net, artık sen bana hiçbir şey veremezsin ama seni seviyorum, bundan dolayı sen de benim başka birini sevme yolumun üstünde duruyorsun. Ama ben de senin orda durmanı istiyorum. Sen, ölüsün ve hayatta olan birçok şeyden çok daha iyisin. Biliyorum, benim aptal olduğumu, benim mutlu olmamı istediğini ve yolumda durmak istemediğini söyleyeceksin. İki yılın ardından bir sevgilim olmadığına (senin dışında sevgilim) şaşıracaksın, eminim. Ama bu konuda bir şey yapamazsın sevgilim, ben de yapamam. Bunu anlamıyorum. Birçok kızla tanıştım, çok tatlı kızlar ama yalnız kalmak istemedim. Ama iki üç buluşmadan sonra hepsi küle benzemeye başladı. Sen bana kalan tek şeysin, sen gerçeksin. Benim sevgili karım, sana gerçekten tapıyorum. Ben karımı seviyorum. Benim karım ölü. Rich.” Ve sonra sahip olduğumuz kalp ağrımızı dindirerek esprili bir dille ekliyor: “Bu arada, bunu sana yollayamadığım için kusura bakma. Senin yeni adresini bilmiyorum çünkü.”

Çeviren: Deniz Saldıran

(Maria Popova, Brain Pickings)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR