Pamuk
5 Eylül 2019 Öykü

Pamuk


Twitter'da Paylaş
0

Babaannem ile boyadığımız duvarın pütürleri parmağımın ucunda. Kireç kokusunu hatırladım. Dün gece ilk defa ayrı odalarda uyuduk. Pamuk biraz ayağımın yanına biraz pikemin üstüne karnıma yattı. Gece boyunca uyandık. Odasının kapısı kapalı tutuldu, girmedik. Akşam yemeğinden sonra fenalaşmış, sonra ölmüş.

Pamuk, mutfaktan odaya sonra tekrar mutfağa gitti. “Ayak altından çekil,” dedikleri bu evin asıl sahibi, kimi kimin evinden kovuyorlarsa. Koridorun dışında her oda dolu, nereye gideyim? Herkes bir şey yapıyor, herkes yapılacak şeyi biliyor. Ağlayanlara kızıyorum, size ne oluyor?

Kapı çaldı, benim açmam istendi. Kilolu yaşlı kadın beni görünce başını sağa sola sallayarak bana sarıldı, “Seni pek çok severdi kızım.” Arkasında uzun kollu, uzun boylu, benim yaşlarımda birisi var. Yemyeşil gözleri asık suratına çok yakışmış. Bu kadar yakışıklısını daha önce görmedim. Mutfağa doğru gitti, arkasından gittim. İştahla pilavını yiyor. Yiyecekmiş gibi aldığım pilavın tavuk parçalarını çatalımla didikledim. Babaannem ikimize yaptığı pilavlarda tavuğu bana didikletir. Çoğunu yerim. Şimdi canım istemiyor. Bana baktı, yemesini durdurdu.

“Burası çok sıkıcı değil mi?”

“Babaannem öldü.”

“Biliyorum.”

Pamuk yanımıza geldi. Uzun kollu, tüylerini okşadı kuyruğunu avucunun içinden geçirdi. Pamuk olduğu yere kıvrıldı. Ona şimdi ne olacak? Evden çıkmak istiyorum. Yüzmeye gitsek mi? Ona söylesem. Böyle bir günde yüzülür mü?

“Hadi yüzmeye gidelim.”

Keşke söylemeseydim, pişmanım.

“Olur, hadi.”

Eğildim Pamuk’u okşadım,

 “Geri döneceğim.”

Kimseye bir şey söylemeden hızlıca evden çıktık. Koşarak yolun karşısına geçtik. Benden hızlı koşuyor. Seslendim,

“Eve uğrayıp mayomu alacağım, bekler misin?”

“Tamam.”

Balkonda asılı kalmış çamaşırların içinden mayomu aldım içime giydim.

Deniz kenarına kadar durmadan koşmak istiyorum. Anlamış gibi yanımda koşuyor.

Nefes nefese kendimizi kumlara attık.   

“Pamuk’u düşünüyorum, ne yapacak ?”

Uzun kollu doğruldu, ben de doğruldum. Kumlarla oynuyorum.

“Sen baksana.”

“Bilmem ki.”

“Sen kedi baktın mı?”

“Hayır, ben köpekleri daha çok severim.”

“Köpeğin var mı?”

“Şimdilik yok, ben yüzeceğim.”

“Ben de.”

Üstümü çıkardım. Tişörtünü çıkardı. Omuzları geniş. Bana ismimi sordu, ona ismini sormadım. Uzun Kollu desem kime ne? Kızmaz herhalde. Denize doğru koştum. Babaannem küçüklüğümden beri ben yüzerken, “Aferin kızıma, dal bakalım göreyim,” der. Arkama bakmıyorum. Yarı belime kadar geldim. Deniz serin, üstü mavi yeşil. Yukarı doğru zıpladım, ellerim, başım, tüm vücudum suyun içine girdi. Pamuk’u dönüşte evime götüreceğim. Uzun Kollu çıkacağım yere doğru yüzüyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR