Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Ekim 2024

Kitap

Soseki’nin Düşleriyle Kurduğu Güvenli Liman

Kaan Egemen

Paylaş

0

0


Soseki’ye göre eskinin ağırbaşlı ve bilgece yaşamı, yeni dönemde yerini kofluğa bıraktığından, düşleri ve düşüncelerinin geçmişe doğru yürüdüğünü fark ediyor.

Japonya’nın 1800’lerdeki Batı’ya açılma hamlesinin ülkede yarattığı fırtınanın toplumda ve bireylerde yol açtığı ikilemleri metinlerinde işlerken kendisinin yaşadığı acıları da işin içine katan Natsume Soseki, masumiyeti ve sadeliği örseleyen her şeye karşı geleneklerine daha da bağlananları ve geçmişini reddedip karanlık kuyulara düşenleri anlatmayı âdeta görev bilmişti. 

Soseki, toplumda var olma veya çemberin dışında konumlanma ikilemini anlattığı metinlerinin yanı sıra rüyalarından hareketle kalem de oynatmıştı. On Gece Düşleri bu anlamda yazarın iç dünyasını okura açtığı, bir yanıyla da Gotik öykülerden oluşuyor.

Masalsı geçmişe özlem

Soseki, On Gece Düşleri’nde “Şöyle bir düş gördüm” diyerek başlıyor söze; imgelerle, sembollerle ve metaforlarla 1800’ler Japonyası’nda yol alırken bazen çocukluğuna uzanıyor, ölümün kıyısına geliyor ve yaşamın ortasına düşüyor; güneş doğup batarken kâh kendisinin kâh bir başkasının yansımasını görüyor.

on gece natsume sosekiSoseki, düşlerinde bekliyor; güneş yüzünü gösterirken veya dağların ardına saklanırken hep belli bir noktada duruyor: Bir tapınakta, ağacın altında, ışıl ışıl bir odada, balıkçıların yanında, toprak yolda, silüetlerin karşısında, yaşamına onurla son vermek üzere olan bir samuray kılığında… “Hiçlikten” kaçmaya uğraşmanın beyhude bir çaba olduğunu fakat ona tam anlamıyla ulaşamadığını fark ediyor.

Soseki, bazen de bir düş yaratıyor; orada kimi zaman bir çocuk kimi zaman işittiği sesin peşine takılan bir balıkçıl hâline geliyor. Ruhuna tebelleş olan huzursuzlukla baş etmeye çabalarken yürümeyi sürdürüyor.

Soseki, zihninin boşluklarında kaybolduğunu düşünüyor; geçmiş-şimdi-gelecek çizgisinde kırılmalar olurken bir aydınlanmayı, körlükten kurtulmayı, telaşının ve yağmurun uğultusunun bitmesini arzuluyor.

Soseki’nin düşleri, yaşadığı zaman ve geçmiş arasında bir köprü, daha doğrusu eskiye duyduğu özlemin bir yansıması ya da ifadesi olarak karşımıza çıkıyor. “Çok ama çok eski devirlerden birinde” diyerek anlatmaya başladığı düşünde olduğu gibi masalsı geçmişe duyduğu hasretin bir aktarımı bu. Batı’ya giden bir gemideyken Doğu’ya bakmasının nedeni de benzer bir özlem. “Keşke”lerinin ve korkularının sebebi de hemen hemen aynı.

Zihne hücum eden olasılıklar

Soseki’nin düşlerindeki mazi hasreti, Japonya’yı saran modernleşme arzusundan kaynaklanıyor. Yazar bunu, diğer kitaplarından farklı olarak biraz fantastik zeminde ve bireyselliğin ağır bastığı tonda; gerçekleri, düşlerin sularına çekerek anlatıyor. 

Soseki’ye göre eskinin ağırbaşlı ve bilgece yaşamı, yeni dönemde yerini kofluğa bıraktığından, düşleri ve düşüncelerinin geçmişe doğru yürüdüğünü fark ediyor. Dolayısıyla bugüne bakıp geçmişten izler aramanın faydasız olduğunu gören yazar, bir anlamda özlemlerine sığınıyor; burayı güvenli bir limana benzetiyor.

On gecelik düşlerin ardından “Tuhaf Bir Ses” öyküsüne geliyoruz. Diğerleri gibi vakti zamanında gazetelerde tefrika edilmiş bu hikâye, yazarın sağlık sorunlarından mustarip olduğu kısa ömrünün son demlerinin bir yansıması. 

Soseki, patolojik yaşamının zihninde yarattığı tahribatları öyküleştiriyor “Tuhaf Bir Ses”te. İşittiği ya da işittiğini sandığı seslerin peşine takılan anlatıcı, bir hastane koğuşundan ve koridorundan bakıyor dünyaya. Uykusuzluktan mustaripken “zihnine hücum eden olasılıklar”a teslim oluyor. Çevre odalarda yatan ve çoğu ölümü bekleyen hastaların sesleri ile anlatıcının zihnindeki ihtimaller birleşiyor. Bu ortamda hayatta kalışını “tuhaf” diye nitelerken gerçekler ve tahminler birbirine karışıyor.

Soseki, bu kısa öyküsünde hayatının son dönemecinde pek çok kez karşılaştığı hastane ortamını, yaşamının büyük bölümünü kaplayan kronik hastalıkların ve ölüm-yaşam ikileminin benliğinde yarattığı çalkantıları resmediyor.

Soseki’nin düşleri ve “Tuhaf Bir Ses”te yer verdiği yaşamından parçalar, görece daha az sorunlu, ruhsal örselenmişliğin çok olmadığı, naif ve huzurlu dönemlere bir özleme denk geliyor. Kısacası yazarın yaşadıklarını ve andıklarını bir araya getiriyor On Gece Düşleri.

Natsume Soseki, On Gece Düşleri, Çeviren: Zeynep Gençer Baloğlu, İthaki Yayınları, 72 s.    

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ütopya ve Distopya Edebiyatı kitaplarıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erhan Sunar

23 Aralık 2025

Şaka

Kundera’nın gittikçe dokunaklı bir hal alan bağlantılarla birbirine geçirdiği ilişkiler, sonrasında daha da durulacaktır…Kendisiyle özdeşleşmiş hale gelen tekniği bu ilk romanında uygularken, Milan Kundera bazen kararsız görünür: Denemeye yaslanan pasajlar hikâyeye soluk aldırırken, ilerleyen ya..

Devamı..

Sophie Hannah ile Hayatındaki Kitaplar..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024