Suna Dirikan • Sophia’nın Banyosu
30 Mayıs 2018 Öykü

Suna Dirikan • Sophia’nın Banyosu


Twitter'da Paylaş
0

  Babası Afrikalı olduğundan, derisi kahverengi, saçları kıvırcık, gözleri kapkara bir kız Sophia. (Bu hikâyeyi anlatırken kendi kokunu hatırla! Sizin birliğinizin bayrağı bu koku. Lotustan gelen.) Sophia’ya bakıcılık ettiğinde, yirmilerindeydin. Belki de o sana bakıcılık etti. Küveti ılık suyla doldurarak ona her akşam banyo yaptırdın. Küvette ılık suyu severdi. Hiç sektirmeden suları küvetin dışına sıçratırdı. Onu yarı şaka yarı ciddi azarlardın. Artık bildiğinden, her seferinde sordun. Sophia, çişin var mı? Her seferinde, küvetin çişli suyunun boşalmasını beklerken, hayattaki en uzun sürenin bu olduğunu sanıyordun. Yine de her seferinde Sophia’yı duru suyla yıkıyordun. Sophia küçük kız çocuğu. Yavaş yavaş büyüdü. Sense aşkı bekliyordun. Onu buluyor, ona bulanıyor, renkten renge giriyordun. Berraklaşıncaya kadar aşık oluyor, sonra yine aşkı arıyordun. Sen de büyüyordun. Sophia ile ikiniz. Kız kardeştiniz. O yedisinde sen yirmilerinde, sen farkında o henüz değil, aşkın duru su olduğunu öğreniyordunuz. Şimdi otuzlarını sürüyor. Caddelerde topuklarının sesini duyuyorsun. O da seninkileri duyuyor. Çünkü birbirinize mektuplar yazıyorsunuz: Aşk taşkınlıktır. Aşk taşkınlıktır. Aşk taşkınlıktır. Aşktaki taşkınlığın t harfini bazen eksiltip bazen ekleyerek, dünyanın her köşesindeki kız kardeşlerinizi arınma ve su sıçratma oyununa davet ediyorsunuz. Sonrasında. Bekliyorsunuz.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR