Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Eylül 2017

Öykü

Umut Belek Erşen • Bir Bankacının Fil Olarak Sistem Dışına Atılmasının Kısa Öyküsü

Oggito

Paylaş

18

0


Atılma yerine tükürülme de diyebiliriz. Sistem beni tükürdü matmazel. En son gittiğim iftar yemeğinde böyle olacağı çok belliydi. Çalıştığım şubenin bağlı olduğu bölge başkanlığı bir iftar yemeği düzenledi. Yemeğe gitmek güya isteğe bağlıydı ama herkes bunun isteğe bağlı olmadığını ve âdeta yoklama yapıldığını biliyordu. Yemek büyük bir oteldeydi. İçeri adımımı attığım anda file dönüştüm, hortumumu kaldırdım su püskürttüm. Yok yok burada Kafka’ya inceden bir selam falan göndermiyorum, gerçekten hangi grubun yanına yaklaşsam kendimi ancak bir filin hissedeceği kadar yabancı hissettim. Neden? Herşey sürreeldi ya da belki her şey normaldi ben fildim. Her zaman böyle toplantılarda otoriteye duyulan kızgınlık ya da kızgınlık olarak bile nitelendirilmeyen, insanın doğasında olan, onu insan olarak ayakta tutan, diri tutan ufak söylenmeleri, hoşnutsuzlukları dile getireceğiniz, paylaşacağınız insanlar olur. Dersiniz ki aman bu müdürler de veya aman bu başkan da işte şöyle böyle, karşılıklı konuşursun, iki atar tutarsın, rahatlarsın. Bu seni diğerleriyle aynı paydada birleştirir, otoriteye kaşı ufak bir direniştir, başkaları da var rahatlayışıdır. Bunu bile yapamazsa nasıl devam eder insan? Terasa sigara içmeye çıkmıştım. Etrafımda çeşitli şubelerden dört beş insan vardı. “Aman bu başkan nereden çıkardı bu iftar muhabbetini, zaten bütün gün bankadayız, bir de burada görüyoruz birbirimizi.” Yanımdaki kadının gözleri büyüdü, parmağını dudağına götürüp şşşt işareti yaptı: “Sakın ha sakın o her şeyi duyuyor.” Tövbe bismillah dedim, hristiyan olsam hemen orada istavroz çıkarırdım, haç çıkarır kızın burnunun dibine dayardım. İçine cin girmiş gibiydi. “O kim canım benim,” dedim. Bir yandan elimle sırtının yavaş yavaş sıvazladım, “brüss brüss”. “Başkan,” diye cevap verdi. Orada bulunan herkesin üzerine derin bir huşu çöktü. Başkan denince olması gereken budur çünkü. Kimseden tek bir ses çıkmadı. Ben de hepsine tek tek bakıp daha fazla bu huşuyu paylaşamayacağımdan koşarak oradan uzaklaştım. Bendeki bu zorla getirtildiğim toplantıya ve onun temsil ettiği sisteme isyanı paylaşma isteği bitmiyordu. Daha önce beraber çalıştığım, artık müdür olan ve bazen konuştuğumuz Alper’i gördüm. Sarılıp öpüştük. Ye yaptın ne ettin konuştuk, eski günlerden bahsettik. ”Ben de iki tek attım geldim,” diye espri –daha doğrusu zevzekliklik– yaptım. Alper bir önceki kızla aynı semptomları gösterdi. Gözler büyüdü, kaşlar endişeyle kırıştı, ”şşşşt” dedi ve huşu çöktü, ortamı sessizlik kapladı.Önceki tecrübelerimden biliyordum ki bu huşu yüklü sessizliğin üzerine hiçbir şey yapılamaz. Koşarak uzaklaştım. Acaba herkese gizli bir ilaç mı verilmişti de ben eksik kalmıştım? Gayet basitti aslında, herkes korkuyordu hem de çok korkuyordu. Korku tüm hücrelere, parmaklara, gözlere, bunu deliklerindeki kıllara kadar sinmişti. Korku insaniydi, korkmaktan doğal bir şey yoktu, bende korkuyordum ama benim anlamadığım korku tüm vücudu felç ederken, felç içinde hiç hareket edemezken sürekli şşşşttt ile nasıl nefes alır insan? “Yaşıyor arkadaşım işte,” dedim kendi kendime. ”Ne şaşırıp duruyorsun, topla koca fil burnunu yürü git.” Korku yön değiştirmişti, şekil değiştirmişti artık, eski korkulara benzemiyordu, pis kokulu bir şey olmuştu ve bedenlere tümden geçirilen bir dış deri olmuştu. Ben geçiremiyordum, benim korku fil burnumda kalakalıyordu. İftar yemeğinin sonunda önce bölge başkanı oynamaya başladı. Biraz önce ezan okuyan abi şimdi Ankaranın Bağlarını söylüyordu. Ardından tüm korku –vücutlu–şşştleyen abiler ablalar kalkıp şakır şakır oynadılar, döne döne oynadılar. Acaba dedim korkuyu tenleri yapmış, yüzleri yapmış, ona seslerini vermiş bu insanlar belki sandığım kadar zombi olmamışlardır, belki oynayarak rahatlıyorlardır. Bak onların da insan olarak varolma alanları var.Herkesin varoluşu aynı olacak değil ya dedim, rahatladım, oynamak da bir insanı eylem sonuçta dedim.Tam sevgi duymak üzereydim ki gerçeği gördüm. Bölge başkanı tam merkezde oynuyordu, herkes onun görüş alanına girmeye çalışıyor, göz göze gelmek için türlü taklalar atıyordu. Başkanın görmediği anlarda gülen yüzler eski haline dönüyor, kollar iniyordu. Fil burnum havaya kalktı, o anda bir eşeğe dönüştüm ve anıra anıra güldüm. Çok yüksek sesle anırmışım, tüm bakışlar ve kafalar bana döndü. Pazartesi ekranda bana gönderilen bir yazı gördüm, açtım: “Fillerin bankamızla çalışması kurallarımız gereğe mümkün olmadığından iş akdinizin feshine...” Filler nasıl gülüyor bilemedim, yine anırdım anırdım… (Eşekler anırarak gülüyor diye biliyorum.)
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kayıtsızlık Günlerinde Kendin OlmakFerruh Tunç
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

P. D. &. L. Moon

6 Ekim 2025

Mega Influencerların Yükselişi

Mega influencerlar halkın hayal gücüne yön verir. Ve gerçeklerden çok anlatıların önem kazandığı bir dünyada savaşlar hayal gücünde kazanılır, hayal gücünde kaybedilir.Epistemolojik bir krizin son safhalarındayız. Yapay zekâyla donanmış çağımızda hakikat fikri -ne olduğ..

Devamı..

Kapitalist Kişisel Dönüşümün Olmazsa O..

Fabien Trécourt

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024