Günaydın abla, bugün bana izin yazar mısın, diyerek odama girdi Ali Haydar. Neden izin istediğini sorduğumda aldığım yanıt yüzümü güldürdü. Meşhur olacakmışım, öyle deyip çağırdılar, hem Mahsun Kırmızıgül’den ne eksiğim var değil mi? dedi.
Ali Haydar şirketimizin temizlik işçisi. Park ve bahçelerin temizliğinden sorumlu. Süpürdüğü her parkın fotoğrafını paylaşıp altına Ali Haydar AŞ yazıyor. İzin günlerinde de çorap ve iç çamaşırı satıyor. Onları sergilemeyi de ihmal etmiyor. Renk renk desen desen ne ararsan var onda. Her gün paylaştığı fotoğraflarına bakıp, insan hiç mi üzülmez yahu diyorum.
İzin vermek istemiyorum. Onu kandırdıklarını düşünüyorum. Telefonuna gelen mesajı gösteriyor. Çarşıdaki lüks otelde seçmeler var. Öğlen burada olurum sen bir he de hemen geleceğim, deyince kıyamıyorum. Otele ulaştığında lobide çiçeklerin arasından gülümsediği fotoğrafını paylaşıyor. Ondan sonrası yok. Öğleden sonra gelmedi. Sonraki günlerde de odama hiç uğramadı. İki gün boyunca merakla telefonun başında bekliyorum. Ali Haydar AŞ sokakları da mı süpürmedi? Bakın buraları çiçek gibi yaptım, yazdığı fotoğraflarından eser yok. Bir şeyler ters gitmiş olmalı diye düşünüyorum.
İşçilerin vardiyalarını takip ettiğim bir gün Ali Haydar abinin de gecikenler arasında olduğunu görüyorum. Odama çağırıp gecikme nedenlerini soruyorum. Ali abi benimle göz teması kurmamaya gayret gösterip sadece, bir daha olmaz efendim, diyor. O gün ne oldu; ünlü olamadın mı, diye sormama fırsat bile vermeden odadan çıkıyor.
Sonrasında tekrar başlıyor mutlu anları. Kızım Elif’e sevdiği atom tostunu yaptım yaşasın baba A.Ş. Hanımım Derya bugün çok yorulmuş ama süper kahraman Ali Haydar A.Ş her şeyi halleder. Bu sabah sokaklar yine ışıl ışıl çünkü ben Ali Haydar… Yazan bir sürü başka fotoğraf paylaşıyor. Yaptığı her işe saygısı var. Herkesi canıyla seviyor. Hep gülümsüyor. Kendi şirketini ilan etmiş bir süper kahraman o.
Hayatını izleyenlerin olduğunu bilse kendini ünlü hisseder miydi acaba?






