Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Ocak 2022

Tiyatro

Zeynep Özyağcılar ile Tiyatro Oyunu "En Güzel Parçam" Üzerine Söyleşi

Miray Aydın

Paylaş

1

0


“Oyun bittiğinde birçok his kalsın istiyorum ama laf olarak değil, gerçekten herkesin kendine sahip çıkmasını istiyorum. Yeteneklerine, mutluluklarına sahip çıksınlar. Cesur olsunlar ve kendi önlerinden çekilsinler… Hele ki sevilmek için değişmesinler. Zaten bunu yapabildiğimizde yaşayabiliyoruz aşkı da. Kimsenin parçası olmadan, kimseyi parçamız yapmadan…”

Zeynep Özyağcılar’ın kaleme aldığı ve oynadığı, Kayhan Berkin’in yönettiği tiyatro oyunu izleyiciyle buluşmaya devam ediyor. Sıradanın ötesinde, insan ilişkilerine dair derinlikli bakış açısını yanına katarak, izleyiciye gelecekten sesleniyor: En Güzel Parçam

Miray Aydın: Öncelikle Tiyatro Martı’nın kuruluş hikâyesini sizden duymak isterim. Ardından sezona nasıl hazırlandığınızı, oyun programınızı belirlerken neleri önde tuttuğunuzu -özetle Tiyatro Martı’nın derdinden, tutkusundan- bahsedebilir misiniz?

Zeynep Özyağcılar: Tiyatro Martı 9 yıl önce kuruldu. Alfred Capus’un dediği gibi “Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun, Martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.” Biz de ortam nasıl olursa olsun asla vazgeçmeyen sanatçı dostlarımızla aile olmayı amaçladık. Sadece üretmeye değil sevdiklerimizle hayatı paylaşmaya da çalışıyoruz. Şimdiye kadar 5 prodüksiyon yaptık. Repertuarımızda hem klasik hem komedi hem dram var. Genellikle kadın gözüyle bakan oyunları seçmeye çalışıyoruz. Daha çok oyun çıkarmak yerine daha az ve büyük prodüksiyonlar sahneye koyduk bugüne kadar. İstedik ki seyircimiz sadece metin ve oyunculuk değil, dekorundan müziğine büyülü bir dünyada bulsun kendini. Hep bugüne bir şey söyleyen ve derdini net anlatan oyunlar seçmeye gayret ettik. Daha çok hayallerimiz var. Hepsini yapacağız inşallah.

MA: Şu an En Güzel Parçam adlı oyunla izleyiciyle buluşuyorsunuz. Oyunu henüz izlememiş olanlar için içeriğinden kısaca söz edebilir misiniz?

ZÖ: En Güzel Parçam oyunu, gelecekte geçiyor. Artık ilişkilerin robotlarla, yapay zekâlarla ve nadiren insanlarla yaşandığı bir dönem. İnsanlar bugünden daha da çok yalnızlaşmış. Ev aletleri konuşuyor, işler evden yapılabiliyor ama insanlar sarılamıyor, birbirlerini anlamıyor. Tabii dünya ne kadar değişmiş olsa da kadın dertleri pek değişmiyor. Destina’nın yapay zekâyla yaşadığı sıcacık bir aşk hikâyesini izliyoruz. Danslı, müzikli, seyircinin hem çok güldüğü hem de duygulandığı bir oyun En Güzel Parçam.

MA: Biraz da yazım sürecinize değinelim. Böylesi bir konuyu işlemenize sebep olan içsel motivasyonunuzu merak ediyorum.

ZÖ: Yazım süreci aslında 3 yıl öncesine dayanıyor. Tabi o zaman Covid, pandemi, bunlar yoktu. Yine de her şeyin hızlandığını ve hissizleşmeyi görüyordum. Kadına dair ve ilişkilere dair söylemek istediklerim vardı. Hem kadını hem erkeği eleştirebilen ve mizahını yapan bir yerden bakmak istedim. Ve anlatılmamış başka bir sevgi anlatmak istedim. Bunu anlatırken gelecekte de böyle olacağını ve insanın sevgi ihtiyacının arttığı, kapitalizmin daha da sertleştiği bir ortamda bu aşk hikâyesini anlatmanın daha etkili olacağını düşündüm. Kadınlara olan baskının ve yapıştırmaların gelecekte de olduğunu göstermek korkutucu ama bir yandan daha da uyandırıcı… Birçok kadın kardeşim beni yazmışsın diyor, bazıları sonunda bunu biri yazdı diyor. Çok mutlu oluyorum.

MA: Oyun gelecekte geçmesine rağmen konuştuğumuz konuların geçerliliğini yitirmediğini izliyoruz. Kadına yönelik dayatılan baskı, çeşitli söylemler,  toplum içerisindeki rolü sadece şekil değiştirmiş halde. Kaleme aldığınız gibi mi düşünmektesiniz: Bu sorunlar zamansız mı?

ZÖ: Kadın dediğimiz zaman, tarihte çeşit çeşit zulüm ve baskı görüyoruz. Şekil değişse de dozu değişse de yine var yine var. Aslında benim yazdığım dünyada kadınlar çok daha özgür. Erkeklerle hak ve adalet anlamında da eşitler fakat kadının anlaşılmama hali ve kadından beklenenler değişmemiş. Ben kadına dair sorunların böyle her dönemde yaşanmasını istemem tabii. Aslında yazmamın bir nedeni bu. Bugün böyle ve bu şekilde bakmaya devam edersek ileride de böyle olacak demek. Ve bazı zorunluluk gözüken şeyleri hatırlatmak. Mesela, bir kadının tam olması için anne mi olması gerekiyor, sorusu gibi… Bugün konuşalım gelecekte konuşulmasın inşallah. 

MA: Destina’nın yapay zekâya olan yaklaşımı ilk etapta mesafeli. Bu sebeple gerçeklik kavramı da sıkça sorgulanmış. Oyunda geçen bir diyaloğu size yöneltmek isterim: Gerçekle, gerçek olmayanı nasıl anlarız? Değişen dünyayla beraber artık “gerçek” nedir?

ZÖ: Her şeyin yapay olduğu, kolay olduğu ve çok mükemmel gözüktüğü bir dünyada kadın kahramanımız gerçeğe özlem duyuyor. Oyunda da söylendiği üzere gerçekte muhakkak kusur vardır. Destina süslü hallerden, büyük cümlelerden hazzetmiyor ve şüphe duyuyor. Zaten dekorumuzda da doğal olana özlem var. Destina negatif enerjiler gitsin diye evinde çime ayak basıyor, adaçayı yakıyor, doğal taşlara sarılıyor. Naif özlemleri olan bir kadın. Ve büyük aşkı yapay zekâ Oli’ye kadar robot ve yapay zekâlarla ilişki yaşamadığını anlıyoruz, gerçek değil diye… Sonra bir yapay zekâyla gerçek bir aşk yaşıyor. Aslında seyircinin de gerçeği sorgulamasını istiyoruz. Evet yapay zekâ gerçek değil ama tırnak içinde, gerçek olan birçok insanın yapamadığı şekilde kadını anlayıp kendini gerçekleştirmesini sağlıyor. Ve gerçek insanların yapamadığını yapıp kadına gerçek bir aşk yaşatıyor! Gerçek olan, bize doğru ve iyi gelen mi acaba? Sadece bizim algımız mı? Gerçek dediğimiz, sadece inandığımız ve iyi yönde değiştiğimiz belki… 

MA: Pandemiyle beraber çoğu birey spiritüel yaşamla tanışma ve ilgilenme fırsatı buldu. Destina da bu yolla kendini iyi hissetme çabasına girişiyor, diyebiliriz. Olumlama adı verilen cümlelere de yer vermişsiniz. Bu konudaki bakış açınızı merak ediyorum. Eleştiriniz nedir?

ZÖ: İçselleştirilmeden moda diye yapılan hiçbir şeyin bir faydası olduğunu düşünmüyorum. Ve bu şekilde yapıldığını görüyorum. Aksine iyi bilinmeden yapılan ritüellerin ve çılgınlar gibi mutlu olma çabasının insanı daha da mutsuzluğa götürdüğü kanısındayım. Oyunda bu durumu eleştiriyoruz biraz.

MA: Oyunda çokça dinamik var. Yalnızca gelecekte geçen bir kadının hikâyesi demek eksik kalır. İnsan ilişkileri, çocukluk döneminin geleceği şekillendirişi, çeşitli kaygılar vs. birçok dinamik bütünlüklü biçimde işlenmiş. Oyunu izleyen kendi arşivine göre çıkarım yapabilir, yorumlayabilir. Fakat metnin sahibi olarak; izleyicide kalmasını istediğiniz en temel his nedir? 

ZÖ: Aslında tüm eksiklikleri, tüm geçmiş travmaları, özlemleriyle bir insan var sahnede. Hepimiz gibi… Önce biraz daha sabır ve hoşgörü olunca her şeyin nasıl büyülü olduğunu göstermek istedim. Oyun bittiğinde birçok his kalsın istiyorum ama laf olarak değil, gerçekten herkesin kendine sahip çıkmasını istiyorum. Yeteneklerine, mutluluklarına sahip çıksınlar. Cesur olsunlar ve kendi önlerinden çekilsinler…Hele ki sevilmek için değişmesinler. Zaten bunu yapabildiğimizde yaşayabiliyoruz aşkı da. Kimsenin parçası olmadan, kimseyi parçamız yapmadan…

MA: Kâğıda aktardığınız metni zihninizde canlandırdığınız gibi sahneleyebildiniz mi? Aklınızdakine ne denli yaklaşabildiniz?

ZÖ: Ben hayran olduğum bir ekiple çalıştım. Benim yazarken hayal ettiklerimle onların hayalleri birleşti. Biz beraber hayal kurduk. Hepimizin en güzel parçası oldu. Çıkan işten çok memnunum.

MA: Tiyatro Martı’nın gelecek projelerinden bahsedebilir misiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?

ZÖ: Yeni bir oyun yazdığımın haberini verebilirim. Daha önce girilmemiş bir konu ve beni çok heyecanlandırıyor. Çocuklar için bir projemiz var. Ne zamandır yapmak istiyoruz. Onun haricinde iki tane daha zamanını beklediğimiz oyunumuz var.

MA:. Sohbetiniz için çok teşekkür ederim. Son olarak belirlenen oyun tarihleri ve mekân bilgilerini öğrenmek isterim.

ZÖ: Ben teşekkür ederim. 11 Şubat 20:30 Zorlu PSM / 18 Şubat 20:30 Fişekhane

 

 

           

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Her Nesne Bir Sanat Eserine Dönüşebili..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024