Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Temmuz 2022

Öykü

24 Numaralı Koltuk

Arda Talha Çamoğlu

Paylaş

0

0


Saat 11.38, yola koyulmuştum. Cam kenarında oturuyordum. Yolculukta en keyif aldığım şeydi etrafı seyretmek. Bir yandan güneş gözümü alıyordu ama buna değerdi. Bugün eve doğru yola çıkmıştım. Otobüsün 24 numaralı koltuğunda oturuyordum. Güne güzel başladım, güzel bir yolculuk olacağını da umuyorum.

Her ne kadar emin olsam da tekrar kontrol etmekte fayda vardı. Valizim bagajda, çantam ayak ucumda, şapkam kafamda, telefonum cebimde... Her şey tamamdı sanırım. Yine de tedirgindim, unuttuğum bir şey olmasını istemezdim. Yolculuklarda daima cam kenarında otururdum. Yol boyu etrafı seyrederim genelde. Bana huzur veriyor, yolculuk daha güzel geçiyordu. Zaman geçtikçe sıkılmaya başlamıştım. Yapacak çok şey yoktu. Farklı bir şeyler görme umuduyla biraz daha dışarıyı seyretmeye karar verdim. Ama yine ağaçlar, kuşlar, arabalar ve uzun bir yoldan başka bir şey göremedim. Biraz uyumayı denedim ama uyku tutmuyordu hiç. Saatime baktım, 12.55 olmuştu. Zaman sadece insan sevdiği bir şeyi yapıyorken hızla akıyordu sanki. Gözüm bir an yanımda oturan kırmızı elbiseli ve elbisesiyle uyumlu, beyaz bir şapka takan kadına ilişti. Yol boyunca hiç dikkat etmemiştim ona. O da bana dikkat etmemişti sanırım. Parmağında bir yüzük vardı. Yüzündeki heyecanlı ifade dikkatimi çekti. Anlaşılan bu yolculuk onun için mutlu bitecekti. Bir süre onu süzdükten sonra bundan da sıkılmaya başlamıştım. Tam o sırada muavin geldi, ikramda bulundu. Yolculuğun en sevdiğim kısmıydı bu. Bir şeyler atıştırdım, sıkılmam biraz olsun geçmişti en azından. Bir an yanımdaki kadınla göz göze geldik, gülümsedi. Ne tepki vereceğim diye düşünürken gözlerini çoktan başka yöne çevirmişti. Arkama yaslandım ve gözlerimi kapadım. Kendimi çok tuhaf hissettim o an, acaba ne düşünüyor benim hakkımda? Neden gülümsedi bana bakarak? Bu düşünceler içinde zorlu bir yolculuk olacak gibiydi benim için. Çünkü insanlarla iletişimi kuvvetli olan birisi değildim ve böyle anlar benim için garip olurdu hep. Gözümü açtım, yine aynı yerdeydim. Yolun bitmesine hala vardı. Kadın ise kitap okuyordu. En azından dikkati başka yöndeydi. Kafamı cama yasladım, tekrar dışarıyı seyre daldım. Yollar yine aynıydı; arabalar, kuşlar, ağaçlar... Uzun bir süre dışarıyı seyre dalıp, olanları unutmaya çalıştım. Kolumun dürtülmesiyle bir an irkildim. Yüzümü diğer yöne çevirmek istemiyordum. Ya yine o kadınsa ya bana bir şey sorarsa. Birçok olasılık dolanıyordu aklımda. Yüzümü çevirmemle birlikte muavinle göz göze geldim. Su isteyip istemediğimi sordu. İçim çok rahatlamıştı. Kadınla bir kez daha göz göze gelmeyi hiç mi hiç istemiyordum. Ama yol boyunca birlikte olduğumuz için bu pek mümkün olmayacak gibiydi. Muavin tekrardan sorunca kendime geldim. “Bir şişe su iyi olur,” dedim. Bu cevabı çok uzun süredir bekliyormuş gibi, “Tabii hanımefendi,” deyip suyu getirdi. Saat 14.26 olmuştu. Gün ışığı artık gözümü almıyordu. Yüzümü cama döndüm ve daha derin bir şekilde etrafı seyre daldım. Ağaçlar görünürde yoktu artık. Binalar ve uzun bir yol vardı yine. Trafik daha yoğundu. Tekrar içeriye döndüğümde küçük bir çocukla göz göze geldim. Büyük, masmavi gözleriyle bana bakıyordu. Yüzüme tatlı bir gülücük kondurdu, sanırım bu zararsızdı. Hafifçe gülümseyip kendime geriye attım. Karnım biraz acıkmıştı, molaya daha vardı. Yavaşça çantamı aldım, atıştırmalık bir şeyler aradım. Aramam boşa çıkmadı, bir paket bisküvi vardı. Molaya kadar beni idare ederdi. Paketi açtığım sırada gözüm bir an yana kaydı. Kadınla göz göze gelmekten çok korkmuyordum artık. Hatta sohbet bile edebilirdim. Bir an özgüvenim yerine gelmişti. Acaba ona ikram etse miydim?  Kendimle yaşadığım münakaşadan sonra kararımı vermiştim. Kadına döndüm, paketi uzatarak isteyip istemediğini sordum. Yüzünü bana çevirdi, bu bakışlar yine ürkütmüştü beni. Sonra –benim için dakikalar süren bir süre sonra– bir tane alıp teşekkür etti. Üstümden bir yük kalkmış gibiydi. Hafifçe titreyen elimle paketten bir bisküvi de ben alıp yedim... Saatime baktım, 15.12’ydi. Anons yapılmıştı, birazdan dinlenme tesisinde olurduk. Yavaşça toparlanmaya başlamıştım. Her şeyi birkaç kez kontrol ettim, atladığım bir şey yoktu sanırım. Bir süre sonra araç tesise girdi. Sonunda yere basacak, temiz havayı içime çekecektim. Araç durdu, kapılar açıldı. Kısa bir süre özgürdüm artık. Planımı da önceden yapmıştım. Biraz hava alır ve yürürdüm, sıcak bir çay içer -yanında da simit çok iyi olurdu- sonra da araca dönerdim. Çantamı aldım, indim. Hava çok güzeldi. Etrafı seyre daldım, rahatladım. Kafeler, marketler vardı. Önce kendime güzel, sakin bir yer buldum. Şimdiyse çay ve simit almak için sıraya girdim. Sırada hemen önümde yanımdaki kadın duruyordu.  Onu bu sırada göreceğimi düşünmemiştim. Yavaş yavaş ilerliyordu sıra. Göz göze gelmeden siparişimi verip gitmek istiyordum. Siparişimi vereceğim sırada kadın benden önce davrandı. Simidini aldı, gitti. Ben de siparişimi verecekken taze simit için biraz beklemem gerektiğini söyledi. Beklemek için vaktim yoktu, sadece çay alıp ağır adımlarla sıradan çıktım. Kadın benim için aşılamaz bir durum haline gelmişti. Hele ki özenle seçtiğim yere oturduğunu gördükten sonra. İçimde fırtınalar kopuyordu. Başka bir yer buldum, oturdum. Tüm planımı bozmuş, hatta o sefasını sürüyordu. Aracın kalkacağına dair anons yapılmıştı. Kadından önce kalktım, hemen araca bindim. Aklıma düşen bazı sinsi fikirlere karşı koyamadım, etrafı kolaçan edip koltukta bıraktığı çantasını karıştırmaya başladım. Bunu neden yaptığımı bilmiyordum ama ondan hıncımı almak istiyordum. Çantada pek bir şey bulamadım. O anda yüzündeki gülümsemesiyle geliyordu kadın. “Yüzüğü” dedim içimden. Onu alacaktım... Saatime baktım, 16.40 olmuştu. Dışarıyı seyre dalmıştım yine. Arada bir kadını nefret dolu bakışlarla süzüyor, göz göze gelmekten de korkmuyordum. Uyumasını bekliyordum, o sırada hissettirmeden yüzüğünü alacaktım. İkram anonsundan sonra muavin geldi fakat bir şey istemedim. İstediğim tek şey o yüzüktü. Kadın ise kahve almıştı sadece. Ortam bir an çok sessizleşti. Kadının kahvesini yudumlarken ki sesini duyabiliyordum. Muavin koridorda dolanıyor, arkadan da ağlayan bir bebeğin sesi geliyordu. Ama ben sadece dumanı tüten kahvesini yavaş yavaş yudumlayışını dinliyordum. Bir an aklıma çantamdaki uyku ilacım geldi. Kadının kahvesi bitmeden biraz katabilirsem yüzüğü daha rahat alabilirdim.  Ona okuduğu kitapla ilgili bir şey sormaya karar verdim, böylece bir süreliğine dikkatini dağıtabilir, ilacı kahvesine katabilirdim. Onunla konuşacaktım ama bir yandan içim de ürpermiyor değildi. Ama intikam alma düşüncesi aklıma geldikçe bu korku yanında hiçti. Sonunda göz göze geldik ve bu fırsatı kullanıp sordum. Çantasına elini atıp kitabı aradı ama bulamadı. Sonunda eğildi, biraz daha kurcaladı. Bu anı fırsat bilip, ilacı hemen kahvesine kattım. Bu sırada hala kitabını arıyordu, ben de olduğunu bilmiyordu tabi. Çantasını kurcalarken kitabını almıştım. Kitabı yavaşça koltuğun arasına sıkıştırdım ve ona kitabını bulduğumu söyledim. Bir yandan kahvesini yudumluyor diğer yandan kitaptan bahsediyordu. Ama anlattıkları umurumda değildi, sadece kahvesini yudumlayışını zevkle seyrediyordum. Bir süre sonra anlatmayı bıraktı, üstüne yorgunluk çöktüğünü söyleyip uykuya daldı.

Saat 19.50’ydi. Yüzüğü çoktan almıştım. Kadın ise hala uyuyordu. Benim ineceğim yere yaklaşmıştı araç. Yavaşça toparlanmaya başladım. Bir yandan da gururla elimdeki yüzüğe bakıyordum. İstediğimi almıştım sonunda. Aracın durmasıyla birlikte ayağa kalktım, kadının yanından yavaşça geçtim. Kapıya doğru yürürken son bir kez kadına baktım. Uyanmıştı, göz göze geldik. Tebessüm ettim, araçtan indim. Valizlerimi aldım ve araç gidene kadar orada bekledim. Giderken araçtakilere teker teker bakıyordum. Artık sorun değildi benim için. Elimdeki yüzüğe her baktığımda yüzleşiyordum herkesle. Akşamın serin rüzgârı yüzüme çarpıyordu o an. Yolculuk bitmişti artık.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Adornocu ve Marksist Bir Bakış Açısıyl..İlkcan Demir
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Özlem Önen

12 Mart 2025

Köklenmenin Adaletsizliği ile Yüzleşmek

Sevdiğimiz ve hep yanlarında olmak isteyeceğimiz dostlarımız, acısını birlikte yaşayacağımız evlatlarımız, çalınan geleceğimizdir, kökler.Balkona çıktı, ılık İzmir meltemi esiyordu, balkon kenarındaki saksılarda –şaşırtıcıydı orada çiçeklerin olması, çünkü şimd..

Devamı..

Gene Hackman: Sinemanın Mükemmel Sırad..

B. T. Yılmaz

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024