Batuhan Sarıcan • 12.07 Vakası
5 Haziran 2018 Öykü

Batuhan Sarıcan • 12.07 Vakası


Twitter'da Paylaş
0

Bir gün saat tam 12.07'de herkesin çişi geldi. İlk gün kimse ne olduğunu anlayamadı. Tesadüf sanıldı. Ancak ikinci gün de aynı şey yaşanıp insanlar durumu birbirine anlatınca işin rengi değişmeye başladı. Gün boyu kimsenin çişi gelmezken ne demeye herkesinki bir anda geliyordu ki? Buna kimse bir anlam veremiyordu. Televizyon programları, çiş meselesinden uzaylıların gönderdiği kozmik sinyalleri sorumlu tutuyordu. Gazete manşetlerindeyse büyük puntolarla devlet üstü organizasyonların isimleri yazıyordu. Ancak kimsenin bir şeyi kanıtlayabildiği de yoktu. Çünkü ne uzay ajansları bir sinyal kaydedebiliyor ne de bu olaydan sadece belli bir halk kitlesi etkileniyordu. Devlet erkânından tutun da sokaktaki evsizlere kadar herkesin mesanesi tam 12.07'de harekete geçiyordu. Kriz, kendi düzenini oluşturmaya başlamıştı. Kimi, otoparkları çiş istasyonlarına çevirip en fazla parayı verene düdüğü çaldırıyor, kimisiyse tam bu saatte can havliyle evine koşturuyordu. Çünkü işyerlerinde işemek namümkündü. Mesanelerdeki o huzursuzluk, patron ya da amir tanımıyor, karşılığı olmayan, "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" sorularıyla yankılanan ofisler, büyük kavgaların ringi oluyordu. Her şey işemek içindi, başka büyük yoktu. Evlerine gitmeye çalışanları da Tanrı kurtarsındı. Tam o saatlerde trafik sıkışıyor, evine yetişemeyenler altlarındaki yetişkin bezine güvenerek bırakıveriyor, evine güç bela girenlerse yüzlerindeki o aptal gevşeme ifadesiyle hedef gözetmeksizin işeyerek fayansları yıkıyordu. Sarı sıcak sulamanın sona erip mesanenin son damlasına kadar boşaldığı o anda, günün en büyük problemi de ertesi gün aynı saate kadar çözülmüş oluyordu. Pratik çözüm bulanlar da yok değildi. Bazıları geniş bir kavanozu, bazılarıysa boş bir pet şişeyi yanında taşıyarak işini olduğu yerde hallediveriyordu. Oraya buraya işleyenlerin sayısı da az değildi. İşte sırf bu yüzden, çiş patlamasının çok değil, on ikinci gününde 'cinsel organın uluorta gözükmesi' bir gecede çıkarılan bir kararnameyle mecburen yasallaşmış, açıklamayı ise gömleği terden sırılsıklam olan İçişleri Bakanı, sabah saat tam 7’de yapmıştı. Ne şanslıydı ki ıslak olan sadece gömleğiydi. Hükümetin en ağır muhalifleri bile bu kararı sevinçle karşılamıştı. Aslında çözüme kavuşan pek bir şey yoktu. Asıl sorunuysa kadınlar yaşıyordu. Süreç onlar için daha yıpratıcı olmuş, yaşadıkları onca kadınsal problem yetmezmiş gibi bir de bununla uğraşır olmuşlardı. Gel zaman git zaman, psikologların bekleme salonları saat 12.07 haricinde iğne atsan yere düşmeyecek bir hale gelmişti. Yaşanan kaos gitgide büyüyordu. Yurt dışında da üç aşağı beş yukarı benzer şeylerle karşılaşılıyor, Tokyo'dan New York'a kadar her yerde, kendi yerel saatlerine göre tam 12.07'de benzer huzursuzluklar yaşanıyordu. İnsanlar silahlanmıştı. Değişen sadece şiddet araçlarıydı. Sözgelimi Tokyo sokakları çeşitli samuray kılıçlarıyla, New York sokaklarıysa eyalette silah satışının yasal olması sebebiyle çeşitli makineli silahlarla dolup taşıyordu. Küçücük çocuklar yere serdikleri silahları, limonata satar gibi satıyordu. Kargaşanın tüm dünyayı sarması ve insan nüfusunun, gitgide azalmaya başlaması üzerine çiş furyasını yaratan adam, bu tantanaya son noktayı koyma kararı aldı. Bu adamın ortaya çıkmasıyla birlikte her şey gün yüzüne çıkacaktı. Söz konusu çiş meselesi, ofisinde sıkılmış halde oturup dolu mesanesini ondan önce ardı ardına tuvalete giren dört kişi yüzünden bir türlü boşaltamayan bir herifçioğlunun kafasının içinde dallandırıp budaklandırdığı bir hikâyeden başka bir şey değildi. Açıklamanın ardından koyduğu son noktaysa hikâyedeki tüm çılgınlıkların Azrail’i olmuştu.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR