Jane Freilicher her iki resminde de bir pencereden (aslında optik bir bakış açısı) doğayı yansıtmıştır. Masadaki çiçekler ile doğanın birlikteliğini vurgulamıştır. İki resim de şiirsel bir ifade içermektedir. İnsana huzur veren, dinginliği çağrıştıran bir tema söz konusudur.
Jane Freilicher (1924-2104) Amerika, New York’ta doğdu. Eğitimli bir aile büyüdü. Küçüklüğünden itibaren resim yapmayı seviyordu.
Uzun sanat yaşamında önce soyut ekspresyonist ağırlık resimler yaptı. Daha sonra -biraz da- Pierre Bonnard’ın etkisiyle yarı lirik türü resimlere yoğunlaştı ve bu konuda kendini geliştirdi. Bazı sanat tarihçilerine göre, resimlerine konu ettiği masa üstünde vazoları, çiçekleri göz alıcı renklerle boyamış ama fondaki ışık için long Island, yemyeşil tarlalarda Mecox Körfezi’ni anımsattığını söylemiştir. Sanatçı natürmort resimlerinde kendi yaşadığı ve beğendiği kentlerin varoşlarını da konu etmiştir.
Jane Freilicher yaşamı boyunca doğal olanı resimlerine konu etmiştir. Doğanın kendine özgü renkleri, yapısı ve dokusu üzerine estetiksel resimler yapmıştır. Onu bu kadar ünlü yapan ise, sadece kullandığı canlı renkler değildir. Kapalı alan ile açık alanı tek bir konuma indirgemesi ve her ikisinden tek bir bakış açısı yaratmasıdır. Resme bakanın önceliği yüzeye yakın olan natürmort tekniğini çağrıştıran çiçekler ve vazolar olsa bile, arka plandaki açık alanın yarattığı geniş araziler her iki konuyu birleştirmektedir. Kapalı alan ile açık alan birleşimi tek bir tema etrafından örülmektedir, bu anlamda resme bakanın optik bir açısı söz konusudur. Bakışın bir pencerenin önü ve arkası olmak üzere ikili bir görünümü birleştirdiğini söyleyebiliriz. Göz yanılgısı yaratmadan sadece optik bir düzenlemeyi dengeli bir yapıya dönüştürmüştür. Sanatçı iki doğal görüntüyü tek bir görüntüyle yansıtmıştır. Masadan ve çiçeklerden arkaya doğru yayılan geniş bir açılım izleyeni de içine doğru çekmektedir.
Sanatçının öncelikle “Vazolu Kompozisyon” adlı resmini inceleyelim. Sanatçı bu resminde derinlemesine yayılan bir perspektif ile açısal bir dinginlik yaratmıştır. Figürün yer almadığı resimde, doğallığın görüntüsü masa üzerinden geniş bir açıyla kendini göstermektedir.

Jane Freilicher - Vazolu Kompozisyon
Resimde açık kahverengi tonlarda ahşap bir masa vardır. Masanın yüzeyi düzgün, temiz ve rengi göz alıcıdır. Dışarıdan yansıyan ışık huzmeleri masanın üzerindeki vazoların arkasından yansımaktadır. Işık o denli kuvvetli gelmektedir ki, vazolar ve çiçekler kendi renklerinin tüm ayrıntılarını yansıtmaktadır. Son derece canlı ve insan ruhuna dinginlik veren bir görüntü vardır. Bu arada küçük bir ayrıntıyı da imleyelim.
Vazodaki çiçeklerin hepsi resme bakana dönüktür. Bu özel durum sanatçının görüntüyü resme bakana yönelik bir yansıtma isteğinden kaynaklanmıştır. Çiçekler sağa sola ve pencereye doğru dönük çizilselerdi, resme bakan aynı estetik duygusuna sahip olamayacaktır. Bahar ve yaz çiçeklerinin -bazılarının- iri ve renkli yaprakları resme bakan üzerinde duygular yoğun bir atmosfer oluşturmaktadır. Nesne-nesne, doğa-nesne birliktelikleri sayesinde, aradan çekilen tüm figürler (insanlar, hayvanlar) derin ama huzurlu bir boşluk oluşturmuştur. Çiçeklerin renkleri sarı, kırmızı, mavi, kahverengi, mor ve turuncunun tonlarından oluşmuştur. Bu denli çarpıcı bir görüntü sayesinde kapalıdan açığa doğru yönelen bir bakış vardır. Masa ve çiçekler/vazolar resmin büyük bir bölümünü kaplamaktadır. Bunların yüzeye yakın çizilmeleri ise, fondaki açık alan üzerinde derin bir etki yaratmaktadır. Ahşap masada beş tane cam vazo vardır. Her birinde canlı renkleriyle çiçekler bulunmaktadır. Vazolar da bu canlılıktan nasibini almıştır. Sözgelimi, beyaz, mavi ve kahverengi renklerle boyanmıştır. Masada bir de mavi-beyaz renkli bir kâse vardır. Görüldüğü kadarıyla kâse boştur. Masanın üzerinde dört tane zeytin ya da başka bir şey olabilir, bir de iki tane meyve (kayısı ya da şeftali…) çizilmiştir. Tam ortadaki iri bir vazonun altında ise düzgün katlanmış beyaz bir örtü vardır. Ressam kadın olduğundan ya da titiz bir kişiliği olduğundan dolayı masanın üzeri derli topludur ve bir dağınıklık yoktur.
Resmin sol kenarında açık sarı renkli bir perde bulunmaktadır. Sanki ev sahibi arkadaki alanı daha rahat gösterebilmek için perdeyi sonuna kadar kenara çekmiştir. Böylelikle odanın içi hem ışıkla dolmuştur hem de karşıdaki manzara alabildiğine ortadadır. Resimde ışığın kuvvetle yansıması sayesinde sadece renkler değil, kapalı alan ve açık alan tek bir görüntü yaratmaktadır.
Pencerenin beyaz renkli olmasıyla renk dağılımı izleyeni etkilemektedir. Bilindiği üzere bir prizmaya yansıyan bir ışık yedi ayrı renge ayrılmaktadır. Güneş ışığı bir prizmadan geçirildiğinde farklı renklere ayrılır. Bu renkler sırasıyla şöyledir: Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mordur. Bu renk skalası ışıkların dalga boylarıyla doğrudan ilgilidir. Kırmızı ışık en büyük dalga boyuna sahip olurken, mor ışık ise en küçük dalga boyuna sahiptir. Fizik biliminde ışığın uzaklaşmasıyla kırmızıya kaydığı, yakınlaştıkça ise mora dönüştüğü bilinmektedir. Resimde bu renk skalası görülmektedir. Sanatçı beyaz renkli pencereyi bilerek yapmış olmalıdır. Böylelikle masadaki çiçeklerin hatta vazoların renkleri gelen ışıkla kendi tonlarına ayrılmaktadır. Çiçeklerinin renklerinin birbirleriyle olan uyumu dikkat çekicidir. Renklerin uyumunda belirgin bir denge vardır.
“Sanatçıların eserlerini oluştururken birebir ilişki kurarak senteze ulaşabildiği nesne; toplumsal yapıyı, doğayı, insanları, soyut kavramları, kısaca her şeyi yansıtan önemli bir anlatım aracıdır. … Nesne, bilinen ve alışılanın dışında düşselliği de yansıtmakta ve böylece sanatçıya da izleyiciye de farklı dünyaların kapılarını açmaktadır. Sanatçı, nesneyle ilişki kurarak kendini, doğayı, dünyayı daha iyi tanımaya başlamaktadır. … Nesne, toplumu, doğayı, insanları, soyut kavramları içermesi ve sanatçının kendi amaçları doğrultusunda şekillendirmesi ile her zaman yeni anlamlar kazanmaya devam edecektir.” (Resim Sanatında Nesne/Yrd. Doç. Dr. Selda Man/Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü/Akdeniz Sanat Dergisi/ 2014, Cilt 7, sayı 13)
Pencereden görülen açık alan ise tamamen doğal bir görüntü vermektedir. Doğal alanın sarı ve yeşil renkleri ve bunların tonları sayesinde toprağın kendine özgü güzelliği ortaya çıkmıştır. Sanatçının dengeli bir görünüm yaratmak amacıyla çizdiği doğada irili ufaklı ağaçlar ve bitkiler de bulunmaktadır. Biraz daha uzakta ise bir yerleşim birimi görülmektedir. Burası belli ki kent dışında bir alandır ve gürültüden uzaktır. Resim böyle bir dinginliği betimliyor…
Pencerenin dışında sağda ve solda bitkiler vardır. Sanatçı doğayı resmin her alanında yansıtmıştır. Sanki bir sinema filmi izler gibi oluruz. Pencere beyaz perdedir ve buraya yansıyan renkler, çiçekler, bitkiler ise görüntüyü oluşturmaktadır. Resimdeki beyaz pencere ile içekler simetrik bir görüntü vardır. Bunu sadece masanın eğri çizilmesi bozmaktadır. Sanatçı büyük olasılıkla masanın eğriliği ile doğal görünümün dışında bir etki yaratmıştır. Pencerenin yukarıdan aşağıya doğru uzanan büyüklüğü belirgindir. Bu denli bir büyüklük çok da doğal olmasa bile dışarıdaki görüntü ile masa ve çiçekleri doğrudan yansıtmaktadır.
Gökyüzü açıktır ve bulutlar görülmektedir. Gökyüzünün açık mavi tonu karşıdaki alana bir baskı yapmaz. Bunun aksine neredeyse panoramik görüntüyü dikey olarak görmemizi de sağlar.

Jane Freilicher - Huzur
Jane Freilicher’in diğer resmi de (Huzur) ilk resim gibi izleyene bir huzur duygusu vermektedir. Resme bakan sanki elini uzattığında çiçeklere değecekmiş duygusuna kapılır. Bu resimde de solda önceki perdenin rengine yakın bir tonda iyice kenara çekilmiş bir perde vardır. Ayrıca büyük bir boy bir pencere çizilmiştir. Bir sinema perdesinin açılışını anımsatır… Sanatçı bu görselliği özellikle yansıtıyor. Pencere önünde bu defa orta boy bir masa ya da bir fiskos türü eşya vardır. Bunun üzerinde yerlere kadar sarkan temiz görünümlü beyaz bir örtü ile kaplanmıştır. Üstte büyük boy bir saksı içinde çeşitli renklerde çiçekler vardır. Resmin sol alt köşesinde ressamın bir başka resmi durmaktadır. Kenarları ahşap çerçeveli bu resimde pencere yoktur. Resim doğrudan bir manzarayı yansıtmaktadır. Sanatçının iki resmini de dolaylı yoldan bunu anımsatmaktadır.
“Resimde yüzey organizasyonunu oluşturan öğeler belirli ilişki ve etmenlere göre açığa çıkarılır. Bunlar 'kompozisyonu' oluşturan elemanlardır. Yüzyıllardan beri her kompozisyon, her şeyden önce işlem gören yüzeyin, özgün ve çalıntı olan tipik organizasyonunca terimsel olarak kendini ifade eden bir seçişin neticesidir. Resim sanatında plastik değeri oluşturan elemanlar kendi aralarında 'yapısal bağlantılar' kurarlar. Bütünlük ister sürekli, ister eş-zamanlı olsun, geometrik orantı onun biçimsel olgunluğunu gösterir. Sanattaki güzellik ve uyumun kaynağı olarak da bunlar gösterilmiştir.” (Kompozisyon Çalışması/Türkan İren Akarsu/Bilim Armonisi/2020, Cilt 3, Sayı 1)
Resmin sağ alt köşesinde ise beyaz renkli küçük boy bir oturağın üzerinde yine beyaz renkli bir örtü bulunmaktadır. Sarı-kahverengi renklere sahip olan küçük bir köpek uyuklamaktadır. Köpeğin uyuklaması ise resmin dinginliğiyle uyuşmaktadır. Zemin mavinin tonlarıyla boyanmıştır. Pencereden giren ışık huzmesi çiçekli masanın ardında küçük bir gölge yapmıştır.
Pencerenin dışında yine geniş bir alan görülmektedir. Bu alanda, bitkiler ve ağaçlar vardır. Ayrıca ilk resimde olmayan küçük bir su birikintisi de çizilmiştir. Dışarıdaki doğallığın yakınında bir yerleşim birimi yoktur. Bu resim doğrudan bir manzarayı yansıtmaktadır. Gökyüzü tamamen açıktır ve bulutlar yoktur. Her iki resim de büyük boydur. Dışarıdaki bitkilerin ve ağaçların görüntüsüne göre sağ taraftan bir rüzgâr esmektedir. Bunu da yaprakların ve dalların sola doğru eğilmelerinden anlıyoruz.
Jane Freilicher her iki resminde de bir pencereden (aslında optik bir bakış açısı) doğayı yansıtmıştır. Masadaki çiçekler ile doğanın birlikteliğini vurgulamıştır. İki resim de şiirsel bir ifade içermektedir. İnsana huzur veren, dinginliği çağrıştıran bir tema söz konusudur. Sanatçı incelemeye aldığımız bu iki resimde de natürmort ağırlıklı bir kompozisyon yaratmıştır. Işığın kuvvetli olması nedeniyle, doğa-gerçeklik teması öne çıkmaktadır. Her şey açık ve ortadadır. Görünenin ardında gizli kalan ise duyguları tetikleyen sezdirmelerdir. Sanatçının bunu başardığını söyleyebiliriz.






