Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Haziran 2020

Edebiyat

Bitmek Bilmez Döngülerle Çıldırmaya Doğru...

Serkan Parlak

Paylaş

2

0


"Gamze Güller, tekinsizliğine rağmen karanlığın karşı konulmaz cazibesini, sade ve etkileyici bir üslupla anlatıyor.”

Gamze Güller’in yeni öykü kitabı Durmuş Saatler Dükkânı geçtiğimiz ay İletişim Yayınları etiketiyle okurla buluştu. On dört öykünün yer aldığı kitabın temaları için arka kapakta, “Durmuş Saatler Dükkânı, zaman mefhumuyla meselesi olan, bitmek bilmeyen döngülerden şikâyetçi, üzerine sis çökmüş büyülü öykülerden oluşuyor. Gamze Güller, tekinsizliğine rağmen karanlığın karşı konulmaz cazibesini, sade ve etkileyici bir üslupla anlatıyor” deniyor.

İlk öykü “İçeride Kim Var?”la başlayalım, orada kalalım ve gerçekten evin içerisinde kimin olduğunu anlamaya çalışalım. Paranoyak ve takıntılı bir zihnin üçüncü tekil kişi anlatıcı aracılığıyla anlatılan öyküsü bu. İsmi belirsiz kahraman, tek başına yaşadığı evinde birilerinin eşyaların yerlerini sürekli değiştirdiğine inanmaktadır. Düşünüp hissettiklerimize yönelik temel ihlal gerçekleşir. Halının ucunun biraz kıvrılması, abajurun altındaki dantelin biraz kayması, eşofmanlarının sıcak olması her zamanki geometrik düzenin değiştiğine ve eve birilerinin girdiğine dair kanıtlardır ona göre. Tuhaf, garip, ürkütücü, rahatsız edici bir şeydir bu. Girenleri bir yakalasa evi ve apartmanı hemen bırakıp gidecektir. “Ama gidemez ki. Burayı onlara mı bırakacak? Anneciğinin emanetini, hatırasını…” Ev içi anılar eşyalardan ayrılamaz. Evin tarihi eşyanın tarihi demek. Durdukları yer karakterleri olmuş. Kahramanın zihnine çivilenmişler adeta.

Ev, bakkal, manav, kasap, kuruyemişçi, ev... Döner durmadan. Her gün aynı şeyleri yapar. Mekânlar arasında kaç adım olduğunu dahi bilir. Düzen takıntısı annesinden kaynaklıdır. Babası o küçükken onları terk edip gittiğinde dönmeyeceğini bilerek yıllarca beklemiştir. Sabırlıdır. Çalıştığı kurumda her türlü olumsuz duruma katlanmayı bilir. Ancak annesi öldükten sonra evin düzeni bozulmuş, o sıcaklık, güven ve kalıcılık kaybolmuş, karışıklık başlamıştır. Bir türlü toparlayamaz. Evden çıktıktan sonra birilerinin içeri girdiğinden şüphelenmektedir. Çıkarken kapıyı hep kilitler oysa. Eve temizlikçi gelmez. Arkadaşı yoktur ve hayvan da beslemez. Dolap içi, yüklük, yatak altı, perde arkası; dönüp durur ama kimseyi bulamaz. “Bunu yapanlar zaten içeridelerdi.”

Eylem ağırlıklı öyküde kahramanın zihni ve bedeni gibi her şey çok hızlı akıyor. Güller, kahramanın şüpheci ruh halini mekânda yerleri değişen eşyayla ve zamana dair döngülere hapsolan zihnindeki kırılmalar aracılığıyla vermede çok başarılı. Michel Butor, Roman Üstüne Denemeler’de şöyle diyor: “Nesneler, ‘işlev’lerinin dolaysız gerçekliği nedeniyle ve ‘sanat’tan söz edilir edilmez, ilk işlevlerini aşarak, kendilerini belirtenden başka bir işlev de üstlenirler: Sözgelimi, iyi çizilmiş, iyi işlenmiş bir çaydanlık, bir çaydanlıktır ama, bunun ötesinde de başka bir şeydir. İşte bu tür nesneler, bir tablo ya da bir kitap olan şu çok gizemli nesnenin işlevini bize gösterebilmektedir. Bu nesne öylesine bir özellik taşımaktadır ki, onun bir nesne olduğunu unuturuz genellikle.”

Nesne ve eşyaların düzenlenişi aracılığıyla hem kahramanın yaşam biçimi, felsefesi hem de yalnızlığı, takıntıları ve çıldırmaya doğru gidişi etkili biçimde veriliyor. Çizgisel zaman akışının kırılmasından hareketle de yadırgatma etkisiyle okur aktif kılınıyor. Nesneler ve eşyalar yer yer şiirsel bir işlev yükleniyor, yalın anlatım ve özlü betimlemelerle duyguları bir ışık çakımı gibi yükleniyorlar. Butor’un belirttiği gibi bir evin döşenme biçimi yalnızca şiirsel bir öneri rolü oynamaz, ama aynı zamanda tanıtıcı bir rol de oynar. Çünkü, bu nesneler, sandığımızdan çok daha fazla varlığımızla kaynaşmış nesnelerdir. Eşyaları, nesneleri betimlemek, bir bakıma zorunlu olarak kişileri betimlemek demektir: Çünkü, öyle şeyler vardır ki, bunları duyurmak ya da anlatabilmek için, eylemlerin geçtiği yerdeki dekoru ve dekorla ilgili ayrıntıları okurun gözü önüne sermek gerekir. “İçeride Kim Var?”da kahramanın paranoyak halleri eşyaların düzenlenişi ve düzenlerinin bozulmasıyla uyumlu.

Gelelim öyküde tekinsiz olana. Tekinsizliğin olayları belirsiz yapmakla ilgisi vardır: Olayların alışkanlık ve bilinirlik vasıtasıyla göründükleri gibi olmadığı ve rasyonalite ile mantığa meydan okuduğu hissiyle ilgilidir. Gizlinin aleni, tanıdığın rahatsız edici biçimde yabancı ya da tanınmayanın garip biçimde tanıdık olduğu durumlarda ortaya çıkan düşünceler ve duygular olarak tanımlanabilir.  Kahramanın kontrolü elinden kaçırması, annesinin kurduğu düzenin bozulması en temel ipuçları. Zaman akışının değişmesiyle gerçek olanla düşsel olan, canlı olanla olmayan arasındaki geleneksel sabit sınırlar bulanıklaşıyor, ikilikler sarsılıyor: içerisi-dışarısı, ev-güven; sokak, güvensizlik… İçeriye girenler eşyanın düzenini değiştirerek huzuru bozuyor, rahatsız ediyor. Kişi, artık kendini evinde hissetmiyor. Dışarıdan gelenler ve bu olayın sürekli tekrar etmesi eşyaların ve evin kurulu düzenini bozuyor. Onun için tek çözüm dışarıdan eve girenleri bulmak, sabrının ödülünü almak ve evi terk etmek. Mesaj aslında belli: evden kaç, sokağa çık! Ama sorun şu: kendinden kaçabilecek mi?

Sanatın rahatsız etme, yabancılaştırma, inançlarımızı, bildiklerimizi ve varsayımlarımızı sarsma gücüne dair fikirlerin tekinsizlikle yakından ilişkisi vardır. Gamze Güller, Türkiye toplumunun kapitalizm üzerinden gelenekselden moderne doğru geçirdiği dönüşümü; buna daha duyarlı karakterlerin yalnızlık içerisinde çıldırmaya doğru gidişatlarını, zamanının çizgisel akışını kırıp yadırgatma etkisi yaratarak, okura tekinsizi hissettirerek, eşyalar ve nesneler aracılığıyla ustaca kurguluyor.

KAYNAKÇA

Alberto Eiguer, Evin Bilinçdışı, Bağlam Yayınları, Türkçesi: Perge Akgün, Birinci Basım: Mart 2013.

Andrew Bennett&Nicholas Royle, Edebiyat, Eleştiri ve Kurama Giriş, Ayrıntı Yayınları, İngilizceden Çeviren: Deniz Tekin, Birinci Basım: 2018. 

Gamze Güller, Durmuş Saatler Dükkânı, İletişim Yayınları, 1. Basım, 2020.

Michel Butor, Roman Üstüne Denemeler, Düzlem Yayınları, Fransızca’dan Mehmet Rifat-Sema Rifat çevirisi, Birinci Basım: Şubat 1991.

Yaşar Çabuklu, Kovulanın İzi, Metis Yayınları, Birinci Basım: Eylül 2001.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

2017’nin En İyi 13 Vahşi Yaşam FotoğrafıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

28 Şubat 2026

Seyahat Planlarken İnsanlar En Çok Ney..

Seyahat planlamak heyecan verici olduğu kadar detaylı düşünmeyi gerektiren bir süreç. Gidilecek yerin seçilmesinden bütçe planlamasına, konaklamadan ulaşım alternatiflerine kadar birçok konu aynı anda değerlendirilir. Kimi insanlar spontane harek..

Devamı..

Şehir, Cinayet ve Sır

Mehmet Dinç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024