Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Kasım 2023

Öykü

Bu Kadar Kolay Olmamalıydı

Yeşim Günay

Paylaş

2

0


Tam saatiydi vapurun. Henüz uyanmıştı adam. Terasa çıktı. Tablo korkunçtu. Zemin boş şişelerin istilasında. Martılar her yeri pislemişti. Kadının cansız bedenini gagalamakla yetinmeyip valizin içindekileri de dağıtmışlardı. İçindeki bir iki ayakkabıyla birkaç giysi dışında boştu valiz. İçindeki martı bokunu saymazsa. Dün bu saatte gelmiş, güya sabahın ilk seferiyle kente geri gidecekti. Arkadaşlarıyla programı vardı.

Banyodan çıkıp gelmişti terasa alelacele. Çöp kamyonunu kaçırmak istemiyordu. Dün gecenin izleri hâlâ bedenindeydi. Terasın korkuluklarına dayandı, vapurun iskeleye yanaşmasını seyretti bir süre. Burundan bodoslama daldı vapur. Düdükle bir dumanı yükseldi göğe. Martıları çığlığı terastakinden farksızdı. Vapurun düdüğüyle bir havalandılar göğe. Göbekli çımacı koşarak geldi. Vapurdan atılan halatı babadan geçirip gerisin geri güvertedekine fırlattı. Kaptanın tornistanı tereyağından kıl çeker gibiydi. İki çımacı da bir kuvvetle asıldı halata, neredeyse sıfıra yakın yanaştı koca vapur içindeki onlarca insan yüküyle. Kadın dün akşam bu seferle adaya dönmeseydi bugün hayattaydı. Vapur her zamanki boşalma telaşında. Yürüme köprüsü konmadan atlayan gençler izdihamı bir nebze hafifletti. İskeleye yanaşmasından ayrılmasına kadar olan her şey dün gecekinden farksızdı. Kim bilir belki içindekiler de aynıydı.

Kirli atletini bile çıkarmadan yatmış. Kadının kanıydı atletini üzerindeki kırmızı lekeler. Ayrı kaldıkları kırk beş günün hatırına kadınının kafasında kırdığı şişeden sıçrayan kırmızının izi de şortundaydı. Bağırsaklarından güçlü bir gurultu koptu. Vapurun ışıkları söndü. Adamın gözü kadının cansız bedeninde. Kulağı sokağın yokuşunu tırmanan çöp kamyonunda. Kolundaki saate baktı. Tahmin ettiği gibi, yelkovan birin akrep dokuzun üstündeydi. Terasın yolu gören kenarına geçti. Bir fayton geçti. Çöp arabası meydanda durdu. Martılar uçuştu.  Kimi karşı binanın çatısına kimi denize doğru kanat çırptı. Kanatlarının sesi rüzgâr uğultusundan halliceydi. Onlar havada çöpçüler yerde koşuşturdu. Derken kamyon sokağı terk etti.

Göz ucuyla masanın altına baktı. Ardından gerisine, kapının eşiğindeki sarı valize. Olan olmuştu bir kere. Kadının şehirdeki arkadaşlarının telaşından habersizdi. Telefonun fişini çıkarmıştı. Çöp kamyonunun ardından, aşağıyı, yolun başını görecek kadar sarkıttı bedenini terasın duvarından. Her zamanki seyrindeydi sokak. Yarın seyahate çıkıyormuş gibi valiziyle aşağıya inecek, çöp presi çalışırken kendi elleriyle savuracaktı yükünü. Ya sonrası. Çöpçüleri kandırabilir miydi? Bu kadar kolay mıydı? Dün akşam top oynayan çocuklar bile aşağıdaydı. Sanki dünden ışınlanmışlardı. Değişen belki topun rengiydi. Ondan da emin olamadı. Bisiklet sürenler de aynıydı, üzerlerindeki tişörte kadar. Masa da bıraktığı gibiydi; dağınık ve pis.

Karıkoca değillerdi. Evlenmeden birliktelik ikisinin de tercihiydi. Hem adada hem şehirde yaşarlardı. İki farklı evde. Adamın tercihi adaydı, şehri pek sevmezdi. Çocukları da olmamıştı. Oysa on seneden fazladır beraberdiler. Kadın için, vapura binip şehre gitmek büyük bir sevinçti. Şehirdeki arkadaşlarıyla gezmesini, aile mezar yerini ziyaret etmesini bile severdi. Sudan bir şeyi bahane ederek gitmiş, kırk beş günün ardından birkaç giysisini almak için gelmişti son ada seferiyle dün.

Martılar karşı binanın çatısından takipteydi adamı. Dolunay vardı. Sarı gagaları karanlıkta belirgindi. Masanın altındaki karaltı, üstündeki yemekler, şişe kırıkları, dökülüp saçılan şarabın taş zemine işleyen kızıl gölgesi de dün akşamdandı. Ne yaptıysa bir daha gitmesin istediğindendi kadını. Masanın üstündeki boş şişeyi dikti kafasına. İçi doluymuşçasına içti. Dudaklarından dökülen varmışçasına elinin tersiyle sildi fazlalığı. Aynı anda ağzının içinde çevirdi olmayan yudumunu. Ayrık dişlerinin arasında yol alan kırmızıdan abartılı sesler çıktı. Gökyüzü yıldız doluydu.

Yalnızken şehrin ışıltısını seyreder, deli şeyler sokardı aklına. Aldatıldığına kadar. Dün gece de farksızdı; sevdiği kadının yolunu gözlemişti. Derken vapur gözükmüş. Kadehinin içine almış. Sallamış. İskeleye kadar taşımış. Ve yanaştırmıştı. Kırk beş günlük bir özlem vardı içinde. Kalabalığın içindeki her beyaz elbiseli kadını o zannediyordu. Ve dün muradına ermişti.

Masanın altına eğildi. Gözlerinden süzülen yaşlar kadının cansız bedenindeydi. Ona duyduğu özlemle yapmıştı her ne yaptıysa, bilsin istiyordu. Yüzünü yüzüne değdirdi. Dudaklarını dudaklarına. Martıların gagaladığı yerlerden kan sızıyordu. Üstüne uzandı. Sarıldı. Gecenin sessizliğinde yankılanarak yayıldı böğürtüsü.

Kapının zili çaldı…

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Hırvatistan, dünyanın ilk ücretsiz oku..Metin Rudar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Uğur Ugan

17 Nisan 2026

Dinçer Güçyeter: "İnsan, geçmişinden n..

Misafir işçi olarak Almanya’ya giden anne-babasının sessiz kalmış hikâyesini, üç kuşağa yayılan bir göç anlatısı olarak romana dönüştüren Dinçer Güçyeter ile Türkçe çevirisiyle “yuvaya” dönen “Almanya Masalımız..

Devamı..

Emperyalist Savaşlara Kitlesel Direniş..

M. A. Karlin

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024