Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

20 Eylül 2021

Öykü

Bunu Mutlaka Ezberlemeliyim

Eyyüp Yılmaz

Paylaş

3

0


Hava o kadar sıcaktı ki, odadaki birkaç sinek bile yer değiştirmekten aciz görünüyordu. Yer değiştirmemelerinin tek nedeni elbette sıcaklık değildi. Odanın tam ortasında, tavanda asılı duran, düşük devirde durmadan dönen eski model bir pervaneden de kaynaklanıyordu.

Yemek yenmiş fakat sofra toplanmamıştı. Sofrada, dibinde katılaşmış biraz çorba olan büyük bir kâse ile kurumuş ekmek duruyordu. Sofranın az ötesinde yaşlı bir adam, elinde plastikten yapılmış bir sinek öldürenle yaslandığı yerde kestiriyordu.

Çorba kâsesi sineklerin sabrını fazlasıyla zorluyordu. Tedirgin bir bekleyiş içinde şimdilik sadece ön ayaklarını birbirine sürtmekten başka ellerinden bir şey gelmiyordu. Onlar için tehlike, yaşlı adam ve sürekli elinin altında tutuğu sopa değildi. Asıl tehlike yukarıda da belirtiğimiz gibi şu tavanda asılı duran zımbırtının durmadan dönmesiydi. Çünkü o tavanda durmadan döndükçe onların da elleri kolları bağlanıyordu.

Yaşlı adam bir ara gözlerini açıp çorba kâsesine baktı, üzerinde bir tek sineğin olmayışına şaşırdı. Üşüdüğünü ve pervanenin durmadan döndüğünü fark ettiğinde ise yeni bir buluş yapmışçasına sevindi. Kalkıp pervaneyi kapattı. Sofraya yakın her zamanki minderine oturup, sırtını yastığa dayadı. Kâsesinin içinde katılaşmış çorbanın keyfini sürmek için sineklere tanıdığı süre böylece başlamış oluyordu. Çok kısa bir süre içinde, içerideki bütün sineklerin adeta sözleşmişçesine çorba kâsesine üşüşmeleri bir oldu. Üç beş derken sayıları belki onu geçti. Koca çorba kâsesinin başındaki bu didişme,  yaşlı adamı epey bir gerilere götürdü.

Kendi çocukluğunu hatırladı. Sekiz kardeş, anne ve babayla beraber akşamları –çoğu zaman tek çeşit olan– yemeğin etrafında oluşturdukları çemberi düşündü. Kardeşleriyle girdiği rekabetleri, bundan dolayı babanın öfkesine maruz kalmayı, ne pahasına olursa olsun sofrayı terk etmeme kuralını, sofrayı terk ettiği takdirde o geceyi aç geçirme ile sabitlediği tecrübesini ve daha bir sürü anıyı yarım yamalak anımsadı.

Sopayı iyice kavradı, üçerli bir sinek grubunu gözüne kestirdi ama bu düşüncesinden hemen vazgeçti. Bir acelesi, yapacak bir işi yoktu. Çorba kâsesi ne de olsa daha uzun süre orada kalacaktı. Çünkü karısı uzun süredir ortalıkta yoktu ve çoktan başka işlere daldığı için kısa sürede dönmeyeceğini de biliyordu.

Sinekler mi? Sineklerin zaten bir yere gittiği yoktu.

Yaşlı adam daha sonra o şen şakrak sofranın başından nasıl birer birer uçtuklarını, eskidiklerini ve eksildiklerini anımsayarak daha yakın bir döneme geldi. Kendi kurduğu aileyi, yoksulluk içinde ama durmadan yanan umudu, sofra başının tekrar şenlenmesini düşündü.

Hızla uçup giden zamanın döngüsünü –fakat bu sefer birkaç farkla mesela tükenmişliğini ve artık hiçbir işe yaramadığını– düşünerek gözleri nemlendi. Cebinden çıkardığı mendille burnunu, gözlerini ve zihnindekileri silip tekrar yerine koydu. Elinin altındaki sopayı tekrar yokladı, çok şükür yerinde duruyordu.

Yaşlı adam gömlek cebinde sürekli taşıdığı küçük bir dini kitap çıkardı, içinden bir bölümü okumaya koyuldu. Okuyup bitirdikten sonra “bunu mutlaka ezberlemeliyim” deyip bu işlemi aynı şekilde birkaç kere daha tekrarladı. Sonra küçük kitabı cebine koyup kâseye baktı. Aynı yerde duran üç sineğin iyice karınlarını doyurduğunu yavaşlayan hareketlerinden anladı. Sopayı titrek eli ile iyice kavradı ve bir süreliğine de olsa her şeyi unuttukları belli olan üçlü bir sinek gurubun başına indirmeye çalıştı. Plastik sopa henüz havadayken bütün sineklerin uçmasına aldırış etmeyen yaşlı adam, sanki sinekler ordaymışçasına boş kâseye darbeyi indirmekten geri kalmadı. Zorlanarak tabağın başına kadar geldi, katılaşmış çorbanın içine baktı. Sineklerden ölü ve yaralı yoktu. Umursamaz bir tavır içinde tekrar oturduğu mindere geri geri sürünerek iyice yerleşti, sırtını yastığa dayayarak gömlek cebindeki küçük kitabı çıkardı. Ezberlemeye çalıştığı bölüm kendiliğinden açıldı.

Yaşlı adam, “Bunu mutlaka ezberlemeliyim,” deyip tekrar okumaya başladı.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Öne Çıkanlar

Malala Yusufzay ile Kitaplar Üstüne: “..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Halil Yörükoğlu

24 Ağustos 2025

Banu Yıldıran Genç: “Okur problemimiz ..

Edebiyatta yeteneğe çok inanmam ama dilde sanırım biraz inanıyorum.Halil Yörükoğlu: Sevgili Banu,klasik bir girişle yani nasılsın demekle başlayacaktım ama hemen aklımdaki soruya geçmek istedim. Dünyanın herhangi bir yerinde..

Devamı..

Evlilik Hakkında Konuşmalıyız

B. Y. Genç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024