Bu tarz bir ikiyüzlülük karşısında tetikte olmamız şart…
ExxonMobil CEO’su Darren Woods, Donald Trump’a bir çağrı yaptı ve ABD’nin Paris İklim Anlaşması’nda kalması gerektiğini söyledi. Woods, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen yıllık BM iklim zirvesinde, karbon emisyonunu kontrol altında tutabilmek için küresel bir sisteme ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Woods bu sözlerle kamuoyunun hâlihazırda aşina olduğu bir yaklaşımı dile getirse de, yalnızca ExxonMobil değil, fosil yakıt üreten öteki şirketler de benzer bir tavır sergiliyor.
Görünüşe bakılırsa bu büyük şirketler – ki, ExxonMobil içlerinde en büyüğü – iklim değişikliğine ilişkin iddialı hedefler ortaya koyan Paris İklim Anlaşması’nın sürpriz destekçileri arasında. Oysa yıllardır hem iklimle ilgili gündemi karartmaya çalışıp hem de krizi ağırlaştıran ve bundan olağanüstü finansal kârlar elde eden firmalar bunlar. Şimdiyse iklim konusunu gündemde tutmaya çalıştıklarına inanmak biraz güç.
Muhtemelen bunun en makul açıklaması göz boyamaya çalıştıkları, iklim jargonuyla ifade edersek “yeşil göz boyama” peşinde oldukları. Mesela bir petrol şirketi emisyonunu dengelediğini iddia ettiğinde çoğu insan sezgisel olarak bu iddiada bir terslik olduğunu anlar çünkü itibar artırmaya yönelik bu tarz iddiaların uygulama açısından hiçbir inandırıcılığı bulunmaz. Üstelik hemen hemen herkes şunu bilir; bu firmalar küresel ısınmaya doğrudan etkisi olan fosil yakıtları yoğun bir biçimde çıkarmaya ve tedariğini gerçekleştirmeye devam ediyorlar.
Ancak şu an tanıklık ettiğimiz durum basit bir yeşil göz boyamadan ya da manşetlerde itibarlı görünme çabasından çok daha fazlası. Bu firmaların emisyon azaltmaya yönelik bir gündemle işbirliği yapıyormuş gibi görünmelerinin (ahlaki olmasa da) oldukça sağlam stratejik sebepleri var.

Küresel bir firmanın küresel bir çerçeveye ihtiyacı var
Bahse konu firmaların ölçek büyüklüğü, onların iklim değişikliğini konu alan standart hale getirilmiş küresel bir çerçeveden faydalanmasına imkân tanır. Bu sayede çok uluslu şirketler koordinasyon verimliliğini kendi menfaatleri için kullanır ve belirsizliklerini azaltırlar.
ExxonMobil’in patronu Woods’un uyarıları arasında “kutuplaşmış siyasi ortam” ve “politik döngüler esnasında bir ileri bir geri giden siyasi yaklaşımın” yol açacağı ekonomik etkiler de vardı. Bu açıdan bakıldığında elbette Paris İklim Anlaşması herhangi bir ülkedeki hükümet değişikliklerinden etkilenmez ve firmalara belli oranda stabilite sunar.
Üstelik fosil yakıt şirketlerinin masada olmakta daha fazla çıkarı var. Vermiş oldukları destek ve müzakerelere olan katılımları, yeşil ekonomiye geçiş sürecini (ve bu konudaki kararları) etkileyebilecekleri anlamına geliyor. Paris İklim Anlaşması’nı desteklemek muhtemelen iklimle ilgili söylemin gerçek bir parçası gibi görünmelerini, hatta bu konuda söz sahibi olmalarını ve dolayısıyla doğal gaz gibi yenilenebilir olmayan portföyler açısından kendilerine meşru bir zemin yaratmalarını sağlıyor.
ÇSY’nin Ç’si
Geleneksel ana akım yatırımcılar bile artık firmalardan çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (ESG/ÇSY) etkilerini göz önünde bulundurmalarını talep ediyor. Yani bu dev şirketler kendi yatırımcılarına bir şekilde ÇSY’nin Ç’sini yerine getirdiklerini göstermek zorundalar. Ne ölçüde samimi olduklarını elbette bilemeyiz ancak ortaya konan çabayı yorumlarken ihtiyatlı olmakta fayda var.
Meslektaşlarımla birlikte büyük firmaların sürdürülebilirliğe olan katkısını incelediğimizde yatırımcıların hakikaten de bazı sürdürülebilirlik faaliyetlerini ödüllendirdiğini ama bu konuda “çok fazla” şey yapan firmaların da cezalandırıldığını gördük. Zira şirketlerin sürdürülebilirlik için kimi operasyonlar ortaya koyduğu ilk kazan-kazan döneminden sonra sürdürülebilirliğin finansal performansta zayıflamaya yol açtığı kritik bir eşik vardır. Ve yatırımcılar şunu görmek ister: finansal performansını artırmaya yeter miktarda sürdürülebilirlik olsun ama orada durulsun, yani daha fazlası olmasın.

Dolayısıyla büyük petrol ve gaz şirketlerinin Paris İklim Anlaşması’na vermiş oldukları destek, özellikle de bu desteği politik açıdan tartışmalı bir döneme stratejik bir yanıt olarak anladığımızda çok şaşırtıcı değil.
Üstelik şu an iklimle ilgili ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini inkar etmek gibi bir şansları olmadığından ellerindeki en iyi seçenek statükoyu etkilememek. Güçlü aktörlerin katılımıysa öne sürebilecekleri çelişkiler sebebiyle eyleme geçme safhasında gecikmeye yol açarak “iklim çıkmazı” olarak adlandırdığımız durumu ortaya çıkarabilir.
Şüphe duymak için iyi bir neden
Şüpheci olmak için başka nedenlerimiz de var. Meslektaşlarımla birlikte yaptığımız araştırmalarda petrol ve gaz endüstrisinin çoğunlukla insan hakları konusunda duyarsız davrandığını ve sosyal sorumluluk iddialarının da gerçeği yansıtmadığını gördük. Bazı büyük firmaların hesap verilebilirlik politikaları vardı ancak bu politikalar da genellikler firmaların fiilen gerçekleştirdiği üç beş eylemi abartmaya yönelikti.
ÇYS açısından kaygılı olan paydaşlar bu firmaların sözde insan hakları politikalarına bakarak güven duyabilirler ama bilhassa büyük ölçekli petrol ve madencilik şirketlerinin tedarik zincirindeki insan hakları ihlalleri aşikâr ve bu ihlaller dolayısıyla zarar gören pek az kişinin maddi ya da manevi zararı tazmin ediliyor.
Bu tarz bir ikiyüzlülük karşısında tetikte olmamız şart çünkü bahse konu büyük petrol ve gaz şirketlerinin iklim meselesinde kendilerini küresel birer vatandaş olarak öne atmaları şüpheli bir durum ve gerçek niyetlerinden kuşku duymamız gayet olağan.
Asıl gayelerinin emisyonları azaltmak için hızlı bir yöntem bulmak olmadığına kuşku yok. Hamleleri daha ziyade iklim değişikliğiyle ilgili temel normların gelişimine, hâlihazırdaki fosil yakıt çıkarma ve satma prosedürlerinin lehine olacak biçimde etki etme girişimi olarak yorumlanabilir.
Görünürdeki bu uyumsuzluk karşısında kamuoyunun tepkisini gözlemlemek ilginç olacak. Petrol ve gaz şirketlerinin bu tutumları gerçek bir u-dönüşü olarak mı görülecek yoksa giderek daha fazla aciliyet arz eden bir konuda bariz bir ikiyüzlülük gösterdikleri için kınanacaklar mı?






