Melih Günaydın yeni romanında ilk romanına göre daha edebi bir siyasi polisiye yazarak çıtayı biraz daha yukarıya çekiyor.
Genç yazar Melih Günaydın, ilk polisiye romanıyla edebiyat dünyasına etkileyici bir giriş yapmış ve ses getirmişti. Sürgün Avı, 2020 Kayıp Rıhtım Yılın En’lerinde Yılın En İyi Yerli Polisiyesi seçildi, aynı sene Kristal Kelepçe Ödülleri’nde finalist oldu. Günaydın’ın yeni polisiye romanı Buzlar Çözülünce geçtiğimiz günlerde Düşbaz Kitaplar etiketiyle okurla buluştu. Günaydın, ilk romanında Ortadoğu coğrafyasının sınırlarına, Arap Baharı’na, Avrupa'nın konferans salonlarına, sosyal medya ağlarına, Türkiye'nin kırk-kırk beş yıl öncesine, polisler tarafından öldürülen gençlerin hikâyelerine uzanıyordu. Suriyeli, Kürt, Türk kahramanlar, göçmenler, yoksul üniversite öğrencileri, gözüpek gazeteciler, sınır kaçakçıları, polisleri soruşturan polisler romanın merkez ve yan karakterini oluşturuyordu. Romanın kurgusal anlamda en temel özelliği üç ana eksende ilerlemesi ve sonunda bu eksenlerin kesişmesiydi. Okurdan yoğun emek ve sabır isteyen ama sonunda katarsis yaşatan karmaşık bir romandı Sürgün Avı.
“İlk romanı Sürgün Avı ile polisiye edebiyatımıza vaatkâr bir giriş yapmıştı Melih Günaydın. Yeni romanı Buzlar Çözülünce’de kaleminin daha da geliştiğini görmek sevindirici. Toplumsal hayatın yakıcı gerçeklerine dayanan suç kurgusuyla, gerilimli atmosferiyle, olayları ve karakterleriyle çok doyurucu bir polisiye…” diyor arka kapak notunda Ömer Türkeş.
Gelelim Günaydın’ın ikinci romanı Buzlar Çözülünce’ye. Romanın ilk ekseninde yer alan Kıdemli polis Defne eşinden ayrılır, oğluyla birlikte ailesinin yanına taşınır.
Kavga gürültü süren aile hayatı, Kartepe’de kaybolan dağcı öğrencileri arayan ekiplerin bulduğu cesetle iyice içinden çıkılmaz hallere bürünür. Donarak öldüğü düşünülen maktul, aranan dağcılardan biri değildir, travestidir. Defne, yardımcısı Memo ile birlikte üstlerin baştan savma yaklaşımlarına rağmen özellikle maktulun kolundaki dövmeden hareketle araştırmalarını yoğunlaştırır. Romanın ikinci ekseninde yer alan Ali, yaşadığı kâbuslardan kurtulmak için gittiği psikologun istediği resimleri çizip -ev, insan, ağaç- eve dönerken dikkatini, metro istasyonunda duvarlara asılmış resimler çeker. Bunlar daha önce çalıştığı çocuk kitabındaki çizimlere benzer. Ekibindeki pedagog, ondan kimi objeleri çıkarmasını ister, çünkü kullandığı bazı görseller fallik öğeler içerir. Resimlerde de benzer motifler söz konusudur. Ekibiyle birlikte resimlerin kimler tarafından yapıldığının peşine düşen Ali, gerilim dolu bir dünyaya hızla geçiş yapar.
Günaydın, ilk romanı Sürgün Avı’nı üç ana eksen üzerinden kurgulamış, her eksen üzerinden son ana kadar canlı tuttuğu merak unsurlarıyla, soluk soluğa okunan nitelikli bir siyasi polisiye roman ortaya çıkarmıştı. Yazar bu kez yeni romanı Buzlar Çözülünce'i iki ana eksen üzerinden kurgulamış. Kurgu, dil ve odağa aldığı meseleler kadar geçmiş, şimdi ve gelecek arasında köprüler kurmuş yine. İlk romana göre kesinlikle daha yalın, özlü, akıcı, tempolu ve anlaşılır bir roman var elimizde. Yazar, zamanın ruhunu her zamanki gibi yeniden iyi bir biçimde yakalamayı başarmış. Sol-siyasi polisiyelerin hiç de yabancısı olmadığı coğrafi, sosyolojik, tarihsel ve zihinsel mekânlar; mültecilik, cinsiyet eşitsizliği, çocuk istismarı gibi izlekler romanın temel meseleleri olarak derin yapıda yerlerini almış.
Melih Günaydın yeni romanında ilk romanına göre daha edebi bir siyasi polisiye yazarak çıtayı biraz daha yukarıya çekiyor. Türkiye tarihinin en karmaşık olaylarından birine odaklanan daha derinlikli bir siyasi polisiye yazabileceği konusunda beklenti yaratıyor.






