Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

15 Eylül 2021

Öykü

Çingene Mahallesinde Yanlış Bir Aşkın Tarifi

Tayfun Çelebi

Paylaş

2

0


     Bir boşluğun içinde yankılanıyordu tenim. Nereye çarpsam çarpmadığım karşı bir duvardan yükseliyordum. Kendimi kendi sesimle sustururken başka ağızlarla konuşuyordum. Sessiz evlerin, kepenksiz dükkânların, perdenin zar gibi örtüğü pencerelerin önünden geçiyordum. Sanki biri bir şey sorsa sessizlikle bağıracaktım. Sanki biri peşimden gelip beni boğazlayacaktı. Soğuk adımlar ve terlemiş bakışlarla geçiyordum sokaklardan.

     Yolların tozuyla tozuturken balkonlara bakıyordum. Balkonu olmayanı evden saymıyormuşum gibi somurtarak ilerliyordum. Pencereden bir yansıma görsem şu astigmatımı aralayıp bakıyordum. Ancak kimse yoktu ortalıkta. Zazacanın küfürleriyle homurdanan yaşlı insanlar vardı kahvehane önlerinde. Devlet diliyle küfür edilmez diye resmi bir yönetmelik vardı. Kurumsal bir dilin düzlemine dökülmeyen küfürler, bir fısıltıyla siyah poşetlerde dağıtılıyordu kulaklara.

     İlerliyordum, bir sokaktan iki defa geçmemeye özen gösteriyordum. Çünkü bazı caddelerin altı iki defa çizilmez ayaklarla. Yolun yapısı hassas bir öfkeyle yoğrulmuştur. Ayaklar çok fazla basarsa yırtılır o yollar. Ve öfkeli bir kalabalığa teslim olur insan.

      Evlerden geçtikçe umudum azalıyordu. Sanki bir camda görsem yansımasını her şey hallolacaktı.  Sanki yattığı yeri bilsem aslanı tanıyacaktım. Ancak denk gelemedim bugün de. Üç gündür aynı mahallenin ayak basmadığım sokağı, balkonuna uzatmağım bakışım kalmadı. Biraz daha kalsam yerlisi olacaktım sokağın.

     Küfürlerle indim aşağılara, gözlerimi sakınıyordum. Tanınmak büyük bir günah sayılıyordu buralarda. Kimsenin beni görmeyeceği adımlarla ilerlerken ulan Aytunç beni mi kandırdın yanlış adres mi verdin? Kaç gündür mucize eseri kendimi dövdürtmeden sıyrılıp gidiyorum bu sokaklardan. Ulan Aytunç ulan…

    Yurda vardığımda ayaklarımı kara sularla yıkadıktan sonra ‘ yeter artık konuşmanın vakti geldi. ‘ dedim kendi kendime.  Konuşmayan şeylerin büyüdüğünü ve büyük şeylerin de konuşulamayacağına iman getirerek ilerleyen susmalarla yükseltiyordum iç sesimi. Kendimle beraber verdiğim kararların onunla yüzleştiğimde unutulup gittiğini gördükçe yeni kararlar alıp yeni gitmelere yol açıyordum.

     Ama bu sefer kararlıydım konuşacaktım. Bir kere bile olsa ses tellerim seni seviyor diye titremeliydi. Kalbim bunca titremelere gebeyken ses tellerimin kısır olması tahammül edilemez bir durumdu çünkü. 

    Sabah, gece aldığım kararla sözleşmiş gibi tam zamanında araladı gözlerimi. Heyecana dair bir şey yoktu daha. Ve konuşuncaya kadar onunla karşılaşmama kararı aldım. Çünkü görsem kararımın heyecanımdan kararması korkutuyordu beni.

   Ve ben susmayı artık taşıyamıyordum dilimin ucunda. Ne olursa olsun konuşulup bitmesi lazımdı. Çünkü suskunluğun büyüttüğü, büyümenin suskunlaştırdığı bir döngü döndürüyordu başımı.

   Evet, öğle arasında, yemekten sonra konuşacaktım. Evet, evet kesinlikle konuşacaktım. Dördüncü dersin sonunda ağır adımlarla ilerlerken yemekhaneye, aynı koridorun sessizliğiyle karşılaştım onun ayak sesleriyle. 2 metre genişliğinde bir koridordu. O sağdan geliyordu ben de soldan gidiyordum. Kalbimin hâkimiyetini kaybettim. Duvara yanaştıkça artık duvara sürtünüyordum resmen. Duvara yanaştıkça kırmızı renkle badanası yapılmış bir beton döndüm. Damarlarım sertleşmişti mor halkalarla. Yanımdan geçmişti ve ben zaten yemekten sonra konuşacağım diye tırnaklarımla deşmeye çalıştım betonumun kırmızı badanasını.

     İnsan heyecanlanınca soluk borusunda bir taş taşır ağırlığınca. Bu soluktan yapılmış taş, soluksuz bırakıyordu beni. Aytunç’un yanına gittim yemekten sonra. “Ulan Aytunç, git ve benimle konuşması için ikna et onu,” dedim. Bak çardakta oturuyor arkadaşlarıyla ben de koridorda bekleyeceğim dedim.

    Koridorun penceresinden bakıyordum. Acaba konuşmasam daha mı iyi olacaktı. Hayır, hayır kesin konuşacağım. Peki ya bir daha konuşmama olasılığı yerine her zaman bir konuşma ihtimalli taşısa dilim, bu daha karlı değil mi? Hayır, hayır kesin konuşacağım. Allah’ım bana doğru geliyor. Evet, ilk defa değil bana doğru gelmesi ancak bana yönelip geliyor. Doğru gelmekle yönelip gelmek ayrı şey. İçimdeki bir ihtimali öldürmemek için gitsem mi acaba. Hayır, hayır kesin…

   Ve o ses, ilk defa başka kulaklar için değil bizzat benim için bana yönelik bana doğru seslendi.

“Benimle konuşmak istemişsin.”

Seninle konuşmak için bir nedene ihtiyacı olmamalı insanın. Kızılay benim gibi depremzedelere temel ihtiyaç diye senin sesini dağıtmalı. Dedim içimden.

“Evet, konuşmak istemişsin, karşındayım söyle.”

“Şey, hımm, ben uzun süredir senden hoşlanıyorum,” diye kanatmaya çalıştım diş etlerimi hafif seslerin fısıltısıyla.

“Ben okulumu değiştiriyorum, gideceğim buradan.”

“Nereye gidiyorsun, niye gidiyorsun?” dedim sanki nedenlerin gitmelere haklılık getirebileceğini düşünerek.

“Ailem bu okulda devam etmemi istemiyor, evimize yakın bir okula geçeceğim.”

“Başka bir seçenek yok mu? Seni uzun süredir seviyorum. Kaç gündür yeni mahallede belki denk gelirim sana diye ayak basmadığım yer kalmadı,” dedim fısıltıdan mırıltıya geçerek.

“Ben yeni mahallede, çingenelerin mahallesinde yaşamıyorum ki,” dedi alaylı bir gülmenin aşağılık tınısıyla.

“Neyse ders başlayacak ben gidiyorum. Var mı başka diyeceğin,” dedi kelimeleri savurarak.

“Seni seviyorum,” dedim noktası konulmuş cümlenin ardından büyük bir harfle bağırır gibi.

Ve gitti, bir ihtimalin olasılığını da götürdü yanında. Hem çingene mahallesinde yaşasan ne olacak ki dedim içimden. Yazları serin olan kalın okul kaloriferine yaslandım. Evet, şu an acı çekmeliyim şu an ellerimin arasına almalıyım başımı, görenler bir aşkın son kozuyla masaya bırakılmış gibi bulmalı beni. Ama niye çingene mahallesinde yaşamıyor olasın ki dedim.

Ama bana seni sevmiyorum demedi ki. Evet, evet öyle bir şey demedi. Bu da bir ihtimal değil mi?

Ulan Aytunç ulan haklı değil miyim?  

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Modern Dünyanın Anlatı KriziStuart Jeffries
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

13 Temmuz 2025

Vizesiz Tatil Yapabileceğiniz Yerler

Farklı kültürler tanımak ve yeni yerler keşfetmek istiyorsanız, bütçenizi yormayan bir tatil için Türkiye’den vizesiz gidilen ülkeleri tercih edebilirsiniz. Hem kolay hem de ekonomik yurt dışı tatili için sadece pasaport ve kimlik kartıyla gidilen çok sayıda yer b..

Devamı..

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

Çağnam Erkmen

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024