“Ne zaman toplayacaksın şu odanı?”
Çocukluğum, annemin “derli toplu oda” hayalini gerçekleştirememenin mahcubiyeti ile geçti. Dağınıklık benim için eforsuz, öyle kendiliğinden gelişen; ancak dışarıdan birinin söylemesi ile fark edeceğim bir şeydi.
Anlamını bilmeden kullandığım kelimeler gibi, sası bir tatla toplardım odamı her seferinde. Toplarken, yine aynı eforsuzlukla, daha da dağıttığım günler çoğunluktaydı. Derli toplu oda nedir, neden lazımdır, toplayınca ne olacaktır gibi meraklara vakit ayırmadan tamamen annemin tansiyonunu düşürmek amaçlı bir acil müdahale gibi görürdüm oda toplama işini. E, böyle bir geçmişle, Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan Dağınık Oda’ya da kayıtsız kalamadım tabii.
Ozan, gündüz düşlerinde uzun süredir ortalıkta görünmeyen hamsterı Zilla’nın peşine düşen; merakla beklediği Godzilla filmini bir an önce görme derdinde olan, bir yandan da kendisi için özel biriyle muhtemel bir randevu ihtimaline heyecanlanan epeyce tanıdık bir çocuk.
Her çocuk gibi onun da dünya için küçük kendisi için dev gündemleri var anlayacağınız. Ve her çocuk gibi onun da ancak bir otoritenin hatırlatmasıyla fark ettiği sorumlulukları var. Günden güne kaosa dönen, bir girenin bir daha çıkamadığı “dağınık oda”sını toplamak gibi.
“Bu dağınıklık toplanmadan dışarı çıkmak yok!”
Nasıl? Bu cümleyi okurken sizin kulağınızda da son noktayı koyan bir anne sesi çınladı mı? Ozan, kompozisyon ödevi, arkadaşlarla sinema, kem küm, diyemeden kendi dağınıklığı içinde buluveriyor kendini. Nereden başlamalı peki?
Anlamanın yolu, odaklanmaktan geçer. Kitabın yazarı Sabri Safiye, evvela bu dağınıklığın merkezine götürüyor bizi. İlk durağımız, Dağınıklık Ülkesi.
Ozan ve Zilla ile birlikte kaybolanların, unutulanların ve kesinlikle olması gereken yerde olmayanların arasında bir maceraya dalıyoruz.
Bir yanda “bırak dağınık kalsın”cılar, bir yanda “düzen, tertip, tasnif” yanlıları; itiraf edeyim okur olarak başta ben bile işin içinden çıkamadım. Hakikaten “ben nasılsa kendi aradığımı buluyorum” diyerek dağınıklığa göz mü yummalı yoksa keskin bir kararlılıkla tastamam “düzensizlik karşıtı” mı olmalı?
E yanıt pek de beklenmedik değil, elbette bu işte de bir “denge” olmalı. Zihin kargaşasına yer vermeyecek kadar topluluk, tüm zamanı düzenli olma çabasına harcatmayacak kadar dağınıklık iyidir. Birbirine zıt iki uç arasında gidip gelmiş olan herkes en makul yerin tam ortası olduğunu bilir.
İki kitaptan oluşan Tüylü Bir Uzaylı Macerası serisinin yazarı Sabri Safiye’nin akıcı anlatımı, Dağınık Oda’da da kendini belli ediyor. Ahmet Uzun’un çizimleriyle daha da canlanan hikâye “Odanızı toplayın evladım”dan ziyade yapmak istediklerimiz ve sorumluluklarımız arasında bir denge kurmanın önemini vurguluyor. Ve bu açıdan yine bir kitap daha hem yetişkinlere hem çocuklara hitap ediyor.
Bu hikâye, odamızı toplayalım diye gözümüzün içine bakan annelerimize ve tecrübeleri üst üste dizdikçe hayatta dengelerini bulan çocuklarımıza. İyi okumalar herkese.
Yaşasın çocuk kitapları.






