Yok yoook ben anlarım. Bir işler var bu Turgay’da. Baksana şu oturuşa. Şimdi ayağa kalktı gerçi, baksana şu duruşa. Gerçi olmayabilir de. Bu adamın, değişik şeyler oluyor İsmail, dediğinde dişe dokunur hiçbir şey çıkmadığı da çok olur ama dur bakalım. Elbet anlarız yakında.
“Değişik şeyler oluyor İsmail.”
Ulan bir cümle söyleyip öyle de çıkılmaz ki odadan. Sen bunu söylemeden ben yukarda zaten yazmışım bir bokluk olduğunu. Tamam oğlum sen demeden ben anladım zaten sende değişik şeyler havası olduğunu. Düdük!
Biz Turgay’la özbeöz kankardeşiz. O nasıl iş demeyin. Biz tam yedi yaşında kankardeş olduk bununla. Buna özbeöz denmez de neye denir. O zırtapoz biraderime mi? O hepten başka bir mesele. Birbirimizin her şeyini biliriz sizin anlayacağınız. Doğru söyleyip dayak yediğimiz günleri de yalan söyleyip yırttığımız olayları da… Hepsini birlikte yaşadık.
İlkokulun ilk günü sevdim bu herifi. Öğretmen yan yana oturtmuştu bizi. Ben ona bakmıyorum, o bana. Ben yabani o benden yabani. Son derse kadar öyle geçti. Son derste ben altıma işedim. Evet ya, altıma işedim. Korktum öğretmene sıkıştım demeye. Pantolonumun tüm suyu emeceğini düşündüm ama olmadı. Sıra Turgay’ın oturduğu tarafa doğru eğimli olduğu için benden kaçan sular olduğu gibi ona gitmiş, ikimizin pantolonları anca çekmişti tüm suyu. Bu sadece bir an irkilip sıçrar gibi olduktan sonra bana bakmış, utancımdan ağlamaya başlayacağım sırada hiç sesini çıkarmadan bana cesaret vermişti. Hey gidi. Sınıftan en son çıkıp kimseye rezil olmadan bitirebilmiştim o günü. Sonra kan kardeş olmak çok kolay oldu, demek isterdim ama bu sefer de daha cam kırığını koluna değdirmeden Turgay altına işedi, ödeştik. Hey hey gidi gidi.
Defterlerde kopyala yapıştır olmaması ne güzel bir şey. Yoksa bininci kez yazdığım şu cümleleri tembelliğim yüzünden öylece yapıştıracaktım ve sonra daha çok sıkılacaktım. Yazalım kardeşim, yazalım. Yoksa bu ömür nasıl geçer?
Yani Turgay kardeşim, biliyorsun ben de çok normal değilim. Konuşacak biri olmadığında hemen elim kaleme kağıda gidiyor. Söylenmeyecek sözleri de buraya yazıyorum, dayanamadığım sırları da bu defter hapsediyor biliyorsun ne demeye böyle saklıyorsun olanı biteni. Anlatsan şu kardeşine de hem sen hem ben rahatlasak olmaz mı? Yok olmaz. Üç gün kendini dinleyecek pezevenk. Dördüncü gün başı sıkışınca gelecek başıma tam uykuya dalacağım anda. Ne denir ki? Atsan atılmıyor satsan satılmıyor kan kardeş dediğin.
Değişik şeyler oluyormuş! Yok hani şu Ömer’e ödeyemediğin borcundan mı utanıyorsun? İki hafta oldu hala söylemedin bana. Emrah mıydı neydi o çocuğun adı? Senin yerine onu müdür yapacaklarını sağır sultan duydu, bana söylemeyince ihtimaller azaldı mı sanıyorsun? Şu apartman yöneticisi kadının adı neydi? Seda mıydı? Ben ona söyledim bile aidatları ödemekte bir iki ay sıkıntı olabileceğini. Hiç problem çıkarmadı, bilakis yazın zaten çok masraf çıkmıyor dedi. Uğur’un İzmir’de nerede kalacağını da baban düşünsün be adam! Tercihleri yaparken bi kere sordu mu, abi nereyi yazayım, diye?
Nereye gitti ki bu şimdi? Değişik şeyler oluyormuş! Alfabe’nin ilk harfinin A olduğunu öğrendiğinde de öyle demişti bu değişik: “Çok değişik” Ulan bu yoksa fala mı inanmaya başladı. Merkür tersosu geliyormuş ya. Götün götün gelip öbür gezegenlere çarpıp tüm evrenin ayarını bozacakmış bu gezegen. Nerdeydi o twit? Neyse sonra bakarım. Değişik!
Seda Ap Yöntci?
“Acelesi yok demiştim İsmail Bey, Turgay Bey bu yılın bütün aidatlarını verince size yazayım dedim. Çok mahcup duruyordu bir şey diyemedim.”
Ulan Değişik! Ne haltlar çeviriyorsun sen? Hırsız mı oldun bu yaşta?
Ömer?
“Patron sağolasın yaa, ben de zor durumda diye söylemeye çekiniyordum. Unutmuş da ondan vermemiş parayı meğer. Artık nasıl çıtlattıysan İsmail deyince bi şey anlamadı ama ilaç gibi geldi valla bu para. Öperim yanaklarından.”
Acaba bunu hapse atsalar beni de yardım yataklıktan alırlar mı? Değişik şeyler oluyor Turgay! Açsana ulan şu telefonu!
Uğur Turgay?
“İsmail abi çok teşekkür ederim abimle konuşmuşsun. Sen olmasan o beş yıl benle küs kalırdı. Sen İzmir’e git evi beğen gerisi bende dedi. Dile benden ne dilersen hdghhdfh.”
Yani?
“Yanisi değişik şeyler oluyor İsmail! Aç bak sayısalı hangi sayılar tutmuş? Bi de şu telefondaki kupona bak!”
Laaannn! diye sıçramışım ne zaman gelip arkamdan defteri okumaya başladıysa hayvan. Ödüm bokuma karıştı. Kupon nerde diye sordum, bankanın uygulamasından hesabını gösterip yine “Değişik şeyler oluyor İsmail” dedi. Ne yapacaksın peki, dedim. Gidip yatacağını söyledi. Sabaha da şirketi satın alıp Emrah’ı kovacakmış.
Hala aklı o aksak müdür koltuğunda. Sabahı bekleyemeden rüyasında görmek için hemen yatmaya gitti kesin. Ben bilmem mi malımı? Değişik!
Uyan Turgay, uyan. Değişik şeyler oluyor.






